ER KİŞİ NİYETİNE

seni, sana, seninle birlikte, senin için

eni konu körlemece

uzun uzadıya

sarı patikadan

koldan koşarak keçen

ayağı çamura, çap çamura sapmış

su samuru sivrisinek kanı

“kadın alakası gibi çepeçevre saran insanı”

boğumlu dostum:

yirmiikinci yüzyılın tam başından

başlayarak olacak olan için

bu şakak zonklamaları

yekini yekini gelişler

iç sıkıntıları

halet-i ruhaniyede seğirişler

kofkofkof geğirişler o adamın sofrasından

düşerek yuvarlandı bir tayın ekmek

mazlum memedin tam önüne.

kestirmede kesif bir soru:

seni niçin seveyim?

(neden değil!)

oysa gözlerin bir cevap olabilirdi

sair ılıman kalpler içinde inşa edilmiş peri masalların

cevap olabilirdi oysa.

-hayır sorguçluğum tüm bunlardan berîdir!

gerçeklik hayal kırpıntısı

yahud sadece gerçek

mazlum memed

yorganına göre uzatarak ayağını

tütün bastı yarasına

yutkundu, gözlerini fal taşı gibi açtı gözlerini

son bir kez er kişi niyetine diye

çıkadurun kerevetine

ağlıyorsam bu baş ağrısından değil

ancak kendisi kendisine kendinden bihaber

kendire dolayıp kemmiyeti

sarnıça salan ben

utanan, sıkılan, yüzükoyun uzanan ben

adını memed koyan ben

açık açık sorup da sonlar mıyım?

zorlamak hiç beklenir mi benden?

shall i start a progress or two?

sararak sarmalayıp

gerekçemi imzalayıp

“efendiler!” derken çelme takan çocuk

susuyorsam korkumdan, korkaklığımdan değil

er kişi niyetine!

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.