Güz Bahçesi

Bülbül’e hem kızıyorum, hem de onu çok seviyorum. Kızıyorum, aşkını bencilce gizlediği için; seviyorum, çünkü ömrümde böyle aşk görmedim.
Sabahın ayazında öyle bir çiliyor ki Neyzen’in avlusunda, keşke kulaklarınız olsa da işitseniz. Güllerin güzelliği Bülbül’ün şarkısı yanında hiç kalıyor. Bu şarkı hem teselliyi, hem ağıdı, hem ölüyü barındırıyor. Oysa ki Algül ölmemiş, dikenlerin arasında güzün geçmesini beklemekte. Nereden bilsin zavallı şarkının ona söylendiğini? Biçare başını toprağa eğiyor ki unutmasın ölümü. Bülbül ise yaşayan sevdiğine ölüm şarkıları besteliyor, ben de toprağa düşen armudu kemirirken gülüyorum bu hale. Trajikomik komik gülüyorum.
“Gül bahçesinde Gül’e gül diye şakırsan, ya tüm güller kendisine sanır bu sözleri, ya da kimse üstüne alınmaz.” diyorum.
Bülbül söylüyor:

Bu aşk değil de nefstir
Başıboş bir hevestir
Kendini hapsettiğin
Karanlık bir kafestir

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.