Bastiani’ye Çağrı

Yıkıl üstüme Bastiani. Gevşedi etim, yumuşadı kemiklerim – al işte hepsi senin- çıtır çıtır ez cesedimi. Hayalet prangalardan, bu uyduruk kürek mahkumiyetinden kalbim kurudu, bırak, üzerime üzerime gelsin duvarların.

Sal askerlerini üzerime. Teslim ol! Şakır şakır, pırıl pırıl kılıçlar. Doru, ipektüylü atlar. Ha gayret dedim mi, etrafımda dizi dizi muhafızlar. Su uyur Bastiani uyumaz.

/Tek göz odada, görünmez zincirlerin izlerinden damlayan saydam kan damlaları./

Şıp şıp bir musluğum da var üstelik: Uyutma beni Bastiani! Gözlerimi tavana mıh gibi çakılı, nem kokulu yastığa dayalı başım, saatlerce gidilemeyecek cennetlerin hayallerini kurdur sonra. Kar sularını sarı sarı sızdıran tavandan hayaller aksın muhayyileme. Gittiğim hiçbir yer memleket tadı vermesin, kapı kapı gezdir Bastiani, döndür kendine getir, kendime getir.

Kireçbozu tarlalar, yalçın kayalıklar görürüm ben de penceremden. Her gün bir kuş olup gitmek iştiyakı ile aralarım gözyaşı ile birbirine kilitlenmiş kirpiklerimi. Belimde silah, tetikte geçer günlerim. Öyle dayanır ki surların, burçların kalbime Bastiani, şakağıma yaslanmış bulurum bazı vakit siyah soğukluğunu bu devlet emanetinin. Bir mektup açacağı bekler masamda, garip ve mahzun; bazı vakit onu da kalbime saplamak isterim.

Atlar şaha kalksın, sen mor afakınla boğ beni Bastiani, Tozun dumanına karışsın, doldursun ciğerlerimi, çürütsün içimi. Geceler boyu öksürük nöbetleri, uyutmasın bir lahza. Heba olsun yalnızlıklarım. Kapımı bir tek kişi çalmasın. Gidilecek bir günün acı tasavvuruyla geçsin günler. Artsın yüzüme hiç yakışmayan beyaz saçlarım.

Geldiği gibi gitsin dünya.

Bir mektuba dahi fırsat verme Bastiani, n’olur. Beni kurtar dedirtme bir yakarışın sonunda. Ne demişti komutan, unutturma, – şakırdayan apoletler, birbirine vuran topukların sesi ve sert bir selam – Mezarlıklar vazgeçilmezlerle dolu. Doldur beni mezarlıklara. Tatarlardan bile aman dileyeyim.

Küflensin kapımın kolu. Düğümlensin dilimin bağı. Yükselsin hararetim, ben de mektuplar yazayım, adressiz: “Beni merak et. Öyle kötüyüm ki üzerime üzerime geliyor boşluklar. Karanlıklar. Öteye gidemiyorum.”

Bir Tatar korkusu kaplamış ruhumuzu, sıtmavari sarsılmalarla yalpalıyoruz. Düşmansa dahi, gelsin çalsın kapımızı. Kinle baksa bile gözlerimin içine içine, adımla seslensin.

Mektuplar, cahil bir nizamiye nöbet erinin çekmecesinde biriksin. Senelerce bir mektubun yolunu gözlet bana Bastiani. Sabırla. Ümidimi, nezamançıkıpgeleceği belli olmayan bir yolunu kaybetmişe bağla. Leylünnehar bir kıpırtıya müştak bırak.

Sen varsın, varsın yıkılsın içimdeki kale de.

Sen kazan Bastiani, kabulüm.

Yine sen kazan.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.