Digenis Akritas Hikmet Çaybükü

” Sürekli bastırılan bir karakterim ben dışımdaki sesler tarafından. Denizaltı gibiyim. Etrafımdaki seslere göre ağırlık alıp ve verip arada nefes almam mümkün. Ölümüm kesinleştiğinde ancak sigaraları yakabilirsiniz, şampanyaları açabilirsiniz, kaliteli yemekleri ancak o zaman yiyebilirsiniz içimdeki askerler. Mağlubiyet ve zafer bizim için artık önemsizdir. Arda kalmak benim için bir utanç kaynağıdır. Jilet olmak istemem. Geceleri radar sesleri duyuyorum camları açtığımda. Yarasalar odama girer diye kapatıyorum korkudan. Kanatlı kemirgen, arda kalan, tıpkı yumurtlayan keseli gibi ya da emziren gagalı, iki kanlı, yani digenis.

Yıllar yıllar önce şimdilerde zorla hayatta tutulan, ölüp ölmediği muamma, bir kült lideri kendi ölümü ile ilgili kaygılarından gittikçe arındığından bahsediyordu bir röportajında nedense. Kült bu ya baş ağrısından sinüzit tanrısı, kıç ağrısından osuruk tanrısı çıkar diye korkuyormuş ki temsil etmeye çalıştığını iddia etmekten ziyade ona tapması gerektiğini düşündüğü kitlenin ezici çoğunluğu kontrolden çıkarmış, bölünürmüş sanki birmişiz gibi. Fiiller ona bu kadar uzakken aslında yani arada bir sürü fiilimsi varken onu o fiillere yakın gören pozitivist yobaz ve paçozlar utansın. Acı… ateş düştüğü yeri yakar. Bir ateş yağmuru yaparsan ateş her yeri yakar. Ateş yağmuru burada acının demokratikleştirilmesi siyasetini temsil ediyor. Ne kadar acı. Acıyı acı gibi yaşarsan eğer ilkelsin ve her zaman akritas.

Fakat sabır… Kalitelisi ne güzel pişirir insanı. Ne acılar aman yarabbi, multidimensional. Vardır bir hayır, inşallah hikmet.

Ne güzel olurdu herkes için uzatmak ayaklarını kırda, eğlemek gönlünü muhabbet ve sohbetle, mis gibi kekikler kokusu, izlemek bir doğuşunu yeni bir hayatın ölürken Çaybükü…” https://www.youtube.com/watch?v=TSYV-nEE300

 

 

 

 

About

View all posts by

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.