Mevsimlerle Göz Göze

    

footprints_in_the_snow_by_fahrmboy

 “Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.           Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.”

  Pencereden, yağan karı seyrederken, aklımda dönüp duruyor şairin dizeleri. Nedense duramıyorum yerimde. Sokağa atıyorum kendimi.

  Yürüyorum.

  Kibarca  elimi tutup, eşlik ediyor sessizlik. Arasıra göz ucuyla mahalleliyle selamlaşıyorum. Soğuktan kıpkırmızı kesilmiş yüzleriyle paltolarının içine gömülmeye çalışan, elleri ceplerinde saklı eski dostları görüyorum. Telaşla  geçiyorlar yanımdan. Soluklarının buharı yüzüme çarpıyor.  Selam sabah yok. Hava soğuk. Bileklerimi ıslatıyor taze kar. Yürüdüğüm yollarda izlerim kalıyor. –İnsanın kendine ait olanı geride bırakması hiç bu kadar kolay olmaz. – Gözlerimi kamaştıran bu çıldırtıcı beyazlığa daha fazla dayanamıyorum. Nereye çevirmeli bakışları?  Gökyüzü de gri bir hüzünle bakıyor bugün.En iyisi  gözleri hızlı hızlı kırpıştırmak. Kirpikleri birbirine alıştırmadan uzaklaştırmak. Saniye başı  kapanan gözler hastalık habercisi gibi. Tüten bacalardan kömürü çekiyorum ciğerlerime. İslenmiş, bir harabeye benziyor kalbim. Olsun, aldırmıyorum.

  Yüzümü buruşturan balık kokusuyla hemen ilerideki balıkçıyı farkediyorum.  Dükkanın köşesinde yerdeki ölü balıklarla kendisine ziyafet çeken kediyi seyrediyor, kıskanıyorum. Ne büyük saadet!

  Çoluk çocuk  pek yok etrafta. Kış aylarında alışık olduğumuz bir durum . Yavrularını hastalanmasınlar diye dışarıya salmazlar anneleri.Hakları var.Durduk yere iş açmamalı başlarına lakin kış dediğin belki 4-5 ay buralarda. Ama gel de sen anlat bunu afacanlara! Hoş, durum büyükler için de çok farklı değil. Manavın, kasabın ve berber dükkanının kapı önleri yığınla kar. Bu adamlardaki de ne rahatlık! İnsan alır eline bir kürek temizler kapısının önünü, işinin başında durur. Ama nerde! Milletin ödü kopuyor üşümekten. Para suyunu çekip de açlık canlarına tak edinceye kadar çıkmazlar evlerinden. Bu yüzden değil mi manav efendi yazın sıkı çalışıp kış gelmeden eve stoğunu yaptı. Ağustos böceğiyle karınca masalı ya hayat, bizim manav da karınca! Şimdi evde sefasını sürüyor.

  Anlamıyorum bu kaçışı. Kış dedi mi evlere yaz dedi mi sahillere koşuyor insanlar. Sonbaharda bizi bir kasvet alıyor da yağan yağmurlar sanki rahmet değilmiş gibi kalplerimizde göl dolup gözbebeklerimizden taşıyor. Zaman zaman şemsiyelerimizi evde unutsak da şefkatli mendillerimizi hep ceplerimizde buluyoruz.İlkbahar; doğanın nefes kesen dirilişi! Fakat biz bu seyirden mahrum kalıyor,hapşırıklarla boğuşuyoruz. Göremiyoruz bu cümbüşü. Yazın tenimize nüfuz eden sıcak güneşle da başımız dertte. Bu aydınlıktan da kaçmalıyız. Hemen kara gözlüklerimizi takıyoruz bu yüzden. Kış mı? Daha önce de söylemiştim. İyice kısıyor, hızlı hızlı kırpıştırıyoruz gözlerimizi.

  Asker düzeninde selam vererek geçiyor önümüzden mevsimler. Kış, ilkbahar, yaz, sonbahar… Dört mevsim. Vivaldi. Her ne kadar sonbahar benim mevsimim olsa da Vivaldi’nin en çok kışını severim. Memleketimin kışına benzer. Çatıdan sarkan, bir adam boyundan uzun buzların altında yürümek cesaret ister. Önümüze düşen sivri burunlu bir buz bize hınzırca gülümserken Vivaldi kemanına biraz daha asılır. Soğuktan uyuşmuş ellerimizle kemanın üzerinde dans eden parmakları ayakta alkışlarız. Ardından kavuşturup ellerimizi üfleyerek ısıtmaya çalışırız. Canımızdan can bağışlar gibi. Hasılı çetin geçer buralarda kış.Ama ilginçtir ben hiç üşümem.            

  Korkutmaz beni bu sevimli pamuk tarlası. Belki de bu yüzden anlamıyorum  insanları. Sanki hiç kardan adam yapmamış gibi. Hiç ipil ipil yağan karı hayretle seyretmemiş gibi. Sanki hiç çocuk olmamış gibi kaçışıyorlar.Halbuki ne kadar çok kaçarsa insan o kadar iz bırakır geride.

  Hadi teslim olalım.

  Çocuklar! Hadi çıkın dışarı! İlk kar topunu ben atacağım. Baharda ördüğüm kırmızı atkımı da vereceğim size. Dolayın beyaz adamın boynuna. Üşümesin.

  Ve siz büyükler! Kulağım sizde. Bir yılda neler “gördünüz” anlatın bana.

  Fakat  mevsimlerden söz edeyim demeyin.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.