türküŋ beş cehennemi*

kesin inançlılar** bir kesin inançlınıŋ tarifini çok güzel yapar. yerimiz dar zamanımız az. yazmayalık. merak eden bakavarsın.

aslında “hak inançlılar” ya da “gerçek müminler” gibi bir şey. birebir değil amma manayı daha iyi açıklar. türkcede bu tabirleriŋ yerleşik çağrışımından -ya da tamamen çevirmen tercihinden- dolayı kesin inançlılar denmiş. güzel de denmiş. maksadı “true believers” lafından daha güzel anlatıyor. “kesin” derkenki keskinlik, se harfının o tısıltısı…

türkiye bir kesin inançlı cehennemi. nedir kesin inanç? yeterince ya da hiç sorgulanmamış inanç. aksinin ya da alternatifiniŋ kesinkes yaŋlış olduğu peşin kabul edilen köklü, değişmesi zor inanç. amelesinden genel müdürüne, öğrencisinden purofesörüne herkesiŋ kendince kesin inancı var. kendince dediğime bakmaŋ, bunlar saf saf, kesim kesim. salt kendince olanı uyumsuz, züppe, bohem filan. bizimkiler bölük, tabur… bir ordu! hatta birlik yok, ordular!

ordular! ilk hedefiŋiz kesin inancıŋız, ileri!

bir arkadaşıŋ attığı kısa bir yazıyla aklıma geldi, bu yazıyı yazıyorum:

kesin inançlılığıŋ bizdeki bazı rastgele özelliklerine dair. aslında aklıma gelen üç de beşe tamamlayıp telmih yapayım dedim. haŋgisi ilham haŋgisi zorlama varıŋ siz buluŋ:

adamcılık

dönemcilik

kayırmacılık

tekcilik

kıyascılık

şimdiden söyleyeyim öyle deriŋ analizlerle eŋgin görüşler yahut kesin tespitler yok. suyuŋ yüzünden kaşıklan alıverip dadına bakacağız.

adamcılık:

bir kere adamıŋız olacak. taptığıŋız, çok sevdiğiŋiz, şöyle içiŋiziŋ yağlarınıŋ eridiği… atatürkle abdülhamit eŋ iyi örnekler.

örnekleri bunlara kısmaŋ; sanatcı olur, futbolcu olur, yazar olur… olur da olur. (ismet özel, celal şengör, kadir mısıroğlu… ooo ne çok adam var!)

bence bunuŋ en sıkıntılı yanı şahıs odaklı düşünmek.

şahıssız düşünmek, geŋiş bakabilmek neredeyse imkansız. kurumlar, iç dinamikler, konjönktür… bunlar teferruat. şahıs başat. tek mühim şey adam.

birini seviyorsaŋ öbür adamları sevmeyeceksiŋ, eŋ birinci o olacak. süper zekalı, üstün yetenekli olacak ve ortada yaŋlış kusur varısa kesinlikle o adam anlaşılmadığından, dediği tutulmadığından filan. o öyle yapmaz.

adamcılık sadece birini kıyasıya yüceltmek değil. bir de kıyasıya yeriŋ dibine sokulanlar olacak. öteadamcılık da denebilir.

bir nevi çöp adamcılık.*** dünyayı karikatüründen bilmek.

dönemcilik:

asr-ı saadetcilik ve cahiliyecilik sendiromu (kompleksi miydi yoksa?). her şeyiŋ eŋ eyisiniŋ, pürmübareğiniŋ olduğu altın devir. elmanıŋ kırmızısı, eriğiŋ ballısı. o devirde her şey süperdir. bugün kötü olup eski devirde zaten olmayan şeyler bile o zamanda muhteşemdir.

yollar daha taşsız, kuşlar daha cıvıldak, insanlar daha dürüst…

bu dönemiŋ dışına çıkınca ortalığı bok götürür. cahiliye!

elbette daha kötü daha iyi dönemler olur ancak dönemci kişi buna bakmaz. bir eŋ eyiyi bilir bir geri kalan kötüleri. aslında ikisini de bilmez.

dönemcilik genelde adamcılığıŋ yancısı: peygamber varsa herkes dürüst, atatürk varıkana devlet on numara, erdoğan varıkana türkiye harikulade… ya da tam tersi. ne kadar tanıdık değil mi?

bu bakışla tarih nosyonu, vakalar, geçmiş… hasılıkelam bir döneme ait şeyleri sağlam kafayla değerlendirmek imkansız. ben biraz ileri gedip gerçeği algılamak bile imkansızdır diyeyim. doğru mu değil mi karar siziŋ.

kayırmacılık:

yukarıda söylediğimiz ikiniŋ kuyruğu. onlar bunsuz olur da bu onlarsız zor.
bir şeyi biricikleştirip bağlamından, öŋcesinden soŋurasından ayrı sayıp ona göre değer biçmek.

yazıyı yazmama sebep olan örneği vermeden olmaz: soŋ üç yüz yılımız. (dört yüz yıl da biz üçünü kayıralım.) bu dönemde kayırılanla yok sayılanıŋ haddi hesabı yok. birini kayırmayana kız vermiyorlar, az kayıranı aşşağı mahallede döğüyollar.

cumhuriyet inkılaplarını -devrim değil inkılap- ele alırken üçüncü selimden başlamak gerekir. inkılapperesti de inkılapsöğeri de orayı görmez. çünkü burada adamcılık araya girer, filanca adam yüzünden işler on numaradır, falanca yüzünden de bok gibidir. böylece dönemciliğe gün doğar, şu tarihle şu tarih arasına çöreklenip deli dumrulluğunu ilan eder. baç vermeden geçirtmez.

o dönemdeki herhangi bir şeyden bahsedeceğiseŋiz filanca ve falancadan bahis açmak, öğmek ya da yermek şart. tevella ve teberra.**** olmazsa olmaz, yapmayan adam değil (insanlık baki.)

buna eŋ eyi örnek sultan abdülhamit. bir kısım onu gerici, müstebid, zalim görürken diğerleri ululaşdıra ululaşdıra arşıâla kapısına çıkarır.

gerici mi? ona gerici diyenleriŋ yetişdiği ilerici okulları o açmışdır. zalim mi? gücü olup da ezmeyen kim varıdı o dönem? (kıyascılık maddesine bakıŋız!) müstebid? ona müstebid diyenleri gördük. kirpiniŋ dedikleri!***** üstelik yasakladığı şeyleriŋ çoğunu gene o başlatmışdır. burası konumuz değil. termidor evresi miydi? merak eden varsın baksın.

peki ulular ulusu mu? hatalarını saysak iki değil beş osmanlı devleti daha yıkılır.

netice: ne yerin yedi kat altında ne gökte. yer yüzünde bir sultan işte. bu konuda zihnimizi çöplerden temizleyecek çok güzel bir kitap varıdı amma adını unuttum.

bir de atatürk-vahdettin kayırmacılığı örneği verip diğer başlığa geçelim:

birinde vahdettin haindir, atatürk savaşı tek başına kazanmışdır.

ne hikmetse birkaç ingiliz uşağından başka bütün devlet ricali millî mücadeleye bir şekilde destek vermektedir.

üstelik bir kısmı da sürgünde olduğundan verememektedir. tabi bunlar hain osmanlınıŋ meclis azalarıdır, çok şeyedilmez. şeyedince bile hüküm cümlesi bir tek atatürkden dem vurur. kapatılan hain meclisiŋ yerine yeŋisi kurulur, eskileriŋ kimi de gelir… uzun hikaye. maksadı anlattım sayarım.

diğerinde vahdettin kahramandır. millî mücadeleniŋ fikir babasıdır. amma ilginçdir, millî mücadele kumandanı atatürk tam bir haindir!

bu karikatür aklından kurtuldukça seviyeŋizle görgüŋüz artar, ferahlayıp gevşersiŋiz. milletiŋ boğuşup durduğu meselelere biraz esefle amma sağduyuyla bakarsıŋız. bu makam memleketimizde akıl sağlığına giden eŋ kesdirme yoldur ancak konumuz değil. özetle, eŋ azından bu konularda daha makul biri olursuŋuz. bundan kurtulamadığıŋız zaman istediğiŋiz kadar öğreniŋ, aynı karikatüre bakar durursuŋuz. (2007-2018 yılları arasında penguen, uykusuz gibi mizah dergileri alırdım. on sene aynı kapakla çıkdılar: AKP.)

tekcilik:

bu başlıkdan çok emin değilim. daha iyisini bulana kadar belâsavar niyetine kodum. çoklu, çok yönlü düşünemeyiş desek yeter. bu bakış YPG’niŋ esat ve DAEŞ’le savaşırkan türkiyeye karşı onlarla iş tutmasını kavrayamaz mesela: iş tutmak için her konuda hemfikir olmak lazım değil mi? (geçinmek, idare etmek tabirleriniŋ olduğu bir dili konuşanlarıŋ haline bakar mısıŋız? kimdi o “kelimeler ideolojidir” diyen?) ittifakıŋ da birliğiŋ de derecesi, sınırı, bağlamı olduğunu algılayamaz. şurada bir olanıŋ az ötede rakip olduğunu, iktidarıŋ bir uygulamasınıŋ aynı anda hem iyi hem kötü yanlarınıŋ olabildiğini… hasılıkelam bir nesnede tek şey vardır, ya iyidir ya kötü. üstteki üç başlığıŋ girdiği çuval budur. bu olmadan yukarıdakiler doğup gelişmez.

kıyascılık:

o öyle amma bu böyle, onu dediŋ de bunu neye demediŋ, taam biz keliz kötüyüz de filancalara bak asıl onlar daha pis… sayadursak sonu gelmez.

camilerden sela mı okundu? niye isdiklal marşı okunmadı niyeaaağğ!

necip fazıl mı övüldü?

nazım daha büyük şair be…

sağcılar on iki eylülü mü eleştirdi?

bi’ kere o darbe solculara karşı yapıldı, oturuŋ yeriŋize!

vesaire vesaire. kıyas elbet mühim. ancak “kendiyle kaim nesne” fikrinden yoksunluk kötü. bir şeyi kendi başına, kendi bağlamında incelemek, tek başına salık vermek imkansız oluyor. düşünen iŋsana bundan daha kavi pıranga vuramazsıŋız.

hepisiniŋ ilacı var tabi. ilki göŋüllülük. evvel adama sormuşlar:

-avradığıŋ adı ne?

-geçinmeye göŋlüm yok diye sormadım!

bir de “o öyle değilcilik” var. bi’ cennet olmasa da araflık reva. bu da başka yazı konusu.

acaba başka hangi cehennemler var?

*yazıda serbest yerel dil öğeleri kullanıldı. yazı başlığı alfons lamartiniŋ “türküŋ beş cenneti” beŋzetmesine nazire.

**kesin inançlılar, erik hofer.
***ingilizcedeki “straw man fallacy” örneğinden mülhem çeviri olsa gerek. merak eden baksın.

****şiileriŋ sahabeniŋ bir kısmını öğüp öbür kısmına söğme ayinleri, “sahiplenme ve sakınma.”

*****refik halit karayıŋ o devri eleşdiren yazıları.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın