kierkegaard-heidegger arası metrobüsle 5 dkk

soru sormak, ağlarken gülmek benzeri bir şeydir. mahiyet olarak aynı olan bu iki eylem deliliğin çok ince sınırlarında at koşturmaktır -atları severim- çünkü iki eylem görünüşte yalnızca bulundukları yer itibariyle ayrışırlar; soru aklî bir yerlerde neş’et ederken diğeri, gülerken ağlamak, duyguyla ilintili bir takım sahanın içerisindedir. temelde sormak ve gülerken ağlamak paradoksaldir ve soru varlığı şöyle ya da böyle bilinen bir şeyi netleştirmek içindir ve aşkın bir hayret tarafından tetiklenir tıpkı ağlarken gülmek gibi ancak ikinci bir farkla; sonrakinin duyguyla alakalı bir yerlere ait olduğu hatırlanılırsa dile dökülemeyen bir hayretin sonucudur denilebilir. tam bu anda sadhguru’nun “duygulanım düşüncenin yoğun halidir” sözünü hatırlıyorum. eğer dediği doğruysa soru ve ağlamaklı gülüş arasındaki fark yer ve tezahür farkından yoğunluk ve tezahür farkına dönüşmektedir ki lacan’ın davranış da bir dildir (semptomlarda dil-davranış ikilemine yorumu) yönündeki uyarısını dikkate alırsak ve eğer daha önce de bahsedildiği gibi duygu ve düşünce yoğunluk olarak ayrışıyorlarsa fark temelde ne yer ne de tezahür ancak ve ancak yoğunluktadır.

 

“insan yürüyor da yürüyor.”

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.