Ne muazzez bir çatışmaydı seninle sevişmek

Bu mağara tek kişilik
Galerisine fikir dünyamı açtım ben
okunamaz dille yazdım duvarlarına sesimi
Nişlerini tırnaklarımı kanatarak açtım
Aklımın yağıyla yaktım kandillerini
Oysa şimdi
Adımları zihnimin antrelerinde dolaşıyor
Şehre çektiğim perdeyi aralıyor gözleri
Ve öldürmeye yaklaşmışken Havva’yı
Tekrar diriltiyor bakışları Adem’i.
Ki Adem çocuklarıyla paylaştı senin bereketli memeni.
Ondan iç içe geçmişti günah ve sevap böyle bu kadar
Öyle bir günaha gebe kalmalı ki kadınlar
İnsanlığın onurunu yükseltecek
Tekrar kovulacak kadar yüzsüz
Allah kadar gerçek.

Dağların Ağustos yangınlarını yaşadım ben toroslarda
Nar bahçelerinin arasından rüzgarı peşine takarak gelen sendin
Serinlettin
Ağzından içirdin şehvetini zehrin
Önce baharı ardından cehennemini getirdin
Altın dudaklarımı öperek kelimelerimi bakıra
Köylü dimağımı şehirli sözlerine çevirdin
Dönüştürerek sevdin beni
Dönerek sevdirdin.

Yine de
Ne muazzez bir çatışmaydı seninle sevişmek
Ne marjinal bir eylemdi terk etmek seni
Madem şehri yeniden yaltaklandırdın bize
Galiz sözlerinle karyolama soyun
Yataklar kussun seni şehirlerden
Belki ıslah oluruz, iç dünyan mahirleşir
Dingin bir haz ürer yine parmaklarından
Kavrulurken imgelerle hayatım
Üzüm gözlerinden ruhuma sağılan şiir
Yadigar bir bakış gibi annemden kalan.

About

View all posts by

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.