Şemsiyemin Ucu

Buralara kışın hep yağmur yağar. Eğer şanslıysanız şu karşıki tepelerin zirveleri bazen beyaza çalar, o da birkaç günde yok olur gider. Tabiri caiz olmaz ama buralarda yağmurlar hep arsızca yağar, rüzgarla sırt sırta suratınızı ahlaksızca döver. Sokakta kediler yorulur kaçmaktan, yağmura çoktan alışmış zavallılar. Köpeklerin gözlerinde çaresiz bir bıkkınlık, sığınacak ne bir ağaç altı ne de bir kuytu köşeleri kalmış. Fakat yağmurRead More

KAÇMACALAR

Akşam olmadan da batan güneşler vardır. Ne yazık ki parlayan bir gökyüzü beklemez sizi o karanlıkta, ya da yolunuzu aydınlık kılacak nurani bir ışık. Bazen tam olarak nerede hata yaptığınızı bilirsiniz; ancak sırf kendinizle yüzleşmenin kahredici gerçekliğine tahammül edemezsiniz. Öylece bir köşeye çekilmek istersiniz. Ne çare. Kaçış yok bu yüzleşmeden. İnsanın başına gelenler kendiRead More

ürpertiler

penceremden soğuk yeller esiyor içime korkuyorum ve tir tir titriyorum oysa ben daha ufacıkken her gece sımsıkı kapatırdı annem cereyan yapmasın diye   bilmezdi ki en çetin fırtınalar hep bu küçücük odada kopardı sessizce ve ben yalnız ve yıkılmış ağlardım bir köşede   ilmek ilmek terliyorum bak işte yalnız bırakmıyor ki rüzgarlar bir birRead More

Münferit Vakalar Tefrikası 3

— … Sigara paketine baktım: “Genç yaşta ölürsünüz.” gibi bir uyarı vardı üzerinde. “Bir taneden ölmem herhalde.” dedim. Yaktım. Üşümüştüm. Belli ki benden kurtulmanın yoluydu bu. Aklımı okumuştu. Sigara içmediğimi biliyordu. Onu dinlemek için isteğini kabul edeceğimi, ona sigara almak üzere oradan ayrılacağımı da biliyordu, ayrıldığım zaman rahatça kaçabileceğini de. Gülümsedim. Sözünü tutmuştu az çok.Read More

Or’dan Yüz Gram Okuyucu Tartar Mısınız Lütfen

Edebiyat dediğimiz şu kurmaca dünyanın “niteliği” veya “niceliği” üzerine kalem oynatabilecek –ortada bir cihan harbi olduğunu düşünmediğimden ve edebiyatın diline şiddeti hakim kılmanın ne denli büyük hezeyanlara yol açacağını bildiğimden kılıç sallamayı ya da tüfek kuşanmayı tercih etmeyeceğim- en son kişi benimdir belki de. (Fakat iş başa düşünce bir kere, hizmet adamı olmak lazımRead More

Tuhaf, Değil Mi ?

Ne güzel kelime tuhaf. Anlayamadığım, algılayamadığım, görmezden geldiğim, belki bilmediğim, asla öğrenemeyeceğim ya da sadece sevmediğim her şey için sığındığım yüce bir kapı gibi. Asla arkasındakileri merak etmediğim, her şeyi üstünkörü ardına gizlediğim: bir daha görmek istemediklerimi, unutacaklarımı zamanı geldiğinde, ve umutlarımı en acısı. Kadife gibi adeta. İçini gıdıklıyor insanın, ancak müthiş bir bağımlılıkRead More

Ben Bana Seni Sende Senden

Virgüllerinden gözyaşı, noktalarından derin bir sessizlik akan şiirler de yazabilirdim sana. Ama sen buna değmezsin. Biliyorum biraz ağır oldu bu. Oysa ne çok hoşuna giderdi değil mi? Her ünlemde bir pişmanlık, birbiri ardına boğazıma dizilen her cümlede bin kahır. Kafiyelerle ördüğümü görmek isterdin sanırım yalan aşkını: a-b-a-b, tam kafiye, mükemmel uyum. O kadar romantik buluyorRead More

İnsanlar ve Pirinçler

Son günlerde bedenimin hemen her fırsatta dile getirmekten büyük bir keyif aldığı yaşlılık gerçeği değildi beni bu denli sarsan. İnsanlar… Evet, her defasında koca bir hayal kırıklığı. Kendi türünü yiyip bitiren tek varlık olmasa da, bu işte giderek mükemmelleştiği su götürmez bir gerçekti. Öyle barbarcasına da değil; modern yöntemlerle, kimi zaman aşkla ve bazenRead More

Bu Yağmurlar

Dışarıda yağmur yağıyordu, hem de çok. Kaçırılmayacak bir fırsattı bu. Üstüne üstlük bir de hafta sonuydu; tüm angaryalardan azade, kendimle baş başa. Buğulu penceremden dışarı bakıp romantik hülyalara dalmak istedim, ama olmadı. Üzüldüm, hem de pek. Nedendi, sorun neredeydi? Bunu da anlayamadım. Oysa bunun için bildiğim her şeyi yapmıştım; çok kırgınım çok. Havaya girmekRead More

Ahwal al-Nafs

Bıkkın cümleler dudaklarımdan dökülen, Anlamlı; fakat takatsiz. Ne yazık! Uzaktan çağrışım biraz, Yakından tam bir fiyasko yazdıklarım. Bilmez miyim? Oysa ki çok genç değil acılarım, ağladıklarım. Asırlar oldu yalnızlıklarım. Çare: Bir umut içimde, yorgun ve üşümüş. Bugün de gelmez mi dersin gemiler? Anne !… Heraklion,  Ocak  2015

İlhami Periler

Rüyalar… Birbiri ardına sayfalar… Kelimeler sanki sağanak ya da doluya tutulmak… Allah’ım, kalemime dayanma gücü ver ki insanlık bu ulviyetten mahrum kalmasın. Onlar cahil mi cahiller, sanattan, meşkten, edebiyattan ve hayattan anlamazlar. İzin ver gösteriyim onlara kelimenin ardındaki sırrı. Neyin etkisiyle bilinmez, bu cümleleri mırıldanıverdi masanın başına oturduğunda. Acizdi, ve bunu kendi de biliyordu.Read More

Aşağıdakilerden Hangisi..?

Uzun zamandan beridir aklımı kurcalayan bir şey var. Karşılaştığım -ve daha kötüsü çözmek zorunda kaldığım- her seferinde haftalar, belki aylar boyu aklımdan çıkmıyor. İnanın, metrobüsteki o hengamede, o hayatta kalma mücadelesinde; çok önemli akademik bir toplantının ortasında; ya da öyle aylak aylak vakit geçirirken bile lank diye karşıma çıkıveriyor. Komik bulabilirsiniz –hatta edepsizlik edipRead More

Uğursuzlar Sokağı (2)

Hava iyiden iyiye kararıyor artık. Bizim kediler de damlar birazdan sokağa. Onlar yine iyi, en azından sağa sola saçmadan, edeple karıştırıyorlar çöpü. Bir de paylaşımcılar ki bi’ görseniz; kavga falan etmiyorlar, kardeş kardeş, hırgür çıkarmadan keyiflerine bakıyorlar. Ama bu köpekler yok mu, gözü kör olmayasıcalar; illallah ettirdiler bizi. Her sabah farklı bir sanatsal deneme;Read More

Uğursuzlar Sokağı (1)

Saat ondörtyirmibir. Dışarı hiç çıkmayan adam, başka işi yokmuşgibi bu sıcakta,  yine balkonda dikiliyor (balkona çıkınca teknik olarak dışarı çıkmış sayılsa da dışarıdan kastım bildiğiniz sokak  -ki zira balkon büyük bir mühendislik başarısı olarak binadan ikibuçuk metre dışarı sarkmıştı, adeta referanduma gidip bağımsızlığını ilan etmek istiyordu). İşin tuhafı da bu ya zaten. Herif sadeceRead More

Kız

bir şey anlatmasan da olur, sadece sar biraz titriyorum uzak denizlerde yok hiç merhamet demir soludum çaresiz şımarık bir genç kız aymazlığı seninki bir saat sonra da olur musun burada belki yakamoz çıkar şansımıza, bulut ah gündüzün kabusu gecenin katili beyaz hançerlerini uzak tut ne olur bak gidiyor işte umarsız ve çekingen Liverpool, 2014

Kızıl

ben geceyi sessizse severim titreşen insancıklar olmasın sokaklarında tek tek sayayım ökçelerden arta kalanları her köşe başını ben tutayım sonra kızıl ejder ateş saçar sanki yakmak istiyor hepsini evlerinde durmayan insanlar asi, çıplak, şeytani ve kızıl Caerdydd  (Cardiff ), 2014

Kuzey

kuzeyin yalnız ve ahlaksız rüzgarları umutsuzluktan nefes alan her canlının yüzünde zafer turları atarken sabah fersiz ama vaktinde doğan afitabın merhamet dileyen ruhlara yüz çeviren şuaları sokakları arşınlayıp taş köprünün yaslı ve yorgun mahmuzlarından ta nehre döküldüğünde aziz giles’in gazel okuyan nidaları bir kez olsun söz geçirememişti şu mağrur charles’a. Edinburgh, 2014