Konuşurken Düşündüren

O biçim düşünürdü, sen konuşurken mesela. Senin cümlelerin hep ona çıkardı. Cümleni bitirmeni de beklemez, yarısından kendine bağlardı. Hazır sazı eline almışken, ben, onlar, bizler, elliler, yüzler hep onun için var gibiydik derdim içimden.

 

Rüyada-Çal-Çene-Görmek-Ne-Demek

 

Öyle böyle düşünmezdi, senden, kelimelerinden, çıkarımlarından beslenirdi. Ne güzel, sen bir kitaptan, gazeteden, dergiden, filmden,mitingden, haberden toplar gelirdin, o “şimdi benim sıram” derdi. Benim konumu beğenmezsen sorun değil senin konundan devam ederimdi. İster araba jantından konuyu aç, ister senin gezdiğin ama onun hiç gitmediği bir yerden, ister Mars’ta bulunan sudan. Her konuya aynı özgüvenle girer, bazen dolayımı az kaçmış yine övündüğü anıyla konu tekrar tekrar aynı yere dönerdi. Biz alışmıştık, yeniler önce bir sendelerdi.

Bir çeşit sanat mıydı bu, yoksa ücrete tabi olmamış zanaat mı diye kaç kez düşündüm. Demirci ustası gibi dövüyor, mahir bir terzi gibi dikiyordu. Kendine has sistemi ve yöntemi vardı. Kelimelerden Kendine, Olaylardan Kendine, Kişilerden Kendine  başlıklarıyla bunu akademik olarak incelemek gerekmez miydi.

İnsan insana muhtaç. İnsan eksik yanını başkaları üzerinden tamamlamaya çalışan, başkalarının canını acıtan, acıtırken çoğu zaman acınacak duruma düşen bir garip varlık. “Ben eskiden şöyleydim”, “bana şöyle diyorlar” ile açılan parantezlere kendini gömen insan. Ne kadar arabesk ne kadar modern, ne kadar da bene bulaşmış onlar. Ne kadar da kendini bırakıp başkaları için yaşama gayreti. Çok ucuza gitmiş bir başka eşi olmayan her bir hayat.

Evet marifet iltifata tabi…

Bir şeyler yaptığımda mutlaka görün, madem bakıyorsunuz o zaman bir şeyler yapayım, yaptığım bir şey yok ise ya bakmayın ya da bir şeyler yapmış gibi davranacağım.

Neden?

Diyorlar yalnızlık Yaratana mahsus. Sahi Tanrı yalnız kalabilir mi? Yalnız bir Tanrı olabilir mi? Buradaki mana denklik mi? Çiçeklere şiir okusam, keçilere tirad atsam, kedimle resim yapsam yeter mi yetmez mi? Bende kabul görecek, el üstünde tutulacak, alkışlanınca mutlu olacak bir yan var. Ben hakkıyla çiçeği takdir edemediğim gibi o da beni anlamıyor. Renkleri açtığından beri ve çok daha öncesi kainata konuşuyor. Ne garip, insanlar arasında beni anlayacak bana beni konuşturmayacak insan bulmak. İnsanlar arasında çiçeği, rengi, Tanrıyı ve dengi konuşacak insanlar bulmak. Yatay meseleler, dikey meseleler. Beni pazarlamadan beni konuşabilmek.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.