MİLLETVEKİLİ

“Meclisteki görevime başladığımda acaba ne zaman benim buraya ait olmadığımı fark edecekler diye düşündüm ilk olarak. Oraya giderken giydiğim ütüsüz takım elbisemle daha ziyade bir atama işini hallettirmeye uzun yoldan gelmiş, araya hafta sonu girmiş de işi pazartesiye kalmış, eşiyle bu yüzden arası bozulmuş gariban bir memur gibiyim. Kalmadı artık öyle memurlar demeyin. Her devrin memurudur onlar. Modernizmin mobbing çekici ile dövülerek şekillenmekte olan garip ruhlar devlette kaybolma şansını yakalamışlar. Halbuki ben bir milletvekili oldum. Hikmet Çaybükü “Hiçkimselerin Hiçkimsesi”

Babamın bir hikayesi var. Çok acıklı. Köylülük değişik bir duygudur. Olmadık yerden acıklı bir hislenme, bir naiflik, bir abartılı önemseme fışkırır. Bende de olur. Bir gün ağabey diye bildiği aynı siyasi görüşte olduğunu sandığı bir insan milletvekili olur, babamın. Adam babayı görünce somurtur randevün yok der. Baba, ağabeyine gideceği için bir ağırlanma beklentisindedir. Adam bir çay bile söylemeden babanın dışarı çıkması gereken vakit gelir. Baba dışarı çıkar. Bu hikaye nereden aklıma geldi biliyor musunuz? Meclis’te yemekler çok ucuz. Gariban, zengin kim gelirse gelsin, en az bir sütlaç söylüyorum. Yani Baba git ASPAVA’ya, neden bu şerefsizin şerefsizliğinin hikayesi bana aktarıldı. Bazı hikayeler bana neden aktarıldı? Gerçekten hiç bir fikrin yok baba. Dün kendimi öldürmek istiyorum dedim sana telefonda, iyi yapmışsın oğlum dedin. Ben mesela hayatımın bazı kısımlarını çocuklarıma asla aktarmayacağım.

Meclis kutsal bir binadır. Kutsallık üzerine ve meclis üzerine ucuz ironi yapmayacağım. Milyonlarca insanı bağlayacak meseleleri konuşuyoruz. EYT mevzuusu ile ilgili herhangi bir şey konuşulacağı zaman mesela laf çeviriyoruz bilerek. İnternet gazeteleri tam da bizim dediğimiz şeyleri yazıyorlar foto galerilerine. Biz görevimizin kutsallığının yeteri kadar farkındayız.

Millet vekili olduğumu bir gece rüyamda gördüm. Bir somun ekmek var bir türlü yakalayamıyorum, peşinde epey bir koştum. En son yakaladım ekmeğimi tam da meclis binasının önünde. Meclis Başkanı hoşgeldin evladım dedi. İçeri girdim. Maaşlarımız yarın yatacak olmasa sana yemek ısmarlardım ama şimdilik aş evine gitmeliyiz lakin param yok dedi. Benim param olduğunu söyledim. Burada senin paran geçmez evlat dedi. Aşevi, meclis lokantasından tamamen farklı gözüküyordu. Meclis’in bodrum katında günde neredeyse milyon kişiye yemek verilen devasa bir mutfak. Çoğunluğu dişsiz yaşlılardan oluşan kısaca Suriyeliler ve eşcinseller hariç herkese yemek veriliyormuş o aşevinde.

Rüyadan kalktım. Meclis Başkanımıza tabir ettirdim. Gündemde savunma sanayii ile ilgili gelişmeler olduğundan ötürü onunla görüşmek için kırk gün bekledim. Kırk günün sonunda hoş geldin dedi. Gözünü kırptı. Bundan sonra ekmeğini bu lokanta dışında bir yerden yemeyeceksin dedi. Eski bakanlardan birisinin kızıyla mutaa nikahı kıyıldı. Ve ben bir vekil oldum.

Asla bir köylünün kalbini kırmayın. Kalp kırıklığı ölümsüzdür.”

About

View all posts by

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.