Yörük İnadı

Ayran dolu taslardan daşan ekşi, üç günlük yayık ayranınıŋ bıyıklara sarıldığı, “Of ülen argadaşş!”, “Bağ’ele bakk!” gibi iddialı, heybetli nidalarıŋ koyağıŋ bir yanındakı gayalardan öbür tarafa seğirtdiği, gulakları çıŋılatdığı bir sohbet halkasıydı. Halka dediysem, öyle kusursuz bir daire, bilinçli kurulmuş birRead More

ketcap mayonez

urfa. ağustos ayı. ısıcak. öyle ki, güneş sanki ışık yollamıyor da alevden sapsarı okları yağdırıyor, oklar başınızdan girip beyninize, omzunuzdan bedeninize süzülerek yakıyor adeta. “iliğine kadar üşümek” deyiminin zıt kutubu burda iliğine kadar hissediliyor. ateş gibi ısıcak arnavut kaldırımı, altınızda fırınRead More

boğaziçinin maganda gurupları

bilenler bilir, boğaziçi ünüversitesi görece selbes ortamıyla nam salmışdır. “çimlerde kızlı erkekli oturuyollar” deyip öteleyen, yahut kuzey kütüphanenin önünde kavga çıkarıp “ünüverseler bizimdir ulan!” diye sahiplenenler çıksa da, aslında boğaziçi hiçkimsenindir. dolayısıyla biraz da herkesin. bireysel hayatınızda eşşeğin teki olabilirsiniz, yaRead More

çekirdek

bi çekirdek ne kadar iğrenç olabilir? yaşımı, senesini hatırlamıyorum. amma ayağımdaki biraz bolca kara lastiği zorla sürüdüğümü, altında kocaman yazıyla “ERMENEK” yazısını okuyamayıp süs sandığımı, yola çakılı, ama kafalarını dışarı uzatmış taşların üstünden zar zor adım attığımı hatırlıyorum. bacaklarımın cansızlığından değilRead More

demir parmaklıkların arasından memleketimin yanlı bi tahlili

demirden barmaklar heç unutmam, lise yıllarımda yoldan geçerkene gördüğüm gözel bi gülü koklamağ’uçun parmaklıklarıɳ üzerinden uzandıyıdım. tam gülüɳ sapından dutacağım sırada ne olduğunu annayamadığım bi sebepden dengem bozuldu getdi. üzerine abandığım demiller olmayaydı yere gapaklanacağıdım. olmayaydı deyyom çünkü sağ omuzum barmaklıklarıɳRead More