Batu’ma

Batu’m, sevgili dostum, Sana yazarken farkettim. Batu hiç de şairane bir isim değil. İnsan Batu’ma diye başlar mı bir mektuba? Batu diye biriyle dertleşmez insan, Batu diye biriyle sadece çıkılır, sokaklarda serserilik yapılır, sonra unutulur gider Batu kişisi. Batu’lar az birazRead More

REBEKA HANIM’IN PORTAKALLARI

Viyana’daki dostum Aysun’a, Milas Musevi Mezarlığı armağanıdır. Avuçlarındaki bir tutam saç, uzaktaki koyların ardından batan güneşten daha sarı. Köpüklerin fısıltısı, cansıkıcı, ruh boğucu, nefes aldırmayıp bir anda ferahlatan Temmuz sıcağı ile yıkanan akşamüzerleri. Uzun ikindiler boyu beraberce toplanmış deniz kabukları, dere yatağındanRead More

Bahçemiz

Çocukluğuma dair hiç bir şeyi özlemedim. Eski evimizin bahçesi hariç. Bahçenin tam karşısında, sıradan güllere benzemeyen fakat ne zaman hayali gözümün önüne gelse içimi bir ferahlık kaplayan kırmızı bir sarmaşık gülü vardı. Dik duramaz, kendi başına hareket edemez, ve hemen yanındakiRead More

TOZLAR VE KIRIK HAYAL PARÇALARI

“İyi de, ben seni sevmiyorum ki.” Kavruk, sinsi bir gülüş takip etti ardından. Öğle sonrası güneşi, çapraz sütunlar halinde odaya doluyordu. Dantel perdeler hafifçe kımıldadı yerlerinden. Güneş ışığı vurunca görülen ev içi tozları, hareketlendi. “Sofrayı kaldır. Hem çocuk da okuldan çıktıRead More

Neptunbrunnen

Taksi, büsbütün yabancısı olduğum bu şehrin ara sokaklarında dolandıkça ihtiyacım olan tüm gücü de yavaş yavaş içime dolduruyor. Havaalanından aldığım tek kullanımlık kartlarla Berlin’i arıyorum. Anneme geldiğimi haber veriyorum, Adrian’ın nasıl olduğunu soruyorum. Okula gitmiş çoktan, bu iyi. Taksi penceresinden sokağıRead More

Cumartesi

“Aşk maşk yalan kızım” dedi sinirle, “Çıkar kafandan bu işi yapmayı.” Kızdığı zamanlar gözlerinin yeşili daha bir belirginleşir, her zaman bakışlarına hakim olan o buğulu, o akışkan hava bir anda kesifleşir, sertleşir, donardı. Kızdığını oradan anlardım. Sonra kendimi yoklar, acaba neRead More

Masallar

Çocukken okuduğum masallardan birini hiç unutmam. Masal yine bilindik başlangıçlarla başlar. Genç bir kral ile kraliçe, her şeyin mutluluk ve huzur içinde süregeldiği ülkelerinde yaşayıp gitmektedirler. Birbirlerini çok sevmektedirler, halk da onları. Lakin masal bu ya, hayatlarında her şeyin mükemmel olduğuRead More

Gidiş – I

Havalanında dış hatlar terminalinde yürüyordum. İşte yıllardır beklediğim an gelmişti, ve bu ülkeye bir daha dönmemek üzere, başka diyarlara uçuyordum. Gerekli işlemleri tamamlamış, uçağın kalkmasını, ruhsuz demir havaalanı banklarında oturarak beklemiş, şimdi de gümrük kapısından çıkmak üzere, hep ötesinde beklenmesi veRead More

Bir

Güzelliği öyle insanın içine neşe salan, havalara zıplatan, insanı ferahlandıran bir güzellik değildi. Tam tersine, görenlerin içi parça parça olur, yüreğine hançer saplanır, kendini paralayası, yere çarpılıp kafasını duvarlara vurası gelirdi. Önce ince bir sızı şeklinde başlayan o garip tutkunluk, yavaşRead More

Giriş

Hakiki güzellik anlatılmaz. Hakiki güzellik anlatılamaz. Tarif edilemez, açıklanamaz. Dil denilen kepazeliğin soğuk parmaklıklarına hapsedilemez o. Güzellik yalnızca tecrübe edilir, onun önünde kendinden geçilir, dövünülür, cezbeyle akla veda edilir. Güzellik seni ağlatır delice, parça parça eder.