ketcap mayonez

urfa. ağustos ayı. ısıcak. öyle ki, güneş sanki ışık yollamıyor da alevden sapsarı okları yağdırıyor, oklar başınızdan girip beyninize, omzunuzdan bedeninize süzülerek yakıyor adeta. “iliğine kadar üşümek” deyiminin zıt kutubu burda iliğine kadar hissediliyor. ateş gibi ısıcak arnavut kaldırımı, altınızda fırınRead More

Eski-II

Günlerimi düştüğü yerden kaldırmaya korkar oldum Dostum. Her dokunuşumda kum doluyor avuçlarıma. Sonra her kafadan binbir ses yükseliyor. Bu betondan şehrin manasızlığına düzdüğüm hicivlerin hiçbiri ayrılığın acısını azaltmıyor. Gökdelenlere, AVM’lere çirkef attığımla kalıyorum anlayacağın. Ama başka türlü de katlanılmıyor uzaklığın ıstırabına.Read More

Eski

Her şeyden önce, dosta gelmiş geçmiş zamanlar dolusu selam ile.. Bir mektup daha yazmak geçti aklımdan bir vakit evvel, “yazacağım zamanı geldiğinde” dedikten bir müddet sonra. Sonra, ben severim ama,sen geldin aklıma, yükün daha çok artmasın dedim, belki başı eğlencedir amma,Read More

Bindallı Siyaset

Abi biliyor musun ben ne zaman sövsem konu siyasete kayıyor. Acaip bir özellik gelişti bende, kaldırımdaki aksaklıktan da başlasam, geç gelen otobusten de konuyu önce siyasete sonra sonra tek bir kişiye indirgeyebiliyorum. Bundan çıkarımlarım da oluyor, bu ülke Tek Adamın kaldıramayacağı kadar çok küfür ettiriyor. Büyük Meclisler kurulmalı abii bize, binlerce adamı binlerce odası, herkes elini taşın altına koymalı ve bu küfür bana galiba demeli sahiplenmeli. Bence bu tarz harcamalar göze çok batmamalı.