Beklemeliyim

Perdeleri oldu olası sevmemişimdir. İzlenmek çoğunluğun hoşuna gitmez biliyorum ama saklanmakta benim hoşuma gitmiyor.

Sabahları yatağından kalkar kalkmaz perdeyi açıp güneşi selamlayan insanlardan değilim. Öyle olmak gibi bir düşüncemde yok zaten Tam tersi güneşin beni yatağımda yakalamasını seviyorum. Günün ilk ışıklarının beni rahatsız etmesini ardından ise alarmın çalmasına son beş dakika kala uyandırmış olması günün ilk ışıklarından beklediğim tek şey.

Herkesten beklediğim bir şeyler var.

Herkesin benden beklediği bir şeyler var.

Beklemeyi bırakıp ne zaman yola koyulacağız acaba?

Yola koyulmak için ne olur ne olmaz diye bir çantanın hazır olmasını bekliyoruz. Çantayı hazırlamak için işten eve dönmeyi bekliyoruz. Eve dönmek için dakikaların hızlanmasını bekliyoruz. Dakikalar içerisinde bir sürü durağa uğruyoruz ama inmiyoruz, kendi durağımıza gelmeyi bekliyoruz.

Ben her zaman beklemekten yana oldum. Aslında bana beklemem gerektiği öğretildiği için bu taraftan yanayım.

Ama Şu an o merakla beklediğim günlerde miyim?

4 Ocak 2015,

Baş ucumdaki komodinin ilk çekmecesini çekiyorum. Çekmecemdeki fazlalıkları elimin tersi ile iterek günlüğüme ulaşmaya çalışıyorum. Ellerime gelmek istemiyor günlüğüm. Yazacaklarımı bilmek istemiyor. Beni şu halimle görmek istemiyor. Evdeki tüm aynaları kaldırdığım doğru çünkü evde tanımadığım bir insan ile sürekli karşı karşıya gelmek beni huzursuz ediyor. Hele ki o kişi ile nefes almak, konuşmak, sürekli birlikte vakit geçirmek, ne desem bilemiyorum.

4 Ocak 2016,

Diş fırçamı kaybetmiş olmalıyım, bıraktığım yerde değil. Nerede bırakmıştım ki?

Tüm gün evi aradım ama bir türlü bulamadım. Ben de büyükannemin bana sürekli söylediği birkaç cümleyi anımsayarak aramaya bir son verdim. “Bir şeyi istemene rağmen elde edemiyorsan boşuna uğraşma o çoktan şu andan uzaklaşıp ileride karşına çıkacağı yerde hazır durumda seni bekliyordur.” derdi.  Bu cümle yüzünden küçükken bir sürü oyuncağımı arkamda bırakarak döndüm eve. Eğer bir şey bana ait ise döner dolaşır yine beni bulurmuş. Sonradan öğrendim ki ananem ben gittikten sonra oyuncaklarımı sokağındaki çok isteyen çocuklara veriyormuş. Şu zamana kadar bana ait olan şeyler hep başkalarında kaldı. Acaba oyuncaklarımla buluşma noktam o çocukların evlerinden birisi mi? Acaba diş fırçamda o sokaktaki çocukların birisinin evinde olabilir mi? Neden olmasın.

4 Ocak 2017,

Gözlerini kaybettim bir an otobüste. Tekrar bulabilmek için parmaklarımı kullanıyorum. İçimden ise keşke daha uzun olsaydım diye geçiriyorum. O zaman bana ait olan hiçbir şeyi kaybetmezdim. İnsan kendisine ait olan bir şeyi kaybedebilir mi diye düşünmeden en yükseğe uzanmaya çalışıyorum. Sadece bir durak beklese ne olurdu ki. Mesela aynı an da insek ve evine kadar yolcu etsem onu ardından gözleri ile tekrar buluşacağım anı beklesem. Birisi ile buluşmam için önce güzel bir ayrılık yaşamam gerekmez mi? Güzel ayrılık diye bir şey mi var? Ne yani kötü ayrılırsan bir daha göz göze gelemiyor musun?

4 Ocak 2018,

Bir mağazanın vitrinindeki cam aracılığı ile karşılaşacağımızı hiç ummazdım. Sanırım Beni tanımadı, acaba biraz beklemeli miyim, belki beni tanır. Eğer tanımazsa ben de onu tanımamış gibi yapmalıyım.  o gün otobüste kaybettiğim gözlerin yansıması şimdi gözlerimde. Bekliyorum, Yansımamı tanımasını. Bekliyorum, Aynada gördüğüm yansımamla tanışmayı. Yıllarca kendisine yabancı olarak yaşayan ben değil miydim?  Şu anda kendime yansıyan varlığı çok yakından tanıyorum. Tekrar karşılaşmak ne güzel şey diye ekliyorum. Sanırım ananemin bahsettiği de tam olarak buydu, eğer bir şey sana ait ise bir şekilde seni bulur. Evet, o gözler bana ait bunu biliyorum. Şimdi ise bu buluşma yerinde gözlerimi ondan geri almalıyım.  Vitrinin camında kendi yansımamı görebilmek için. Kendime daha yakın yaşayabilmek için. Gözlerimi bana vermeye hazır gibi bakıyor. Sanki senelerce o da bu buluşmayı beklemiş. Ve doğru sandığı zamanda doğru olup olmadığını bilmediği yere gelip benim ile karşılaşmış. Bana ait olanı vermek görevi meğerse otobüste gözlerini kaybetmekten korktuğumdaymış. Kim bilebilirdi ki gözlerimin bir mağazanın camında saklandığını. Çok aradım, usanmadan. Ama büyükannem haklıymış gözlerim o an da değil. Tam şuandaymış. Şu an da tam da beklemediğim bir an da gelip buldu beni.

4 Ocak 2019,

Bana beklemeyi öğrettiğin için teşekkürler büyükanne.

About

View all posts by

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.