Günah

Adem’in günahını sırtladığım günden beri,
buyruğun telakisinden bir haber,
Sen’i aradım çağlar ötesinde yaratılmış,
bakışlarının hürriyetinden yoksun kaderimle.

Hasan Dağı’yım sen yokken, gökyüzüne açılır efkarım,
kuzusuna gönlümü açmışım çobanlarının,
eteğimde, hakikati arayan bir derviş,
hüznüme ortak olsun diye böyle gariban,
böyle naçar, rüzgarını eserim Anadolu’nun.
Bir anda şehrin sokaklarında körpe kızların,
hadsiz kahkahalarıyla bölünür uykularım.
Ram olamam gözyaşına anamın,
anlayamam, anlatamam kadınlığını kızların.

Toros dağlarıyım, uzanarım besmele gibi doğunun çığlığına,
ne göğsümde pagan mabetler putlaşır,
ne kiliseler İsa’ya anlatır beni,
bir Ezidiye, omzumdan doğan güneşi satarım
hissederim kahrını, karanlıkta kalan insanlığın.
Şehrin sokaklarında eskiyen gençliğimle,
zamanında ölebilmenin umuduyla uyanırım.
Çocukların açlığına aç olmanın,
tok karnına kurulan sofrasındayım.

Fırat’ım, suyu kutsar gibi akarım Mezopotamya’ya,
değdiğim yerde şehvet dolu bir visal,
yeniden yaratılmanın gururunu yaşar şılgalar,
tevazunun manasında Tanrıyı anan başaklar,
koruklar, fidanlar, goncalar…
Değsin için bir güzelin suskun fikrine ruhum,
ve bir kürdün çatlayan dudağından damarlarına,
hükmüm dolaşır
dilinden dökülür, şükür manasıyla.
Bir an şehre dönerim, musluktaki dünya karşılar beni,
borularla döşenmiş evlerin korkusundayım,
uyumadan uyanmanın sarhoşluğunda,
yabancıya bir telefon kadar,
koynumda soluğun,
öyle uzağım sana.

Peygamberler şehriyim, göğsümde cefanın ayak izleri,
sefasını süren nemrutlar, beyler, ağalar…
Tomurcuk göğüsleriyle Urfa’lı kızlar,
ihtiyar dudakların soluklarında titreyen,
gözyaşları, derin derin toprağımı kanatır.
Beyazın her tonu bir kadını hatırlatırken,
bir Arap kızının kıyafeti, talihiyle kararır.

Aladağlar’da höyükler barındırır göğsüm kırallara,
Acemhöyük’te bakır bilezikler, Karaağaç, Lübnan sediri,
Güvercinkayası’nda, Aşıklı’da, Musular’da anneler,
alınteriyle yoğurdu toprağımı bin yıllar önce,
zamandan yoksun sabrımla, eskittim çömleklerini.
Ve göçebeliğin o çelikten iradesiyle,
bozkırda otağı görklü bir Türkmen obasında
sadece savaşmak için yaratmadı Tanrı beni,
sevmesini de bilirdim,
bulabilseydim seni.

Havva’nın günahını sırtladığın günden beri,
buyruğun telakisinden bir haber,
Ben’i aradın çağlar ötesinde yaratılmış,
bakışlarımın hürriyetinden yoksun kaderinle.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın