Zeberdec Yeşili

Bunca aradan sonra bir nasılsına sığdırılamazdı ayıpların. Yine de hoşgeldin dememi bekliyor gibi bakıyordun gözlerime. Biz örümcekler çokça severdik misafirleri hoş karşılamayı bilirdin, dersini iyi çalışmıştın. Fakat çok uzaktı bana her gelir adımın. Çok yakındı gidebilecek olman yine, yeniden. Ne yapacağı kestirilemeyen bir deli kısrak gibi fevri dokunuşların ve yemek vakti az gecikmiş bir aslan gibi vahşiceydi sözlerin istediğin olmadığında. Oysa ben yalnızca dua eden bir kara örümcektim. İsteklerin sonoral ölçü dışına çıktığında kattiyen rızama uymadığını bilir, pabuçların yorulana kadar dönmezdin yolculuklarından. Beni bir cümle ile anlat deseler ” Nasıl olsa affeder. ” diyebilecek gibi tanırdın. Doğruydu. Affederdim. Ne de olsa senin fıtratında affa uğramak, bende uğratmak gizliydi. Kedilerin, Şekspirin cennet kuşlarını tatlı şakırdılarından tutup mideye indirdiği gibiydi, aç olmadığı halde, sırf gözlerinin açlığa tahammülsüzlüğünden yakınan tabiatın. Yine de hoşgeldin, eklem bacaklılara benzetilen başımın üstüne.

Haa, bazı şiirler yetimdir. Kaderleridir bu. Bir şarkının sözleri olunca onun, herhangi bir şairin, herhangi bir şiiri olduğunu öğrenirler. Böyle olduğunda şairin şiiriyle artık vedalaşma vakti gelmiştir. Neden mi? O şiir artık çoktan şarkı olmuştur da ondan. O şiir şairiyle değil, her zaman onu seslendiren bir şarkıcı ya da ses sanatçısıyla anılmaya unutulmuştur. Üzerine kuma getirilen bestesiyle tabi. Oysa kimbilir hangi sessiz ve dingin bir kıyı kasabasına ruhunu iliştirip tasavvur edilerek yazılmıştı o şiir. Nasılsın demiştin ya hani. İşte böyleyim. Sahip çıkılmamış bir şair hüznü taşıdığım. Şiirlerimi değil, beni hiç okumadığına yalnızdım.

Neden diye soruyorsun, biliyorum. Neden ak gazelleri değil de karanlık günleri seçtim diye. Böyle büyüsün insanlık için döndüm alemin ince esprili eğlencelerinden. Ona doğru çıkmayan sen olsan bile tüm estetik tabiatınla makus bir zerrecik gibi unuturum seni. Bir tiksinç kara sineğin dahi kanatları varken ve özgürce o boktan o boka uçabiliyorken nasıl kabul etmezdim ki aciziyetimi, söyle. Bir zıpkın bir de nar çiçeği hatırımda kalan. Az sonra gelecek ‘sen’ lerin hiçbiri sen değilsin. Az sonra yazacaklarım şarkı olmuş bir nazımdır. Ve hiçbir şekilde Oksfortta kurgularla bıçak altına yatmayacaktır.

Sokak başlarını tutmuş zeberdest örümcekler
O zıpkın balığın gözünden geçip deldi sol cebimi
– gömleğimin
Hür iradeye çocuğum kaza sürdü verdiler
Yan komşularımızı çok sevdik diye bu hınç
Oysa bizden uzakta
Uzaktan kumandalıydı ilişkiler.

O masalların yaslandığı tarih susan gözlerin
Torosların canını acıtmış rüzigarın zamanı şimdi
Asfaltların ciğerini sökmeye geldi ayaklarının tozu
Bu güneş başka güneş
Ya bu ikindi
Kadınlar güzeldir diyordum
Ha hatırladım
Günahlar da güzeller

Sonra diyorum ki
Kafka değilim diye mi yetim mektuplarım
Yoksa yahudi değilim diye mi bu sitem
Gittikçe yoksunlaşan düşlerim mi tökezledi sana
Sevemedim ilk dokunuşları
Hep sonda aklım
Son din son kitap son peygamber.

Gömleğimin sol cebinde nar çiçeği
Ellerimde demir
Ben bilmem, O bilir
Mukaddes emir.

O kahramanların vurulduğu tarih susan gözlerin
Çöl güllerinin hicranını perçinler hasrete şimdi
Cesetlerimizin miskinliğini öldürmeye geldi ayağının kumu
Bu kamer başka kamer
Ya bu ikindi
Yok, demedim, dilim yandı
Daha geçmedi o günahın yarası.

Nasıl beklersin bunca yokuşla
Sağlıklı soluyabilmeyi seni
Bunca yalanın üzerine, nasıl
Çelişmeden yazabilme mi seni

Örümcekler diyorduk sahi
Baş baş zeberdec köşeleri tutmuş
Senden yoksunluk yolumda
Çareleri unutturmuş.

Ben öyle anlatabilirim ki seni
Hiç konuşmadan
Tasavvvur edemez dünyalık tecrübe beni
Yürüyüşünle vurabilirim bin yıllık hikayeyi
Tek boşluğun kalmaz kurşunlanmamış
Suçun yokken bile öldürmelere doyamam seni.

Bu hiç ölçüsüz devşirme sevdanın çok serbest aşkınlığıydı akan
Bir dize bile benzemedi aslında seni anlatmaya
Birkaç dakikamı aldı karalamak seni
Örümcekler! Sahi
Saf saf, aralarında çelik zırhtan ağ
Orada zıpkınlı cep, nar çiçeği
Ne çok mu sevdim seni?
Yaşamayı sana
Değiştim O yalnızlığa

Kuşu ölen bir çocuğa taziyeye giden
Muhammed geliyor aklıma en son
Tüm yazdıklarıma kuş gibi uçuyorum
Yabancılaşıyor tüm sevmeler.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.