Zor Zamanlar

“Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir.”gözyasi
Burası neresi? Hangi cam fanusa kapattık kendimizi? Acının, gözyaşının dokunmadığı. Çiçekten böcekten ve karı kız muhabbetinden seviyesi olmayan edebi metinler ürettik. Denedik fakat neyi niçin? Çok mu önemli ezberlediğimiz afili kelimelere takla attırmak. Oysa zaman belki de iki damla gözyaşının yettiği zaman. Varsın kalem kıpırdamasın, en azından hissedilsin, hissedildiği hissettirilsin, ya hakkı söylesin bu şapşal kalem ya da sussun, dünya cenaze evi şu an. Siyaset yapmayalım beyler hümanistliği bir çiçekteki güzel renkleri görüyor da kana bulanırken dünya gülümsetmeye oynuyor. Acıyı nerede dönüştürür bir yazar! Nasıl takdire alkışa oynar. Dönüşmeden yazabilir mi bir yazar! Neden yazar ki bir yazar çiçekleri, böcekleri hatta mavi gökyüzünün güzelliğini eğer örtüyorsa öldürülen çocukların üstünü!

Bir yazar bulaşmadan hamasete; acının değmediği yerden yazabilir mi? Meslek hastalığı mı bu? Ulan fularlı pezevenk satma kelimeleri. Anladık bu bir illet ,yazacaksan acıyı ya bastırmalı ya da olduğu yerde bırakmalı . Büyük yazar numarasıdır şu;  yazdıkları “nerede yaşıyor bu adam” dedirtebilmek.. “Güzel şeyler yazmadığımız için güzelleşmiyor dünya” da mottosu mu. Yazmak kendine hakim olmak, yazmak salmamak, yazmak etkilenmemek. Acıyı kalbine gömüp neyse işi! işine odaklanmak, yazmak sahne sanatı. Maskeni takıp rolüne devam etmek. Gerisi bildiğin karı kız muhabbeti ve çekirdek.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.