Evrensel Düzeyde Yerel Eser

Evrensel düzeyde yerel eserler vermenizi bekliyoruz dediklerinde bana bu edebiyat sitesinin mülakatında çok şaşırmamıştım. Daha önce bir şiir dergisinin toplantısına katılmıştım. Sigara konusunda hiç bir sıkıntı yoktu. Ya bırak o şair değil bu yazar değil diyorlardı. “Evrensel düzeyde yerel eser” kızıl elmamız buydu. Mesela Yaşar Kemal’e neden nobel verilmedi tartışmasında oturaklı bir iki laf söyleyebilecek adamlar bence kızıl elmamıza çok da yakın değiller. Evrensel düzeye keza Marksist yorum getirmek de yerelliğe yaklaştıran bir şey değil. En iyi sovyet yazarların karşı devrimci olması bir raslantı değil. Sıkıcı bir yazıyı saatlerce okumaya devam edebilecek insanlar Dünya nüfusunun yüzde ikisini geçmez. Yüzde ikiye hitap eden şeyler güzel değildir demiyorum yanlış anlaşılmasın hemen. Hikmet Çaybükü köylü solcusu değil. Onun zamanında sanki köy ve sol kalmış gibi. Yahu ona Engels’le Kautski’nin mektuplaşmalarını okutsan tepkileri aynı kitabı okuyan bir köpeğin verdiği tepkileri aşamaz. Zamanın ruhu mu desem, genç hegelciler deyince aklında hiç bir şey uyanmıyor. Marks bugün yaşasa kesin porno filmi çıkardı lafı ise Hikmet Çaybükü’ye oldukça makul geliyor.

Ben en temelde sizi eğlendirmek istiyorum. Ama önümde bir takım engeller var. Mesela ben bir memur olsaydım. Hayal edin. Hikmet Çaybükü, memur, Çaybükü, memur… Ofisten her çıktığımda mesela ofisi beraber kullandığım insan elini burnuna götürse… İğrenç! durun memuriyetten bir şey bilmediğim buradan belli daha derine iniyorum. Bir sabah Hikmet Çaybükü, ofiste yalnızken gaz çıkartmaya karar verir, o sırada içeri gelen daire şefi Mahsun Athırsızı… Gidin Çehov okuyun memurlu öykü için. Memuriyet tabi modern devlet yaşlandıkça demoktratikleşmiş bir kurum. Tabi canım, tabi…! Amma da demokratik. Yahu bir şeye baktığında direk olumlu tarafını gören insanlar çok sıkıcı ki. Özal’ın anlatıp anlatıp aksini yaptığı şey; memuriyeti demokratikleştirmek. Geniş bir memur sınıfı… Memuriyet aslında amirleri de içine alan bir kavramken, Allah sizi inandırsın nerede bir memur görsem midesi yanmakta ve hadım edilmiş gibi. Çok komikler, ya bomboş bir mücadele içindeler ya da bomboş kaygıları var. Düşünün, geçende bir kadın arkadaşım anlattı, kendi daire şefine çok hak vermiş. Falanca dairenin şefi bildiğin cinsel ilişkiye girmeye zorluyormuş iş yaptırmak (güdmek) için memurlarını, biz size iyi davranıyoruz, bak kızım iyi niyetimizi suistimal etme lütfen. Bizi sikmediğiniz için çok teşekkür ederim diyebilmiş kızcağız. Daire şefleri ayrıca daire şeklinde olduklarından daire şefi oluyorlar. Yoksa binalarda herhangi bir kıvrım yok. Köşeli köşeli bildiğin koloni mimarisi.

Ben memur olsaydım, diğer memurlarla aynı olmazdım. Çünkü test ettim sıra bekleyemiyorum. Narsisist eğilimleri var bu Hikmet Çaybükü’nün yahu. Yani amirim bana sizi sikmediğimiz için şükür edin deseydi; ben amir olsam sizin gibi iyi niyetli olur muydum bilmiyorum amirim, açıkçası ben, şahsen aseksüel olduğum halde ve bir insanı terbiye etmek için cinselliği kullanmayı hiç hoş karşılamadığımı belirterek söylüyorum, bu binanın, kurumsallığın getirdiği ve yukarıdan gelen baskıları kaldıramayıp sizin kadar iyi niyetli olamayabilirdim gibi şeylere bile girişmezdim. Ne bakardım lafına laf mı diye ne adama bakardım adam mı diye. Tabi memur olmadığım için söylemesi kolay. Memuriyetin içinde sadece burun karıştıran ofis arkadaşları ve iyi niyetli daire şefleri yoktur. Neyse memurlar bana çok kızıyorsunuz. Özür dilerim tepeden baktığım için size.

Özel sektör de çok farklı değil. Metroya ne zaman binsem, Etiler durağında bu minvalde laflar eden insanlar biniyor. Doğruluk payı olmasa o kadar söylemezler.

Peki nasıl olması gerekiyor?

Şaka şaka, memursanız Allah’ın emri faranjit olacaksınız. Kulak burun boğaza değil sadece gastroenterolojiste de gideceksiniz ya da en kötü ihtimal dahiliyeye.” Bu Ziyaret Amacını Aştı

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.