Sayıklamalar-I

Eyfel’in tepesi. 320 metre. Kuş gibi kuş. Kalbimin içine içine dolan bir hava. Aklımda hep aynı soru, ben neredeyim? Paris’te. Paris’te ne işim var benim? Paris’te işim ne? Gülmek sana çok yakışıyor. Eyvallah. Garipseme “eyvallah” deyince, her şey ikimizi dünyanın birer ucuna bırakan Allah’tan değil mi?Ben neredeyim? Eyfel’in zirvesinde. Kulaklarım tıkanıyor. Benim yükseklik korkum var. Korkma bak yanında ben varım. Ben varım. Yanım? Ben. Sen? Sen kimsin? Bileklerimi kavrayan bu urganlar da neyin nesi? Korkma. Korkmuyorum. Evet korkmuyorum. Bunu yapabilirsin. Yapabilirim. Bu demir yığınından korkmayabilirim. Yükseklerin, zirvelerin ben de tadını çıkarabilirim. Derin nefesler. Daha derin. İyi misin?Değilim. Bu bir ilk. Ben yükseklere alışkın falan değilim. Beni burada bırak. Olmaz. İstersen elinden tutayım. Hayır.Ufak, çekik gözlü kızın elime uzanan eli. Birbirimizi anlamıyoruz. O korkmuyor. Korkmak için çok küçük. Minicik adımlarla neredeyse ikişer ikişer çıkacak merdvenleri. Ben senden güç alıyorum minikçekikgözlükız. Bir bebek tutsun elimden. Minicik eli, kendinse uzattığım ölü bir papatyaya uzansın. “Merci!” desin sonra gülümseyerek. Halime olsun ismi. Sarışın, annesi Tunuslu, babası Fransız, şeker gibi, güneş gibi. İki yaşında olsun. Sallanan ata binsin Saint Jacques’ta. İskoçlarla İrlandalıları birbirinden ayıramıyorum ben. Susmak bilmeyen çan sesleri. Sus. Sus. Sus. Birden, bir pencere gibi açılan renk renk, çiçek çiçek bahçeler. Bir çiçek bahçesine girer gibi. Seni bekledim. Sen nasıl istersen. Bugün bir değişiklik var sende. Sana bir şey olacak sandım.Demek iki sene. Çok akıllısın. Yok hayır. Değilim. Aklım yerle bir olmuş benim.
Korkma.
Ici c’est Paris.
Korkma.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.