Dem İle Bir Hikaye Sözleşmesi / Nağmelerden Dinledik

 

     Bir dakika! Bekle.

Koşuşturmacanın tam ortasında kopan bir feryat. İster istemez sürüklüyor kendine bakışları. Hafif esen rüzgarla sallanıyor perdeler. Hepimiz apar topar koşuyoruz balkona. Tek katlı , balkonuna çiçekler kondurulmuş bir ev.Bir de tam ortasında herkese her şeye meydan okurcasına salınan bir salıncak. Evin küçük hanımının olmalı. Geçmişi hatırlatan ve yine burnu kıpkırmızı kesen küçük tahta salıncak.Çatısında bir kedicik. Yıldızlar ateş böcekleri gibi bu akşam. Birden bu kaçış bir seyre dönüşüyor. Müzik yine büyülüyor insanı. Uzaklaştık . Bir ses duyuldu demiştik.

    Bir dakika! Bekle.

Kulak kesiliyoruz şimdi daracık balkona sinmiş üç tebessümlü yüz. Bekliyoruz. İyi bir beklenti bu. Karanlıkta büyüyen göz bebekleriyle birlikte büyüyor merakımız. Boşa çıkmasa bari diye küçük tedirginlikler kıpırdıyor içimizde. Varlığımızı farkettirmeme çabası verirken kikirdiyoruz. Bir gölge beliriyor. Ses ışığı çoktan geçti. Kulaklar önce feryadı işitti. Tanıdım! Bir bağlamanın sesi bu. Ezelden beri aşina, dost. Tek görebildiğimiz lila renkli koltuğun üzerinde oturmuş bağlamanın sapını tutan bir el ve geniş bir omuz müzikle bir ileri bir geri giden. Duyabildiklerimiz ve duyamadıklarımız. Tam anlaşılmıyor. Galiba şarkı söylüyor. Kim bu?

Şşştt!  Bir dakika! Biraz bekle.

Yine almış sazını eline bizimki. Ve biz yine şu balkona yığılmış kalmışız. Neşet Ertaş mı bu? Yalan Dünya! Yine canı sıkkın anlaşılan. Hiç sesi soluğu çıkmaz normalde. Kendi halinde öyle, efendi bir çocuktur. Arasıra çalar böyle. En çok da canı sıkkın olduğu zamanlar.Nereden biliyorsun ? Aslında pek bilmem  ama şu şarkılar yok mu ele verir insanı. Ben o şarkıların yalancısıyım. Bir uçak geçiyor üstümüzden. Giden yolculara selam olsun! Sıradaki şarkı onlara gelsin! Küçük bir sessizlik. Daha fazla söylemeyecek mi?

Biraz bekle.

Derken gitarın sesi yükseliyor. Çok iyi gitar çalar. Sesi de güzeldir. Bakalım yolcuların şansına ne çıkacak.

Sevdan bir ateş… Yine bu şarkı. Hatırlıyor musun o gün de bunu söylemişti? Hani şu babasını kaybettiği gün… Nasılda kızmıştı annesi öyle. Kırkı bile dolmadı demişti titrek sesiyle. Biraz daha bekle çocuğum… Böyle şarkılar söyleme kapı önünde. Aslında annesi şarkı söylemesine kızmamıştı. O söyledikleri var ya onlar yakıyordu içini.

      Sesin bir uçurum
     Çağırırsa beni
     Kuş olur uçarım
     Yanarken içim

Hayat devam ediyor! diye bağırmıştı bizimki. Ne istiyorsun? Ağlayayım mı? Hayır! Hayat devam  ediyor… Ardından kenara atıp gitarını kaçıvermişti içeri. Annesi kalbine götürüp elini bağırmıştı ardından. Bekle! Bir dakika… Her şey bir dakikanın içinde oluvermişti zaten. Her şey ne çabuk olup bitiyordu. Babasına da öyle olmamış mıydı? Birden bire… Neden ölmüştü ki sanki! Ölmenin de zamanı var. Daha mezun bile olmamıştı bizimki. Kim bilir ne muvaffakiyetleri olacaktı. Yazık olmuştu. Çok şey kaçıracaktı… Tabi ölüm onu da planlamadığı bir vakitte bulmazsa.

İşte tekrar geliyor bizimki. Üzerinde hasret kırıntıları, pişmanlık. Ergen yüzü sararmış. Ağlamış mıdır acaba? Alıp eline gitarı mırıldanmaya başladı yeniden.

Kime dokunur ellerim
     Kimi görür gözlerim
     Ölüm çıkar karşıma
     Yine sen derim

Yine yeniden hep sen… Alışması zaman alacaktır. Acısı çok taze. Mevlid okuttukları günü dün gibi hatırlıyorum. Şu gördüğünüz balkona kurulmuş sandalyelerde oturuyordu siyah yazmalı kadınlar. Ölüm sessizliği… Allah sabır versin! Başınız sağolsun! dileklerini iletenler bir bir gidiyorlardı. Onlar da gidiyordu evet. Gitsinlerdi zaten. Babası kalamıyorsa onlar hiç kalmasındı. Ne demişti bir yazar baba için? ” Gündönümü. ”

“Baba mı? O dünyanın etrafında dönmektedir, hafifçe eğmiş başını. Onun mevsimleri ne kadar sıcak.İşte elinde paketlerle eve dönüyor, hasat zamanı. Bir kolundan üzüm salkımları sarkıyor, diğerinden kiraz dalları. Baba eve döndü. Gündönümü. Kaç kere çıktı evden ve kaç kere döndü. Günler kısalmaya başladı sonra. Baba dönemedi eve, bastırdı kış. Dünyanın etrafında başı eğik dolanırken ne gördüyse yerden kaldıramadı başını.”

Sevdan bir ateş oldu bende
     Gönlüm bir deli coştu sende

Akşam akşam yine coşturdu bizi. -Keşke böyle yapmasa-  Gökyüzüne yükseliyor bakışlarımız. Uçak da gitmiş. Şarkının tamamını duyamadan o da gidivermişti işte. Sevilenlerin huyu böyleydi. Gitmek onların vazifesiydi sanki. Şimdi de içeriden yükseliyor sesler. Kaçıverdiğimiz karmaşa bizi kendine çağırıyordu. Dışarısı ve içerisi, bir daracık balkon. Araftayız. Sesler şiddetleniyor. Düşünecek vakit yok.

Gitmemiz gerek. Sesine sağlık! Kal sağlıcakla…

     Bekle! Bir Dakika! 

      Gitme.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.