Doğmamış Kadına Mektup

 

 

Kaç kez çoraplı yatma dedim sana. Biliyorum, çok üşüyor ayakların ama çaresi, defalarca dediğim sana hayalime fidelediğim, polyesteri dokunuşlar değil, avucumun ipeksi dokunuşlarıdır bileklerinden başlayan. Hep dua için açılmaz ellerim, hünerli dokunuşları da barındır yanında.

Ellerim ki ağzı var dili yok.

Ellerim ki seri bir filintalık akıtmaya hazır koynuna.

Ellerim ki bir o kadar iffetli, dokunmaz rızasız bir güle haşa.

Beynimde plan konveks örülmüş suretinle hicret eder bulurum çoğu zaman seni. Sen hala çoraplarını çıkarmadan yat, aferin. Hayır, hadi ellerimi akıtmaktan geçtim ya hu çorapla yatmak ayakları daha çok üşütür, herkes bilir bunu. Lafa gelince peynirden gemiler yüzdürürsün sektire sektire karın boşluğumda, mide özsuyumda. Ömrünü okumadığın kitapların klişe laflarını paylaşmakla heba etme Allah’ın nutfettiği! Diyorum bak, “İşte hiç okunmamış bir şiir vaat ediyorum sana, hem yazarını ezbere bildiğin.” İlla çorapla yatacağım diye tutturacaksan, o halde yün yahut termal çorap giy, yoksa da satın al. Ben hediye edeyim sana diyeceğim, ama ismini, cismini, adresini bilmem.

Var ile yok arasında, kasığımdan seyrek saçlarıma uzanarak kurulmuş bir ar iliği örgülü balkondan ve o balkonun alt katına nazır, acılara kundaklanmış camsız taraçasından başlayarak, tüm merkezlerime; köşelerime, kirişlerime, sekize sekiz gam direklerime, rabisterler gibi kucaklanarak dolanmış, şahmeran gibi misin nesin yoksa meçhuldur bilmem. Seni yeryüzünde, gökyüzünden alıntılayarak tasarladım ben. Yaratmak Allah’a mahsus.

İşte bu yüzden bir yerlerde illa ki izini bırakmışlığın vardır. Tasarladığım refikamın, yaratılanın kopyalarının arasından ince eleyip sık dokumam ile oluşturulması, yaratıcının aklıma soktuğu kurgu tasarımındandır. Şu yaşıma ömrüm, seni tasarlama tasası ile sonra o tasarıya söz geçirme çabası ile ve bu iki çılgın vehim arasında, arafta kalma beyhudeliği ile geçti. Yine de çorapla yatmaya devam etmeye direten mantığına ayak uyduramadım. Burada bana vermeye çalıştığın mesaj , ayağına geçirdiğin çoraba dayanarak, sana yaklaşmama izin vermeme bahanesiyle girdiğin kılıfın adı olsa gerek. Doğrudan git diyemeyen nezaketinin, dolaylı olarak kovma yoluna baş vurması sanırım beni. Sen zaten hiç gitme demeyeceksin bana çünkü seni ben tasarladım. Kasıtlı imalatısın sen düşüncelerimin ve kısıtlı aklımın. Seni tasarlama mantığım, ‘’ Allah, verdiği nimeti kulunun üzerinde görmek ister.” sözünü, adamın yemeği yerken üzerine dökmesi ve ne yaptığını soran kişiye, bu sözü hatırlatması mantığı ile girift ve doğru orantılıdır.

Hülasa hep yanlış anladık bize sunulanı, şehrin kara saçlı, gök gözlü kızı. Ya hiç anlamadık.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.