Bu Şehir Arkandan Gelecektir

Göçleri sevmem, belki de hiç göç edemeyeceğimi bildiğimden. Göç eden kuşlar, ertesi güne hazırlanan bir bavul, kız evinin önünde çalan davul, paketlenip kamyona yüklenmiş eşyalar…
Göçleri severim, belki de tüm göçmen kuşların ayaklarına bağladığım, yerine ulaşıp ulaşmayacağını bilmediğim mektuplardan. Kuşlarla antlaşmam var. Beni yiyemiyorlar. Bu hikaye ayrı, başka bir gün anlatırım.
“Pazardan yeni aldım, taşınacağım, çoluk çocuk yer.”
Atılmaya kıyılamayan, yolda ezilip çürüyecek sevimli meyvecikler…
“Her şey hazır mı şimdi? Gidiyor musunuz?”
“Evet evet, çok şükür.”
Çamaşır suyu bulaşmış kapıcı kadını eteği, yine aynı deterjanlara kokan, sahibinden yaşlı eller…
Şehre son bakış… “Şehir” der ki bir mısraya yakışsın bu sözler. Yoksa “bilmem ne ilinin bilmem ne kazası” dese kimse aklında tutmaz şiiri. Sanki bir metropolden ayrılan, zengin bir şair gibi bahsetmeli. Sanki biraz önce viskisini son kez yudumlamış, sadece bavulunu alıp şehri terk etmiş gibi bahsetmeli. Tayini çıkan bir edebiyat öğretmeni olduğunu bilseler onu kimse iplemez.
Onu bir tek pencere önünde unuttuğu mor menekşesi ipler. Saygılar, sevgiler…

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.