Hiç

Bu oyun oynanacak bir şey değildi. Aşktı. “Sevgi yetmez.” dedi karşı taraf, “Nasıl yapıyorsunuz?” dedi beri taraf, “Hiç tanımadığınız biriyle nasıl yatıyorsunuz?” Gülümsedi karşı taraf. Derin bir sessizlik oldu. “Şimdi senin o hiç gelmeyen otobüsünü mü bekleyeceğiz?” “İşte geldi!” dedi beri taraf. Kalbinde derin bir üzüntüyle.  Geçen buluşmada iki tane otobüs geçmişti, sırf biraz daha vakit geçirmek için O’nunla, kaçırıvermişti otobüslerini, bu sefer öyle olmadı, atladı ilk gelen otobüse, kayboldu karanlığın içinde.

“Sana bu karanlık bu gürültü içinde ellerimi uzatıyorum…”

Sordu herkese, aşk nedir? Bu aşk mıdır? “Takma kafana.” dedi ötesi, delirdi gitti berisi.

“…sen, bu karanlık bu gürültü içinde görmüyorsun…”

Hastaneye gitti. Gözleri kocamandı, kocaman açılmış ilaçlardan. “Siz hiç yattınız mı?” dedi doktor, “Efendim?” dedi berisi. “Yani ayakta mı tedavi? Peki, şimdilik iyi…”

“…bütün köşeleri tutmuşlar, ortada  meydanlar, gözler içinde…”

Eve gitti. “Peki niye bu kadar kötüsün?” dedi birisi, “Yoksa yattın mı onunla?”

“…sana anlatamıyorum, bütün bu köşeler, bu karanlık, bu ıslak, bu gürültü…”

“Sen daha yatmadın mı?” dedi birisi daha, “Bak saat kaç olmuş?” “Hayır, yatmadım,”  dedi berisi, “ben hiç yatmadım.”

“…tutsana ellerimi, ellerimi görmüyor musun?”

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.