Esaretin Bedeli

Yıllar henüz beni akıllandırmamış ki birşeylerin daha iyi olabileceğine dair kuvvetli inançlarım var o sıralar. Aşağı yukarı 2011. İstanbul’un en güzel amfisinde, bir hoca ders anlatıyor, ben ise bir ensede kaybolmuşum. Günlerden Paraskevi, ben namaza gitmemişim Kıbrıs meselesinin iç yüzünü dinlemek için. Çantasından bir dal parçası çıkarttı ve dedi bu dal parçası Magosa’dan. GözüRead More

Ses

Çığlık atacak bakışlar nezaretinde geçtim köprülerinden Her sesi gördüm İnce ve narin Canlı ve parlak İlahi bir duadan amin demeden geçerken Yırlandım Sessiz çığlıkların ezgizinden. O köprü ki Çinvat gibi ince Sesler! Can çekişen kuduz köpeklerin Ve bir yortu gibi geyik yavrularının katli Yırtıcı kuşların kemani çığlıkları ile ahengi Duydum Azap ve al alRead More

Merhaba

“Yaşıyorlar, fakat, görmek istemiyorum. Dört gözlüğüm var. İkisini kullanıyorum. Biri yedek, birisi nerede biliyorum. Soğuk soğuk esiyor ense kökümde ölüm korkusu. Ayaklarımın altından damla damla sızıyor zaman. Tüm taşlar ıslak! Yüküm ağır, ben bir dağım. Sokağa çıkmıyorum acımasın diye güzel sandığım insanlar.”

Gece Hayatı

“Hayatımdan ve kendimden başka bir şeylerden bahsetmediğim izlenimine kapıldım. Benimle bu izlenimi paylaşan birileri var mı, yok mu bilmiyorum. Çünkü kimin neden okuyacağını bir türlü kestiremediğim yazıların arasında yaşıyor Hikmet Çaybükü. Bir süre daha, belki, yaşamaya devam edecek, bilmiyorum. Ben geceleri uyuyamamanın ne kadar kötü bir tecrübe olduğunu biliyorum. Geceleri uyumamanın bir tercih meselesiRead More

Fatma Abla, Güzelim…

O zamanlar bodrum katında yaşıyorduk. Arzum Evler… İki ayrı bloktan oluşuyordu bu arzu. Biz B blokta oturuyorduk ve nedendir bilmem A ve B harfleri arasındaki öncelik sonralık ilişkisi o küçücük benliğimdeki gururu rahat bırakmıyordu. Her ne kadar B harfi A’dan sonra gelse de bizim bloğun çok daha güzel olduğuna inanıyor, kendime bunu sık sıkRead More

Beklemeliyim

Perdeleri oldu olası sevmemişimdir. İzlenmek çoğunluğun hoşuna gitmez biliyorum ama saklanmakta benim hoşuma gitmiyor. Sabahları yatağından kalkar kalkmaz perdeyi açıp güneşi selamlayan insanlardan değilim. Öyle olmak gibi bir düşüncemde yok zaten Tam tersi güneşin beni yatağımda yakalamasını seviyorum. Günün ilk ışıklarının beni rahatsız etmesini ardından ise alarmın çalmasına son beş dakika kala uyandırmış olmasıRead More

Üçüncü Çoğul Şahıs

“Ben artık orta yaşlarına gelmiş bir insanım. Etrafa bakınca gördüklerim eskiden gördüklerime göre çok değişti. Burada ağırlıklı olarak kastettiğim benden gayrısının değişimi değil. Benim -bakınca- gördüklerimin değişmesi -bazen bakmadan da görmeye başladım çünkü- . İnsan yaşı ilerledikçe iyimserliğin gençliğe dair bir durum olduğunu daha da iyi anlıyor. Ve insan yaşlandıkça kendi hislerini ifade ettiğiRead More

İnkılap

Mısır Çarşısı nefesini boğaza doğru soluduğunda baharat kokusuyla mesaisi başlardı İstanbul’un kuyumcu kuyumcu gezerdim tarihin sokaklarında altın kaplama saatleri satmak için günlüğüm tek seferlik iki katına çıkarıldığında kovulduğumu anladım daha şiir yazmaya başlamamıştım. Küreği çok sıkarsan ellerin su toplar yumuşak dokularım ayalarımı sularken öğrendim dişlerimi sıkar gibi sıktıkça küreği, bileklerime yağan yağmur ne kadarRead More

Güvercinlerin ağzına zeytin dalı sokuşturan hiç aç kalmamış olmalı

Hanım balkondaki masama kurutmak için tarhana sermiş. Hani şu ucuz bir lamba ya da abajur almak için gidilip de masa sandalye alınıp durduk yere adamı masrafa sokan büyük dükkan var ya! Ha işte oradan aldığım iki kişilik ahşap mavi masanın üzerine serivermiş tarhanaları. Ben bu masanın ortasına adaşım olan parlak mustafayı taşıdım arabamın bagajında;Read More

Keşmekeş

Hadi, gayret, bu sefer oldu olacak derken, pimi çekilmiş de ben etrafıma şaşkın şaşkın bakarken patlamışçasına dağılan, biriktirdiğim ne varsa. Bir türlü atamamışım düşman siperine. Zayiat hep mi bizden? Hâlbuki çok mu şey istiyorum demek istiyorum saçlarınız muhteşem olmuş diyen güvenlik görevlisine, vermek yahu, bir hayatta, dişimden tırnağımdan arttırdıklarımı. Sığacık’taki o balıklar gibi mezataRead More

Devam

Ne çok ihtiyacım var zamana Ömür sıktıkça avuçlarımdan Tutulmaz bir su gibi akıyor Öyle döngüsel bir ızdırap ki kendisi Dur burada dediğim her mutlu anı Bir sebep bulup geri alıyor. Eş, dost, akraba Olur, böyle ‘hayat bu’ diyor. Aynı insan olmuyorsun ama Kalkınca düştüğün yerden; Sen bir umutla yine sakla umutlarını En derinine kiRead More

Suudi Arabistan’ın Sokak Lezzetleri

Beni bilenler yemek yemeyi ne kadar sevdiğimi de bilirler. Sabah uyanınca ”Bugün ne yesem.” diye güne başlayanlardanım ben. “Başlayanlardanım” dedim ama, böyle bir grup insan var değil mi? Yiyeceğim şeyleri düşünmek bile beni mutlu eder. Olayın vehametini daha iyi açıklayacak bir anımı da paylaşayım hemen. Kız kardeşim bir süre Londra ‘da yaşamıştı. O zamanlar yeğenimRead More

Şemsiyemin Ucu

Buralara kışın hep yağmur yağar. Eğer şanslıysanız şu karşıki tepelerin zirveleri bazen beyaza çalar, o da birkaç günde yok olur gider. Tabiri caiz olmaz ama buralarda yağmurlar hep arsızca yağar, rüzgarla sırt sırta suratınızı ahlaksızca döver. Sokakta kediler yorulur kaçmaktan, yağmura çoktan alışmış zavallılar. Köpeklerin gözlerinde çaresiz bir bıkkınlık, sığınacak ne bir ağaç altı ne de bir kuytu köşeleri kalmış. Fakat yağmurRead More

Beyaz Çarşaf ve Döngüde Kaybolan Semboller

Doğumumdan bu yana on sekiz ay geçmişti. Bedenim hastane odasında bir sedyenin ortasında öylece duruyordu. Üzerime atıverdikleri alelade beyaz bir çarşaf, annemin zihninde ölüm ve yaşam arasında sarkaçlanan varlığımın son bulduğunun bildirisiydi. Schrödinger’in kedisini duymuşsunuzdur. Hani kutu açılana kadar ölümü diri mi olduğu muallakta olan meşhur kedi. Ben de onun için o kedi gibiydim.Read More

Melali Anlamak

Bambaşka diyarların çocuklarını ağırlıyoruz soframızda. “Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı…  Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok!”. Aralarında yaşı küçük olanlar var. Kendi ülkelerinin haritadaki yerini gösterirken minik parmakları tedirgin oluyor. Bizim oyunlarımızdan hemen sıkılıyor, evdeki diğer çocuklarla kardeş kardeş oynamaya koşuyorlar.  Biraz daha büyümüş olanları ise hemen seçebiliyorum aralarından. Daha buğulu bakıyor gözleri. BurayıRead More

Ne muazzez bir çatışmaydı seninle sevişmek

Bu mağara tek kişilik Galerisine fikir dünyamı açtım ben okunamaz dille yazdım duvarlarına sesimi Nişlerini tırnaklarımı kanatarak açtım Aklımın yağıyla yaktım kandillerini Oysa şimdi Adımları zihnimin antrelerinde dolaşıyor Şehre çektiğim perdeyi aralıyor gözleri Ve öldürmeye yaklaşmışken Havva’yı Tekrar diriltiyor bakışları Adem’i. Ki Adem çocuklarıyla paylaştı senin bereketli memeni. Ondan iç içe geçmişti günah veRead More

Mutlak karanlık

Görebilmek için karanlığa ihtiyacı var, gözlerimin. Çok daha fazla siyaha. Mutlak karanlığına, mağaraların. Ve duyabilmek için seni, sedasına durgun suların. O su ki güzel annemin rahmine atıldığında dünyaya atılan akışın da hicranıydı. Adem, suların hicran ile ruha raptı insanın mükemmel acılarıydı. Ya adandım mı ben hangi oğlumu kesmek için Hangi ağaç kovuğunda sandınız kutsalRead More

Hoşça Kal

Hoşça kal elimde tuttuğum kelebekler Hoşça kal dilimde tuttuğum cümleler Hoşça kal güzel mahallem Hoşça kal üst kattan bakkala inen kova Amma illa pencereye çarpan kova Hoşça kal sadece dondurma alıyoruz diye bize bozulan Ahmet, gizli tabirimizle Haydar ki kavgaya sopasıyla en önde gider Hoşça kal trafikte sıkışan itfaiye Hoşça kal yemek kokuları iştahımıRead More

Benlikler Yok Ediyoruz

İnsanları ne kadar benliğimin içinde hissetsem, benim yakınlarıma bile uğramak istemiyorlar. Bütünlükten bahsetmek istiyorum. Bir olmak demiyorum. Sadece bütün olmak. Bir bütünlük oluşturalım. O kadar farklı karakteri, benliği nasıl bir araya getirip bir düzen oluşturacağız diye düşünüyorsunuz değil mi? Biz düzen sevmiyor muyuz? Kural sevmiyor muyuz? Bizde şuan bütünlüğü sürü olmamız gerektiği söylendiği içinRead More

Birinci Tekil Şahıs -II

” Kafamdaki peruğa, yüzümdeki ucuz pudraya, ruja, makyaja alışmam yarım saat sürdü. Şuan ben kimim umurumda değil. Sadece heyecanlıyım. Bir karar aldık, bir yola çıktık ve hayatta riskler alan birisiyim. Birazdan kapıdan gireceğim. Sıra alacağım. Bir kaç kelime dökülecek ağzımdan. Bir kaç imza, telefon sonrası, kapıdan görevimi tamamlayıp çıkacağım. Ben uslanmaz bir gönül hırsızıyım.Read More

İradenin serüveni ve Adem

Ben sürekli evrilirim. Kılık kıyafetimden tutun da hayallerime kadar. Fikir dünyam hep uzayarak zamanın ötesine geçmeye çalışır. Sonra irademin tahakkümü altında ezilirim. Bu eziklik oldukça kutsal bir eziklik. Yaratılan bir zamanın dışına çıkmaya çalışan bir insan aklının kusurlu ezikliği. Kemter olmak, mutlak kusursuzluk karşısında hürriyet katar aklıma. İnsan iradesinin sonu yoktur ve Akıl, sınırRead More

Kar

Kar yağacak sen pencereden bakacaksın Süzülerek inene salınarak açacaksın ellerini Beyazı kutsayacak kelimelerin belli ki Bu bir seremonidir, şimdi seni çağlayacak zaman Kallavi bir maskedir insan yüzü, yarın yırtılacak Bu şarkıya en çok senin dinleyişin yakışacak. Kar yağacak sen sokak lambasında kalacaksın Yayılarak inene ışıyarak açacaksın kalbini Işığı kutsayacak duaların belli ki Bu görkemliRead More

Birinci Tekil Şahıs – I

“Herhangi bir günün herhangi bir saatindeyiz. Farz edin ben bir doktorum. Cinsiyetim erkek. Yaşım 36. Evliyim. Benim evlilik tecrübem bana şunu öğretti; 10. seneden sonra doğru eş ve yanlış eş yoktur. Sadece eş vardır. Eşle yapılan her şey belirli bir seremoninin parçasıdır. Cinsel ilişki ile aile ziyareti birbirini mükemmel şekilde tamamlayan iki keyifsiz ayrıntıdır.Read More

Herşeyi Daha Anlaşılır Yapacak Ara Bölüm

” Hikmet Çaybükü evrenine yakından bir bakış sunacağım. Hani animelerin sezon arasında hikayeyi özetleyen bir bölüm olur ya bu yazıya o gözle bakılmalı. Şayet Hikmet Çaybükü’ye dair okuduğunuz ilk yazı buysa da aslında çok da yanlış bir yazı değil. Hikmet kendisinden üçüncü şahıs veya birinci çoğul şahıs olarak bahseden insanlara tepki olarak doğmamıştır. HikmetRead More

Hızır

Kainatı anlamanın ufkunda battım, Hızır! Şimdi herşey yeni baştan öğretilmeli bana. Karanlığa denkliğin ortasında kaldım, Hızır! Sönen kandillerime şua aramak kaldı bana. Sözlerimle aklıma hükmettiğimi sanarken Aklımın evrilmesiyle doğurtulan yeni dünya. Toprak ananın uçurum güvertelerinde seyrim Sonunda işte yine kendimi aramak kaldı bana.