İnfial

Yol yürüdük, yokuşlar aştık, tükenen bedendir Gözler çürüttük sayfalarda, eskiyen defterdir Hangi sevdayı geride bıraktıysa bıraktı gönül Ne pişmanlık ne bir nedamet, bilseler nedendir Yarın gelecek, dün geçecek, kaybolan mekandır Sadırda çile, sırtta ağır yük, hayli yamandır Tahir seladır işitilen, yokuş yukarı yollarda Yitecek dost, kaybolan yaren, elbet imtihandır Zaman zehir, zaman panzehir, zamanRead More

Ses

Çığlık atacak bakışlar nezaretinde geçtim köprülerinden Her sesi gördüm İnce ve narin Canlı ve parlak İlahi bir duadan amin demeden geçerken Yırlandım Sessiz çığlıkların ezgizinden. O köprü ki Çinvat gibi ince Sesler! Can çekişen kuduz köpeklerin Ve bir yortu gibi geyik yavrularının katli Yırtıcı kuşların kemani çığlıkları ile ahengi Duydum Azap ve al alRead More

İnkılap

Mısır Çarşısı nefesini boğaza doğru soluduğunda baharat kokusuyla mesaisi başlardı İstanbul’un kuyumcu kuyumcu gezerdim tarihin sokaklarında altın kaplama saatleri satmak için günlüğüm tek seferlik iki katına çıkarıldığında kovulduğumu anladım daha şiir yazmaya başlamamıştım. Küreği çok sıkarsan ellerin su toplar yumuşak dokularım ayalarımı sularken öğrendim dişlerimi sıkar gibi sıktıkça küreği, bileklerime yağan yağmur ne kadarRead More

Güvercinlerin ağzına zeytin dalı sokuşturan hiç aç kalmamış olmalı

Hanım balkondaki masama kurutmak için tarhana sermiş. Hani şu ucuz bir lamba ya da abajur almak için gidilip de masa sandalye alınıp durduk yere adamı masrafa sokan büyük dükkan var ya! Ha işte oradan aldığım iki kişilik ahşap mavi masanın üzerine serivermiş tarhanaları. Ben bu masanın ortasına adaşım olan parlak mustafayı taşıdım arabamın bagajında;Read More

Ne muazzez bir çatışmaydı seninle sevişmek

Bu mağara tek kişilik Galerisine fikir dünyamı açtım ben okunamaz dille yazdım duvarlarına sesimi Nişlerini tırnaklarımı kanatarak açtım Aklımın yağıyla yaktım kandillerini Oysa şimdi Adımları zihnimin antrelerinde dolaşıyor Şehre çektiğim perdeyi aralıyor gözleri Ve öldürmeye yaklaşmışken Havva’yı Tekrar diriltiyor bakışları Adem’i. Ki Adem çocuklarıyla paylaştı senin bereketli memeni. Ondan iç içe geçmişti günah veRead More

Mutlak karanlık

Görebilmek için karanlığa ihtiyacı var, gözlerimin. Çok daha fazla siyaha. Mutlak karanlığına, mağaraların. Ve duyabilmek için seni, sedasına durgun suların. O su ki güzel annemin rahmine atıldığında dünyaya atılan akışın da hicranıydı. Adem, suların hicran ile ruha raptı insanın mükemmel acılarıydı. Ya adandım mı ben hangi oğlumu kesmek için Hangi ağaç kovuğunda sandınız kutsalRead More

İradenin serüveni ve Adem

Ben sürekli evrilirim. Kılık kıyafetimden tutun da hayallerime kadar. Fikir dünyam hep uzayarak zamanın ötesine geçmeye çalışır. Sonra irademin tahakkümü altında ezilirim. Bu eziklik oldukça kutsal bir eziklik. Yaratılan bir zamanın dışına çıkmaya çalışan bir insan aklının kusurlu ezikliği. Kemter olmak, mutlak kusursuzluk karşısında hürriyet katar aklıma. İnsan iradesinin sonu yoktur ve Akıl, sınırRead More

Kar

Kar yağacak sen pencereden bakacaksın Süzülerek inene salınarak açacaksın ellerini Beyazı kutsayacak kelimelerin belli ki Bu bir seremonidir, şimdi seni çağlayacak zaman Kallavi bir maskedir insan yüzü, yarın yırtılacak Bu şarkıya en çok senin dinleyişin yakışacak. Kar yağacak sen sokak lambasında kalacaksın Yayılarak inene ışıyarak açacaksın kalbini Işığı kutsayacak duaların belli ki Bu görkemliRead More

Hızır

Kainatı anlamanın ufkunda battım, Hızır! Şimdi herşey yeni baştan öğretilmeli bana. Karanlığa denkliğin ortasında kaldım, Hızır! Sönen kandillerime şua aramak kaldı bana. Sözlerimle aklıma hükmettiğimi sanarken Aklımın evrilmesiyle doğurtulan yeni dünya. Toprak ananın uçurum güvertelerinde seyrim Sonunda işte yine kendimi aramak kaldı bana.

Telkari

Toprağın kutsallığını kutsadık ve zeytin ağacının altında sabahladık seninle o akşam. Döl gibi birşeydi yaşamak, Lut Gölü üzerinden Ürdün e peyda olur gibi. Münevver bir levhadan( Mezopotamya) Sürüngen bir levhaya (Garp) Tarancı lisanıyla, “alıştığımız birşeydi yaşamak” Alışamayanların haddiyle yazdık zeytin ağacının altında seninle o akşam. Tilavetinden sıyrılarak okumanın Zıpkın fikir ataklarımızla uzatarak aklımızı ötelerinRead More

dekadans

Bu ayin midir gömleğinden sökülmüş sıra dağlara açılan ? Ne kadar aşağılara inmek gerek yukarı çıkmak için? Peşime düşürülen mağaraların, bereketli karanlığında, yangınlara açılan. Yandım. Sonsuza dek sönmek için. Akıl, tenakuz kıyısında bir kız çocuğu şimdi Memesi anneler ve babalar büyütecek, çıldırmış Binalar sokakların göğsüne bebeksiz süt kusuyor Delirmenin arefesi delilikten beter bir bilseniz.Read More

Çığlığımı Sula

İmdadıma yetiş Doğunun ortasında kursağımda feryadım İla ahir yıllanmış çığlıklarım Anamın kızlık rüyalarındaki babamın oğluna Kesilsin bedenin fevkalade yaşımın çağına Günahsa affediliriz Yalansa inanırız Çirkinse ateşinle yanarız Ölmelerini de al hevesinle koynuma düşmeler uğruna İnat olsun bu aldanmışlar çağına. Yalnızlığı duvara çalınca duvarın rengi değişmiyor Kabın kacağın hacmi yerin ağırlığı dolabın gıcırtısı Ve maddeRead More

Sedem

Saçlarına rüzgarı bulaştırırken gece koynuna düşer Öyle siyahtır karanlığa konuşlanan kapkara gözler Ben, sedem-i beşer, hasretlerin habbesi Kasri bir göz hareketinden kalandır sonram Ey gönlümün efendisi Mündemiç dualar organlarıma uyuşturucu basar Savunmasız konulanı bir çift göz ve mahir bedenlere Katledildi beynim ona son kez bakabileyim diye Sivri doruklarına törpüdür topuklarım Vakitlerimin baygın ikindisi DeburiRead More

Kul

Ahrasım sana beni konuştur İçimi dök sana Dilimi çöz kendine Kilidimi kereminle Fitilimi ateşinle Yak. Delindim karanlığa beni hatırlat Etimi bük sana Aklımı eğ bana Ardımı çerağınla Önümü ferahınla Yak. Delirdim hiçliğe beni uyuştur Gölgemi uzat sana Hicabını arala bana Kurgumu kaleminle Uykumu hayalinle Yak. Kapıldım dünyaya beni yatıştır Kendimi sana ada  Seni uğratRead More

AFRAZE

Afraze Güneşin doğuşuna inandır beni Senden sonra batan Namlunun ağzında inancımın çöküşü Tandıra düşmüş çocuk gibi alevler içinde Baştan ayağa yanan Alevkeş halime susamışsan Yed-i beyzâ ellerinle Afraze Her halimle Beni kendine kuşan. Afraze Yıkılır mı bu duvarlar inandır beni Seninle birlikte uzayan Çâh-ı Yusuf’un dekadansını hatırlat bana Okyanusa düşmüş Ninovalı Yunus misali BaştanRead More

Bir Dizi Cinayettir Gözlerin

Şimdi sınır kapılarından duyarım seni Hangi ülkenin nihayet makamı gözlerin Durdun durdun ve turnayı kana buladı gözlerin Kadınlar ardından lanet okuyor şimdi Erkekler mecnun Çocuklar yetim Oteller yalnızlık basar odalara şehirlerden Geceler köpek yemekler öksüz Boğazlar kuru perdeler çekik Yürekler Mostar Somali Afrika Çatlak yarık kurak Kendi kanımı çekiyor planlarım Sana boğuluyorum sen olmadanRead More

O benim eserimdir ben onun müellifi değilimdir

Ben onu yazamam o benim eserimdir Ben onun müellifi değilimdir O benim kızımdır benim çocuğum yoktur Gülşeni allı morludur eşcarı kızıl Murdar etmem kapısına almazsa Bahçesi ben değilimdir benim bahçem kendisidir Göğsünde deyyus olurum fikrime niran düşer O nereye dönse bir ben ihraç olunur Murad’ın tüm taşları onun gözleridir onun gözleri taş değildir BenRead More

Gel me

İhtiyarın olayım gelme Şarapneldir tüm yöne sevdan Hangi saate uğrar gibisin Tesirin bir ur gibi huysuz Pusuda kurt gibidir sevdan Kurşun askerler Rutubetin oğulları Bir bir intihar baktığım her yerden Sondaj vuruldu derinime değin Yaşıyoruz denilebilir gibi hep olan Kurumuş kuyular gibidir sevdan Mazinde kalayım gelme Kurda kuşa cariyedir sevdan Tüm gezegenlerin burcu gibisinRead More

Pejmürde Kanallar

Dingin bir bağdaş arıyor başımın iki yanı yaslanacak Kucaklarda peydahlansın fikirlerim Kuyularda sabrım Hep eksik kalacak yokluğunda romanlar Emzirmeye geldi beni çift başlı kartallar Biz savaştıkça sevgili, Taze ve kutsal kalacak yaralar Yetimliğin laneti üzerinize olsun savaş makinaları İnsan duasına arifane ölmeler yaraşır Ah hiç yok olmayanlar O soğuk sulara kış günü meydan okuyanRead More

Sair

Bir cehri isyandır ömrüm Orijinal eylem planı hazırlığında gönlüm Nefsani! Anladım, Kendi kendimin memlüğüyüm   Dışarısı ocağa çalınacak yakındır Kıtlık vurur ayın ilkine Başlar yuvarlanmaya masalarda boşlar Devrilir kulluk Yaşasın memlük   Ulular! Üçler yediler kırklar Huu Sahi siz hiç aşık oldunuz mu? Demine devranına Huu çektirmek dışında Haşa ağam paşam,  lakin Merak ediyorRead More

Kent

Zihinsel dizayn üzerine kurulu yapılar imar ediyorum Caddeler, sokaklar, sokak lambaları kurşuni Denize kış günü kıyısından keskin bir sataşma hali Delsin diye gri bulutu hanenin tepesi Çatılara gümüşten kiremitler imal ediyorum   Şafağına bir oyuk başının, oval ve işlemeli İçine dolduruyorum tüm düşmüş saatleri Tavanda göğe açılan bir kara delikten Açsın diye odama göğüRead More

Allame

Kefe kırılır Tartmaz aşkı sunta mizan Doğunun masalları yalın gelir Şimalin ak kızına Garp kulakları kesik tiryakidir Juliet yosmasına Zaten sıçan piresi şimalin Musallat değil miydi Doğunun kavruk dağ aslanına.   Afrika Alşimist tekelinde kambur Sırtında aranır görülmez içi Eller ne bilir adamın içini eller Tutmaz bir gün simyası Çıkar diğer yüzü adamın BozulurRead More

Telve

     Selülozik değirmenlerin öğüttüğü insan dimağlarının Öptükleri yerden vukuu bulan tazelik, koruklarından bellidir İçersel akışların, fikriyatı kökünden sorgulayışlarından Kalp kapakçıklarının –cık olma ötesine uzanan serüvenine Bir bahçe açmaktır çölün göğsüne dönüm dönüm Aç susuz uğraşımız, yeniden doğum tümcesine.   Biriktirdiğimiz dertleri hasbihale ayna arayan gizem Aynaları kum ve camdan öte sayan hissiyatımızdan bellidirRead More