Pasta

Yazıp yazıp siliyorum, okuyup okuyup unuttuğum gibi. Okuduklarımı herkes hatırlıyor, yazdıklarımı kimse bilmiyor. Ben her temmuz böyle olurum. Aralıkta da başka türlü olurum. Siz siz olun kimseye minnettar olmayın. Ya da ne istiyorsanız öyle olun. Ben insanlığa minnettarım. Beni bir danayı sevdiği gibi sevmediği için. Önce başımı okşayıp, sonra kesip yemediği için minnettarım. YineRead More

Hoşça Kal

Hoşça kal elimde tuttuğum kelebekler Hoşça kal dilimde tuttuğum cümleler Hoşça kal güzel mahallem Hoşça kal üst kattan bakkala inen kova Amma illa pencereye çarpan kova Hoşça kal sadece dondurma alıyoruz diye bize bozulan Ahmet, gizli tabirimizle Haydar ki kavgaya sopasıyla en önde gider Hoşça kal trafikte sıkışan itfaiye Hoşça kal yemek kokuları iştahımıRead More

Çok Serçeli Adam

Bu günlerde hayatının son günlerini yaşıyormuşçasına tüm düşmanlarını arıyor. Sizi de ararsa şaşırmayın, telefonu yüzüne kapatmayın. Sakince susmasını bekleyin, hat’ta kalın. Bir serçeye attığı ekmek kırıntılarını anlatabilir örneğin size. İnsan açken anlıyor ki ekmek kırıntıları birleşip kocaman bir lokmayı oluşturuyor. Bu yüzden bir lokma ekmeğiniz bile değerli gelebiliyor gözünüze. Sonra serçenin bu küçücük kırıntılarlaRead More

Çok Namuslu Adam

Onu bilenler bilir. çakmak taşımaz, namussuzluğundan değil. yanaşır masalardan birine “çakmağınızı alabilir miyim?” karşı cinse sorduysa bu soruyu “ateş” demez yanlış anlaşılmamak uğruna. çok namuslu biridir hülasa. dört kişilik masalar değildir tercihi. şöyle en fazla iki kişilik bi masaya oturur ki yer gasp etmesin. “bu sandalye boş mu?”  “evet elbette alabilirsiniz” demeye kalmadan bakmışRead More

Hiç

Bu oyun oynanacak bir şey değildi. Aşktı. “Sevgi yetmez.” dedi karşı taraf, “Nasıl yapıyorsunuz?” dedi beri taraf, “Hiç tanımadığınız biriyle nasıl yatıyorsunuz?” Gülümsedi karşı taraf. Derin bir sessizlik oldu. “Şimdi senin o hiç gelmeyen otobüsünü mü bekleyeceğiz?” “İşte geldi!” dedi beri taraf. Kalbinde derin bir üzüntüyle.  Geçen buluşmada iki tane otobüs geçmişti, sırf birazRead More

Havadan Sudan

Tırtıl’ın en büyük korkusu bir daha aşık olamamaktır. Siz değerli insanların en büyük fobisi ne? Yükseklik mi? Kapalı kalmak mı, yoksa bomboş bir arazide gece yarısı yapayalnız kalmak mı? Benim fobimi bilirsiniz: Hiç uçamamak. Tırtıl, bir gün aşık olursam uçmaya benzer bir şeyler hissedeceğimi söyledi, sanki uçabilmiş gibi. Ben de ona: “Eğer gördüğün herkesRead More

Hiç Gitmediği Şehirleri Özleyen Kadın

Defterinin son sayfasını açtı. Bomboş defterin son sayfası… “Yazacaklarım bu kadar.” dedi. Her şey, yazacaklarının hepsi bitmiş gibi yaptı bunu. Sakindi. Son sevdiği, hiç bilmediği bir memleketin adamıydı. Artık öyle uzaktı ki kadına, kadın hiçbir duygu hissetmiyordu içinde. Sevgi hüzne, hüzün özleme, özlem ezbere karıştı. Ezberden sevdiğini fark edince durdu kadın. Bir tekerlemeye dönüşmüştüRead More

Sümüklü Böcek

-Neden anneme benzer tüm çizdiğim kadınlar? -Sen ananı sümüğünle mi resmediyorsun? -Ne yapayım? Bu da benim mürekkebim. -İyiymiş. Sümüklüsün diye mi terk etti annen seni? -Sen artık uçsana! Hayallerini gerçekleştiremeyen herkes gibi etrafındakilere sarıyorsun. -Sümüklü bö-cek! Duvarda gezecek! -O da ne saçma manidir! -Tamam tamam. Betonda yazıp çiziyorsun ama merdivenlere fazla yanaşma. Az evvelRead More

Çok Değişik Adam

Yemeklerde soğan ve sarımsak yemezdi. İnsanlar bunu kendileriyle öpüşmek için yaptığını sanırdı. Aslında zavallı adam midesinden rahatsızdı ve ömrü boyunca da kimseyi öpmedi. Son zamanlarda yine midesi yüzünden alkol, sigara, çay ve kahve de içemiyordu. Genelde süt içerdi ve muhabbetleri hep sütün faydaları üzerine dönerdi. Epey sıkıcı bir herif olup çıkmıştı. İlişkilerden de midesi bulanırdı.Read More

Saate Bakalı Kaç Dakika Olmuş Diye Saate Bakan Adam

Tik taklarını sayıyordu saatinin. Şu “Sahnede bir silah varsa mutlaka patlamalıdır.” kuralına bir çözüm getirilsin istiyordu. Az önce izlediği oyunda dört el ateş edilmiş, adamın kulak zarları adeta delinmişti. Bedava izlediğinden midir nedir oyunu hiç beğenmemişti. Tiyatronun kafesinde çalışırdı saate bakan adam. Aynı zamanda sahneyi temizleyip dekora hazır hale koymak da işlerinin arasındaydı. GeceninRead More

Hafize Hanım

Binalar yükseldikçe gökyüzü uzaklaşıyor, farkında mısınız? Bomboş bir arazide gökyüzü bir insan kolu mesafesindedir, küçücük bedeninizle gökdelenlerin arasında kalmaya görün o vakit gökyüzü derin, uzak, soluk. Hafize Hanım köyüne döndüydü de kırk yıl sonra yan komşusuyla atıştıydı tapu için. “Bir metre sana, yok bu metre bana!” Tuhaf yollu atışmalar… “İstanbul’da gökyüzünü göremezdiniz bodrum katında,Read More

Düşler Kurdu

Düşler kurdu onlar ilk önce, düşman vurdu kanatlı. Çünkü düşmanın kanadı vardı. Düşler buldu onlar ilk önce düşler buldu kanatlı. Düşler vurdu onlar ilk önce kırıldı düştü düşün kanadı. Kırıldı, düştü, kanadı.  

Atilla ile Maide

Hikayeye nereden başlasam bilemiyorum. Belki de en çok bildiğim taraftan Atilla’dan başlamalıyım. Atilla gündüzleri uyuyan, geceleri sarhoş olan bi adam. Hiç ayık görmedim onu şu son üç beş sene içinde. Maide gitti gideli Atilla böyledir, zaten ayık kafayla da çekilmez, yani o ayık olduğu vakit. Bildiğiniz üzere ben hep ayık gezerim. Siz de ayıkRead More

Münferit Vakalar Tefrikası 2

Sanki tüm hayatımı, boş çabalarımı, gereksiz uğraşlarımı küçümsermişçesine. Babamın ben toyluk yaptığımda dediği gibi: hıhh. “Akıl okumak, kitap okumaya benzemez.” dedi, yüzünü yine denize döndü. Sonra aklına büyük bir fikir gelmişçesine: “Bir sigara verirsen öğretirim.” dedi. “İçmiyorum ki,” dedim “ama biraz beklerseniz getiririm.” “Olur.” dedi. Koşarak sahil kenarındaki büfeye gittim. Bir paket kaliteli sigaraRead More

A’mâk-ı Hayâl

Gönlü, uzun yıllar önce aşk ve şehvet savaşının ortasında kalıp yara almıştı. Bu sebeple onu göğüs kafesinden hiç çıkarmazdı. Gün geldi, gönül teninin yarası gönül ruhuna sıçradı. O vakit sahip, hekim hekim gezip derdine derman aramağa koyuldu. Birinci hekim cahildi. “Asla!” diyordu. “Bir daha izin verme gönlüne. Havai uçuşlarda bir yara daha alırsa iflahRead More

Yurttan Sesler

Odada sekiz kişi kalıyorlar. Biri üç gecedir yok. Kaldı yedi. Geceleri biri  horlar, biri sayıklar, biri dişlerini gıcırdatır, biri hiç uyumaz, biri bilgisayar oyunu oynar, biri uyur, biri düşünür. Düşünür de neyi düşünür? Kızı düşünür, ailesini, bu ayki bursunu, taksitleri, borçları, hiç uyumayan arkadaşından sigara otlanıp otlanmamayı düşünür.  Kitap okuma lambası almış. Delici bir ışık huzmesi. Siz insanoğluRead More

Düşünmeyen Adam

Le Penseur, üniversitelerden kalkıp tımarhanelere oturduğundan beri Adam düşünmüyordu. Delilik, akıl oyunundan, kimyasal dengesizlikten, sosyal baskının yarattığı bunalımdan çıkıp kişisel bir suça, bir yalnızlığa, bir itilmişliğe dönüştüğünden beri Adam düşünmüyordu. O sanırdı ki delilik öyle bir akıl uçuşudur ki insan kendini tümden unutur ve yine sanırdı ki deli olmanın tek sebebi bolca dert çekmektir.Read More

Mani

Sonra birtakım parçalarımı bir yerlere bırakıyorum. -A! Bu ayna sizin mi? Pek de güzelmiş. -Dışı bizim, içi sizindir. -Dışı bizi yakar, içi sizi desenize. -Ah! İlahi yine güldürdünüz bizi. İyi sıhhatte oldunuz maşallah. -Amacım sizi korkutmak değil. Bir buse alıp zamandan gideceğim. -Kuzum sizin orda zaman yok mu? -Olmaz mı? Hem de saman kadar!Read More

İnsektisit

Düşünsenize elma kurtlarının elleri bile yok. Evet, bazı insanların elleri yok ama belki ayakları var ya da gözleri en kötü ihtimal burnu, hiçbir şeyi yoksa kalbi var. Bazen acaba bir kalbim var mı diye merak ediyorum. Kalpsiz, zalim görüyorum kendimi. Realistim belki de.  Realist kelimesini siz insanlardan öğrendim. Teşekkür ederim. Şey-eşyanın tekiliymiş, eşya şeylerRead More

Üçel Ma

Bir varmış bir yokmuş Aç çokmuş ama Sorsan hepsi tokmuş Acılar taze umutlar çokmuş Bir varmış hiç yokmuş İnsanlar gördüm ömrümde Beyaz badanalı insanlar Siyah insanlar aradılar Ki griyi çoğaltsınlar Siyah ellerini üzerine dikti İşaret parmağı dedi Bak bu işaret parmağı Bu da yüzük parmağı olsun Yüzük icat edilince takmağa Bir kapı çıktı karşımaRead More

Kasım

Ağlamadan önce kulaklarımda gök gürültüsüne benzer bir uğultu duyarım bazen. Bu genellikle uçmak istediğim zaman olur. Kanatlarımın olduğunu, aya dek uçtuğumu düşünürüm. Ayın sıcaklığını hissettiğimde limitimi anlar ve yeryüzüne inerim. O zaman uçmanın bile bir sınırı olduğunu varsayarım ve gözyaşlarım diner. Benim asla renkli ve hayranlık uyandıran kanatlarım olmayacak. İnsanlar benim koleksiyonumu istemeyecek, BokRead More

Kış Bahçesi

Yapraklarını bir bir döktü. Canı acıdı mı? Bilmiyorum. Ölmenin ne demek olduğunu bilmiyorum. Öbür dünyada sizin üniversite tercihlerinize benzer bir sistem olduğunu düşünüyorum. Kimi insan, kimi kurt, kimi lale, kimi sümbül, kimi gül, kimi bülbül, kimi leyla, kimi mecnun olmayı seçiyor. Hangi puanla buraya atandım bilmiyorum, hangi akla hizmet kurt oldum onu da. “İnsanlarınRead More

En İyi Arkadaşım Bir Fare

Geceyi mutfağınızda geçirebilir miyim, John? Öyle ya, tencere her zaman umut vadeder. Şimdi sorsam sana ne pişireceksin Ya da ne düşüneceksin o boş kafanda? Cevabın yok eminim. Ah sevgili John, Biliyorsun, Sen bu satırları okurken Ben çoktan acıkmış olacağım. Ne dersin, bu küçük dostuna Mutfakta kemireceği bir şey var mı? Kaygılanma, İşim zihninle değil.Read More

Klozete Çömen Adam

İnsanı insana anlatacak değilim. Boyum o kadar büyük değil. Ama ne çare ki canım dedikodu istiyor. Tuvaletlerde pek gezinmem ama gezinirken de çok şey izlerim. İnsanların içini görmek hoşuma gider. Tüm pisliklerini burada akıtırlar. Pislikten kastım dışkı değil. O hepimizin yaptığı biyolojik bir şey. İnsanların kötülükleridir benim dediğim. Bir okul tuvaletinde tecavüz, bir şantiyeRead More