Bir Çocuktan Kaleko

İsmi mukaddes Kral’ın adı ile…

Ne diyordu o Karadeniz ağıdı? “Ben bir cahil çocuğum sevdana dayanamam.”

Kimi zaman yüzüne bakarken tıpkı böyle geçiyor içimden. Ben hala küçücük bir çocuğum işte, diyor içimde bir kıvrak ses, hala minik bir çocuğum ben. Anlayış göster, hırpalama diyor.

“Bize hatalarımızı bağışla” diyen İsa duası da geçiyor arada. Selvi Boylum’dan “Kızma ne olur, benim elimden bir şey gelmez ki.” diyen Asya sesi.

Kocaman gülümsemesiyle hayatıma girdiği Aralık gününden beri her şey daha anlamlı, her şey daha umut dolu oysa. Keşke bir yolu olsaydı diyorum ona bunları anlatmanın, korkular basıyor hep, “Acaba söylersem ürker mi, korkar mı? Çocuk bu hala, büyümemiş.” der mi?

Sustuğumda, kendi içime döndüğümde, “Yanımda sıkılıyor herhalde” diye düşündüğünü zannediyorum. Oysa içimden neler geçiyor o zamanlar, hepsini kelimelere döksem kesin korkar, diyorum, arada bir cümle çıkıveriyor zar zor; o da gülümsüyor sonra…

Bir gülümseme ki dostum, insan içine girip bir korunaklı mağara gibi, içinde uyumak istiyor.

Bir gülümseme ki başka kimseler görmesin diye gizli dualar geçiyor içimden. Gülümsemesinde denizler dalgalanıyor dostum, ormanların derin sesi geliyor sürekli. Hani şu bir tarafı diğerinden daha yüksekte olan asimetrik gülümsemelerden.

Hangi şairdi adını unuttum. Şöyle demişti bu tip gülümsemeler için:

“There is no cure for what a smile’s cut deep.” (Bir gülümsemenin derince kestiği yara için derman yoktur.)

Aslında unutmadım bunu yazan şairin adını. Zira kendim yazdım. Prag’da. Bir otobüste.

Gülümsemesi durup konuşmaya başladığında sesi var bir de. Sıcacık. Sese sarılıp uyuyası geliyor insanın. Durmadan konuşsun, bu ses ince bir çağlayan gibi sürekli aksın istiyorum.

Aksın da dertlerimizi götürsün.

Ne zaman bir akarsu kenarına gitsek “Suya dertlerini anlat, alsın götürsün” der annem. Bu bana, akarsu kenarına gidip günahlarını suya itiraf eden Yahudi adetini hatırlatırdı hep. Meğer gerçekmiş.

Onun sesi gibisi alır götürürmüş her şeyi.

Uzun yıllardır en sevdiğim Mascha Kaleko’nun şiirleri bile daha anlamlı belki şimdi. Her dizesi başka dünya Kaleko ablamız şöyle diyor:

“Mir ist zuweilen so als ob

Das Herz in mir zerbrach.

Ich hab manchmal Heimweh.

Ich weiss nur nicht, wonach”

 

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.