Çok Serçeli Adam

Bu günlerde hayatının son günlerini yaşıyormuşçasına tüm düşmanlarını arıyor. Sizi de ararsa şaşırmayın, telefonu yüzüne kapatmayın. Sakince susmasını bekleyin, hat’ta kalın. Bir serçeye attığı ekmek kırıntılarını anlatabilir örneğin size. İnsan açken anlıyor ki ekmek kırıntıları birleşip kocaman bir lokmayı oluşturuyor. BuRead More

Çok Namuslu Adam

Onu bilenler bilir. çakmak taşımaz, namussuzluğundan değil. yanaşır masalardan birine “çakmağınızı alabilir miyim?” karşı cinse sorduysa bu soruyu “ateş” demez yanlış anlaşılmamak uğruna. çok namuslu biridir hülasa. dört kişilik masalar değildir tercihi. şöyle en fazla iki kişilik bi masaya oturur kiRead More

Hiç

Bu oyun oynanacak bir şey değildi. Aşktı. “Sevgi yetmez.” dedi karşı taraf, “Nasıl yapıyorsunuz?” dedi beri taraf, “Hiç tanımadığınız biriyle nasıl yatıyorsunuz?” Gülümsedi karşı taraf. Derin bir sessizlik oldu. “Şimdi senin o hiç gelmeyen otobüsünü mü bekleyeceğiz?” “İşte geldi!” dedi beriRead More

Havadan Sudan

Tırtıl’ın en büyük korkusu bir daha aşık olamamaktır. Siz değerli insanların en büyük fobisi ne? Yükseklik mi? Kapalı kalmak mı, yoksa bomboş bir arazide gece yarısı yapayalnız kalmak mı? Benim fobimi bilirsiniz: Hiç uçamamak. Tırtıl, bir gün aşık olursam uçmaya benzerRead More

Sümüklü Böcek

-Neden anneme benzer tüm çizdiğim kadınlar? -Sen ananı sümüğünle mi resmediyorsun? -Ne yapayım? Bu da benim mürekkebim. -İyiymiş. Sümüklüsün diye mi terk etti annen seni? -Sen artık uçsana! Hayallerini gerçekleştiremeyen herkes gibi etrafındakilere sarıyorsun. -Sümüklü bö-cek! Duvarda gezecek! -O da neRead More

Çok Değişik Adam

Yemeklerde soğan ve sarımsak yemezdi. İnsanlar bunu kendileriyle öpüşmek için yaptığını sanırdı. Aslında zavallı adam midesinden rahatsızdı ve ömrü boyunca da kimseyi öpmedi. Son zamanlarda yine midesi yüzünden alkol, sigara, çay ve kahve de içemiyordu. Genelde süt içerdi ve muhabbetleri hep sütünRead More

Hafize Hanım

Binalar yükseldikçe gökyüzü uzaklaşıyor, farkında mısınız? Bomboş bir arazide gökyüzü bir insan kolu mesafesindedir, küçücük bedeninizle gökdelenlerin arasında kalmaya görün o vakit gökyüzü derin, uzak, soluk. Hafize Hanım köyüne döndüydü de kırk yıl sonra yan komşusuyla atıştıydı tapu için. “Bir metreRead More

Düşler Kurdu

Düşler kurdu onlar ilk önce, düşman vurdu kanatlı. Çünkü düşmanın kanadı vardı. Düşler buldu onlar ilk önce düşler buldu kanatlı. Düşler vurdu onlar ilk önce kırıldı düştü düşün kanadı. Kırıldı, düştü, kanadı.  

Atilla ile Maide

Hikayeye nereden başlasam bilemiyorum. Belki de en çok bildiğim taraftan Atilla’dan başlamalıyım. Atilla gündüzleri uyuyan, geceleri sarhoş olan bi adam. Hiç ayık görmedim onu şu son üç beş sene içinde. Maide gitti gideli Atilla böyledir, zaten ayık kafayla da çekilmez, yaniRead More

Yurttan Sesler

Odada sekiz kişi kalıyorlar. Biri üç gecedir yok. Kaldı yedi. Geceleri biri  horlar, biri sayıklar, biri dişlerini gıcırdatır, biri hiç uyumaz, biri bilgisayar oyunu oynar, biri uyur, biri düşünür. Düşünür de neyi düşünür? Kızı düşünür, ailesini, bu ayki bursunu, taksitleri, borçları, hiç uyumayan arkadaşındanRead More

Düşünmeyen Adam

Le Penseur, üniversitelerden kalkıp tımarhanelere oturduğundan beri Adam düşünmüyordu. Delilik, akıl oyunundan, kimyasal dengesizlikten, sosyal baskının yarattığı bunalımdan çıkıp kişisel bir suça, bir yalnızlığa, bir itilmişliğe dönüştüğünden beri Adam düşünmüyordu. O sanırdı ki delilik öyle bir akıl uçuşudur ki insan kendiniRead More

Mani

Sonra birtakım parçalarımı bir yerlere bırakıyorum. -A! Bu ayna sizin mi? Pek de güzelmiş. -Dışı bizim, içi sizindir. -Dışı bizi yakar, içi sizi desenize. -Ah! İlahi yine güldürdünüz bizi. İyi sıhhatte oldunuz maşallah. -Amacım sizi korkutmak değil. Bir buse alıp zamandanRead More

Üçel Ma

Bir varmış bir yokmuş Aç çokmuş ama Sorsan hepsi tokmuş Acılar taze umutlar çokmuş Bir varmış hiç yokmuş İnsanlar gördüm ömrümde Beyaz badanalı insanlar Siyah insanlar aradılar Ki griyi çoğaltsınlar Siyah ellerini üzerine dikti İşaret parmağı dedi Bak bu işaret parmağıRead More

Kasım

Ağlamadan önce kulaklarımda gök gürültüsüne benzer bir uğultu duyarım bazen. Bu genellikle uçmak istediğim zaman olur. Kanatlarımın olduğunu, aya dek uçtuğumu düşünürüm. Ayın sıcaklığını hissettiğimde limitimi anlar ve yeryüzüne inerim. O zaman uçmanın bile bir sınırı olduğunu varsayarım ve gözyaşlarım diner.Read More