alışılmamış bir şekilde gavatın maskesini indirmek-2

Toytunç ve Işılsu yaz okulu diye adlandırdıkları macerayla dolu günleri atlatalı çok olmuş, güneş eski parlaklığını neredeyse yitirecek gibi bir hal almıştı. Hava durumu iyiden iyiye iki kafadarın endişeli postmodern duygularına hitap eder hale gelmiş ve piyasayı fotoğrafları Canon’la çekilsin diye yaratılmış sümüklü küçük çocuklarla doldurmuştu. Daha da önemlisi artık add-drop periodları geride bırakılmış,Read More

Alışılmamış Bir Şekilde Gavatın Maskesini İndirmek-1

 Toytunç bir gün sevinçle yanıma yaklaşıp; “Narodnik  abi dedi bak bu postmodern şiiri Işılsu’ya yazdım,    beraber tatile çıkma isteğimi şiir dilinden başka şekilde  anlatamazdım.” dedi. Ver bakiym lan zırto deyip elime aldığımda aşağıdaki  dizeleri okudum: “istikşafi görüşelim yarim babanın ruhu duymasın sen yaz okuluna kalıyorum de antalyaya gidelim yerine sevişmelerimizi büt diye adlandırRead More

Alışılmamış Bir Şekilde Gavatın Maskesini İndirmek

      Merhaba ben Narodnik, Alışılmamış Bir Şekilde    Gavatın Maskesini İndirmek yazı dizim boyunca size      her   gün otobüs durağında görüp adam bellediğiniz,    sınıfınızda uyuz olduğunuz o gavatı anlatıcam. Bunu      yaparken gavatizm akımının arke tipini temsil ettiğini    düşündüğüm 2 karakter sunacağım: Toytunç ve Işılsu. “Yeter ulanRead More

İçten(i)

“…Kelimeler, diyorum Tanrım… Kelimeler Sence de çok güçlü değiller mi? Birisini yaralamak ya da kendimize aşık etmek istediğimizde başvurduğumuz ilk ve son yerin; düşünürken, hasret çekerken ya da kendimizi avuturken yine sığınağımızın kelimeler olması tesadüf mü Tanrım?…” Gözlerimi Tanrıyla muhavereye kendini kaptırmış olan yazarın satırlarından kaldırıp çalan telefonuma bakıyorum. Arayan kişi ablam olarak gözüküyor.Read More

SAATTEN SEKEN SANCI

parmak uçlarımızdı bizi ayıran üçtü uç buçuk dudağa kondurmuşluğum öpücüklüğü uzar mıydı zamanla ulardı elbet ne bulursa tumturaklı turunç bahçesi akşmalarında türüm türüm tüten ocak. tütsülenmiş tûtî ve sakalarla dut saklardım pazar günleri ve binbir renkli melodiyle us-andırır-dım ânı; vakte vururdum aklı yitirmeden evvel. kaybettiğim eşek sonraları dönüp, ilmekçe dolandı paçalarıma her parçamdan birRead More

YENİ BİR İDEALİZME DOSDOĞRU

İster iyi, ister kötü, isterse realistik bir bakış açısıyla nötr olarak adlandıralım şu anda küresel anlamda bir değişim rüzgarının estiğini hissetmek durumundayız. Sanayi Devrimi ile birlikte büyük çapta üretim imkanına kavuşan mal sahipleri ve dolayısıyla bunun belirlediği milli politikalar bitmecek bir savaşlar döneminin tetikleyicisi olmuş gelinen noktada 1. Dünya Savaşı kaçınılmaz  hale gelmişti.  Read More

kierkegaard-heidegger arası metrobüsle 5 dkk

soru sormak, ağlarken gülmek benzeri bir şeydir. mahiyet olarak aynı olan bu iki eylem deliliğin çok ince sınırlarında at koşturmaktır -atları severim- çünkü iki eylem görünüşte yalnızca bulundukları yer itibariyle ayrışırlar; soru aklî bir yerlerde neş’et ederken diğeri, gülerken ağlamak, duyguyla ilintili bir takım sahanın içerisindedir. temelde sormak ve gülerken ağlamak paradoksaldir ve soruRead More

ANKA NOTLARI 2

BÖLÜM İKİ İNSAN Büyük yıkılışın ardından günler geçmişti. Öldüğü yerin etrafında yabani otlar yeşermiş, ağustos böcekleri otların arasında birbirlerine kur yapıyorlardı. Dünyadaki her şey olağan akışı içerisindeydi; kadınlar nazik görüntülerinin altında vahşi kaplanlar saklıyorlar, erkekler tüm haşmetlerine rağmen kırılgan kalplerini kem gözlerden uzak tutmaya çalışıyorlardı. Çocuklar olanca hızlarıyla büyüyorlar, babaları ya da anneleri arasındaRead More

ANKA NOTLARI 1

BÖLÜM BİR BEŞER Gözlerinden ne düşündüğünü anlamak imkansızlaşmıştı. Saatlerdir oturduğu masanın ucuna doğru dalmış boş boş bakıyordu. Üşüdüğünü hissetti ve yavaşça esintinin geldiği yöne doğru döndü. Pencereden giren rüzgar perdeyi dalgalandırmaktaydı. Suratına belli belirsiz bir gülümseme yayıldı; yüzünün bir tarafı hoşnuttu, diğer tarafı adeta acı içindeydi. Son iki aydır çektiği sıkıntıları düşünmemek için karamsarRead More

ER KİŞİ NİYETİNE

seni, sana, seninle birlikte, senin için eni konu körlemece uzun uzadıya sarı patikadan koldan koşarak keçen ayağı çamura, çap çamura sapmış su samuru sivrisinek kanı “kadın alakası gibi çepeçevre saran insanı” boğumlu dostum: yirmiikinci yüzyılın tam başından başlayarak olacak olan için bu şakak zonklamaları yekini yekini gelişler iç sıkıntıları halet-i ruhaniyede seğirişler kofkofkof geğirişlerRead More

DOĞU NEDEN ASLA OLAMAZ

la femme n’existe pas’ya başka bir açıdan bakalım: şimdi kadının arzuları/çocuk doğurma isteği ancak ve ancak phallus sahibi olmak istemesiyle açıklanabilir. son yıllarda orient’te meydana gelen teknolojik ve ekonomik atılımlar orient’in asla sahip olamayacağı phallus dikme çabasından başka birşey değildir, salt bu yüzden orient kendi felsefe dilini oluşturamazken, bir kaç ülke teknolojik ve ekonomikRead More

HERR MANNELIG ne yaptın sen

Efendim, öncelikle linki verilmiş olan şarkıyı çok severim çünkü şarkı daha doğrusu halk türküsü alt zemin olarak çok yoğun ve sosyo-tarihsel olarak bize birçok veri sağlamaktadır. Dahası halk türküsünde troll kadının Hristiyan bakış açısıyla anlatılmış hikayesi bana çok acıklı gelir. Doğru düzgün bir edebi eleştirisi olmayan bu sevdiğim halk türküsünü ne zaman dinlesem yüreğimRead More

KARARSIZCA

Uzunca bir süredir düşünüyorum şu anda içerisinde bulunduğumuz uyuşamama halinin sebebi ne ola ki diye. Peşinen söyleyeyim yazacaklarım belki yalnızca beni sadece beni bağlar. Çok uzun zaman önce yaşadığım ruhsal krizler sonucu bu sorgulama sürecine itilmiş buldum kendimi. Sanırım hemen hemen herkesin başından geçen ya da geçmesi muhtemel bir seviyle başladı çatışmalarım. O zamanlar,Read More

YERELDEN

Eski evimizin hemen karşısındaki kıraathanede abilerimiz, amcalarımız okey oynar, batak atar, karbonatlı çay içerek zaman geçirirlerdi. Yazın en sıcak günleriydi, ayrıca kurak geçmiş bir bahar mevsimi dolayısıyla sık sık su kesintileri yaşanıyordu Sivas’ta. Yine böyle bir gün, karşımızdaki kıraathaneyle evimizi bölen tozlu yolun üzerinde seyyar  karpuz satıcısı “kaaarpuğğz! kesmece bunlar, gel ağbi gell!” diyeRead More

AMCAMIZIN OĞLULAŞAN

Derin derin nefes aldı, hafifçe başını ileriye doğru uzattı. Gövdesinin başını takip ettiğini farketmeden: -Seni seviyorum, dedi. -… Olmayacaktı, pat diye söyleyecekti: -Kendimi yoketmek istiyorum. -Na-nasıl yani? -İşte öldürmek. Ölümü ilk defa yokolmakla aynı kefeye koymuştu. Son zamanlarda zihnine fazlaca tecavüz eden “görünür” onu böyle konuşmaya itmişti. Sigarasını dudaklarına götürüp gözlerini diktiği güzel ellerinRead More

CEKETİM KOKARKEN YAĞMUR

Ben kızlara “selam!” diyorum, böyle seküler onlar da başkalarına –ayakları paradoksal bir cinin sabah oluyor oluyor akşamı, “ya bizim bir Petrus var; ama nasıl, işte, şey… bak diyor: bu çocuk gül gerecek sak layacak; gâh bak gâh buraya yazıyorum. bitmiyor çatışmalar, gülüyorum insanın kendi kardeşini günülemesi gibi(-dir) İsa kayıyor elimden, elimden kayan İsa önündeRead More