Ey Büyük İntihal

Kurdüş, içinde böylesi bilmeceler, acılıklarla aşıyordu deniz’i. Ama Mutlu Adalardan, dostlarından dört yıllık bir arayla uzaklaştığında, yenmişti bütün acılarını: utkulu, sağlam basan ayaklarla duruyordu yazgısının üzerinde. Sonra, sevinen törel bilincine şunları dedi Kurdüş:

Bir başınayım yine, bir başına olmak istiyorum, berrak gökle yalnız, açık denizle: kuşluk vaktidir çevremde.

Dostlarımı bir kuşluk vakti bulmuştum ilk kez; ikincide de kuşluk vaktiydi: ışıkların iyice sessizleştiği saatte.

Yerle gök arasında çünkü, ilerleyen her mutluluk ışıklı canlara sığınmak ister: artık mutlulukla iyice sessizleşmiştir bütün ışıklar.

Ey hayatımın kuşluk vakti! Mutluluğum bile, bir zamanlar koyaklara inmişti sığınmaya: o açık, konuksever canları bulmuştu sonra.

Ey hayatımın kuşluk vakti! Nelerden geçmedim bir tek şeyim olsun diye: bu canlı korusu düşüncelerimin, tan atımı en yüksek umudumun!

Yoldaşlar arıyordu kendi umudunun çocuklarını arıyordu yaratıcı bir zamanlar: ne var ki, kendisi yaratmadıkça, onları bulamayacağı belli oldu. ^^ ^^

^^ ^^ ^^

^^ ^^

About

View all posts by

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.