Acıyan

“Size herşeyi terapistime anlattığım gibi anlatacağım.

Sene 2010. Nereden bakarsanız bakın 20 yaşımdayım. Ben şikayetçiyim. Neyden bilmiyorum henüz ama mutlu değilim.  Acıyor. Henüz geçmedi ergenliğim. Acıyan yerimi bulamıyorum.

Ben gürültücü bir insanım. Kendi karakterime uygun işlev buldum yurtta. Sabah uyanır uyanmaz herkesi bağırarak uyandırırım. Kalkın. Kalk. Saat kaç amına kodum leoparı der üst ranzadaki ağzı bozuk çocuk leopar desenli olduğu için yatak çarşaflarım. Güne erken başlarım hep. Varsa derse giderim yoksa kütüphaneye. Ama çok inek olduğumdan değil. Yapacak birşeyler ararken geçen vakti iyi degerlendirmek için.  Günde en az iki film izlerim. Beş altı romanın sağını solunu kurcalarım. Anladığımdan ötürü değil. Kendimi anlamamaya alıştırdım. Fakat neyi anlamayacağımı çok iyi seçtiğimden kendimi ilerlemiş hissediyorum. Film izlerken uyurum. Aslında film izleme sebebim koltuklar. Koltuğa oturmayı çok özledim yurtta. Sandalyelerden bezdim. Film salonunda koltuk var. Ve nispeten daha fazla gürültü yapılabilen bir yer.

Geçen gece herkes uyurken odada bir arkadaşım mastürbasyon yaptı. Ben böyle şeyleri önemsemem. Ama neden böyle şeyleri takmayan birisi olayım ki. Mesela ışığı, gürültüyü hatta kokuyu da önemsemem ama odadaki engelli çocuk yatağına sıçtı ve her gün burnumun dibinde adana ve lahmacun yiyor. Yemekhaneye gitmiyor çünkü kör. Ve dürüm yiyor çünkü efektif. Ağzını kolay buluyormuş espiri yapıyor bir de. Ya cidden ben bunlardan rahatsız olmuyorum, bir kere bile kimseye kötü söz söylemedim. Ama için için neden bunları problem etmeyen birisi olmak zorundayım ki diyorum. Çünkü kendimden eksiliyor gibi hissediyorum.

Ben hiç bir zaman ne yapacağımı bilemedim. Yani nasıl çalışılır, nasıl düzen kurulur. Kızlarla nasıl sohbet edilir. Ben nasıl okunur bilemedim. Nasıl yazılır bilmiyorum. Sınavlarım iyi ama yazdıklarım ne, çalıştığım ne bilmiyorum.

Ben kaybolmuş gibiyim. Etrafımda arkadaşlarım var ama ben onlara dahil oldukça değişiyorum. Geçen bir çocuk beni kafaladı. Kahvaltı ısmarladı. Yani bende nakit yoktu borç dedim. Ben kimseden birşey alamam. Alışık değilim. Bana sosyal ol azcık dedi. Nasıl olunur ki. Gerekli mi. Ben yurtta azgın azgın uyumaya çalışmayı seviyorum.  İlişkilerin vakit kaybı olduğuna inanıyorum. Evet hiç kız arkadaşım olmadı ve evet benim yaşlarımda sosyalleşmenin öncelikli anlamı çiftleşmek. Yani ben elbette çiftleşmek istiyorum ama mantığımla çelişiyor ve kendimi çirkin ve yetersiz buluyorum çiftleşmek için.

Yurtta herşey kötü değil.  Hatta çok eğlenceli. Bir birinden çok farklı çok akıllı insanlar var. Aralarında en boş hissediyorum. Hepsi ne yaptığını bilerek yapıyor gibiler yaptıklarını. Günde yüz yüzelli kahkaha atıyorum. Kucağım ağrıyor. Ailemi özlüyorum. Onlara sarılıyorum.

Geçen gün ablam aradı. Burada iş bulacağını ve beraber eve çıkacağımızı söyledi. Ben de olmaz dedim.  Burada nasıl geçinecez. Benim burs 500 lira. O maksimum 900 lira alır. Ev tutamayız. Geçinemeyiz rezil oluruz dedim. Aslında ablama kızgınım. Ablam tam bir baş belası gibi çünkü. Babam aradı sonra.  Haberi yok. Annem aradı oğlum ne yapcaz diye. Bir de kardeşim var. Ev falan gözümü korkutan ihtimaller, yani pahalı, bir de ablamdan korkuyorum. O benim tam zıttım gibi. Tercih yapmaz, direk karar verir. Her şeyi direk yapar. Kendi fikri aksine sinirlenir.

Ben yok gibiyim dedim çok yakın sandığım bir arkadaşıma. Sinirlerim çok bozuldu ağlıyordum. Bana biz seninle sadece arkadaşız der gibi baktı. Pişman oldum. Gün gelecek aklıma bile geçmeyeceksin benim senden daha kaliteli dostlarım var der gibiydi, beni hiç önemsemedi. Bira ısmarladım, içti. Ben sevmem içkiyi hiç.

Benim çok iyi dostlarım var.  Onlar elbette kıymetliler. Ama benim kalbim kırıldı. Acıyan yerim sizce neresi şimdi bana söyler misiniz?” https://youtu.be/vt1Pwfnh5pc

About

View all posts by

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.