What we’re gonna do when the baby comes?

“Bugün güneşli bir gün. Hafif bir rüzgar ensemi gıdıklıyor. Ağaçların altında, çimenlerin üstünde yürüyorum. Cins cins köpekler çiftleşiyor her yerde. Çok şıkım, yanları cepli emekli şortu ve bana iki beden büyük gömlek beni oldukça iyi hissettiriyor. Buradaki yazılarımdan sonra herkes beni tanıyor. Sanki herkes biraz mutlu. Bir bebek agucuk gugucuk bir şeyler mırıldanıyor. Annesi babasına soruyor “Ay yavrum, kim bilir neler diyor?” Ben bu soruyu ciddiye aldım. Çünkü bebeğin ne dediğini çok net anladım. “Pardon, ben bebeğinizin ne dediğini anladım.” “Bebeğiniz tüm yazarlar aptaldır dedi.” Kadın, “Cidden mi? ” “Yemin ediyorum ki bebeğiniz bunu söyledi.” Yeni nesil nereye gidiyor? Annesi bebeğin boğazını sıktı. Babası “Bu evladımızı da öldürme!” diye bağırarak ağlamaya başladı. Tüm keyfimin içine ettiler.

Gençliğim aklıma geldi. Bebek’te yürüyüşe çıkardım. Boğaz havası almak için sürekli boyu değişen gölgelere saklanarak kendi rotamda yürürdüm ki kafam dağılsın azıcık. Uzaktan mutlu görünen taytlı köpekli kadınların yanından geçerken köpeklerinin “Allah belanı versin şerefsiz kadın, yavrularımı neden millete dağıttın?” şeklinde dertlendiklerini duyardım da kalbim kırılırdı. Gidip parkta yaşayan evsiz ve sütyensiz şişman teyzeden çekirdek alır çitlerdim. Bir evsiz nasıl şişman olabilir bunu düşünürdüm.

Zenginlerle fakirler arasında ne de çok fark var. Ortasınıf bir arkadaşım var. Tenis oynadıktan sonra, karısını aldatan bir Vali Yardımcısı ile yatıyordu bazı geceler kaşık pozisyonunda bir arkadaşının evinde. Bir kaç kere kürtaj yaptırmış bir zengin arkadaşım vardı. Çok iyi insandı. Hayatımdaki aşırılıklara katlanamamıştı. Benimle bir daha arkadaş olmak istemediğini söyleyip terketti beni.

Zenginler sınıfını tek ve sabit olarak ele almak çok yanlış bir tutumdur. Bir insanı tek ve sabit bir yapı olarak görmek çok yanlış bir tutumdur. Mesela bir arkadaşım vardı. Zenginlerin yanında köyden henüz gelmiş Ayşecik rolünü yapmayı ve parasızlıktan yakınmayı çok severdi. İndirgemeci yaklaşımlar hayatı kolaylaştırır fakat hayat ancak ve ancak kolaylaştırılabilecek bir şeydir. Asla kolay değildir. Güvenli yemek ve güvenli uyku bile bu kadar zorken elde etmesi, güvenli cinsellik hak getire. Mesela bir kaç kere kürtaj yaptırmış olan arkadaşım güvenli bir cinsellik yaşasaydı kürtaj yaptırmasına gerek kalır mıydı bir kaç kere?

Kocasının hırsız olduğundan şüphelenmeyen zengin ile kocasının hırsız olduğundan şüphelenen fakir, iki akrabam var. Bu ikisi çok iyi geçiniyorlar zengin olan mobilyasını değiştirene kadar. Evlatları arkadaşlık edecekler fakat fakirler ve zenginler birbirine benzer kavram dünyaları aşılayamıyor bir türlü evlatlarına. Aslında niyetleri bu doğrultuda hep. Çünkü zenginlerde görüklerini kendilerinde eksik kabul ediyor ve tamamlamaya çalışıyorlar fakat nafile makas çok açılmış. Tıpkı Kuzey Batı Avrupa’yı izleyen Batıcı 3. Dünya Okur Yazarları gibi hissediyorlar. Tırnaklanıyor tüm değerleri, para masumiyet verdikçe zengin evlatlarına.

Hepsinin kulağına doğdukları anda fısıldamak isterdim isimleriyle birlikte içine doğdukları sosyal sınıfın şartlarını, neleri yapabileceklerini, potansiyellerini, ve asla kendilerini kıyaslamamaları gerektiğini, açıkçası fakirlik bir fırsattır, zenginlik daha büyük bir fırsattır, aklını elde edebildiğin kadar hızlı elde et, istediğin alanda git alabildiğin en iyi eğitimi al ve birşeyler üret üremeden evvel diye. ”

https://www.youtube.com/watch?v=0jinGKuuD5M

About

View all posts by

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.