YERELDEN

Eski evimizin hemen karşısındaki kıraathanede abilerimiz, amcalarımız okey oynar, batak atar, karbonatlı çay içerek zaman geçirirlerdi. Yazın en sıcak günleriydi, ayrıca kurak geçmiş bir bahar mevsimi dolayısıyla sık sık su kesintileri yaşanıyordu Sivas’ta.

Yine böyle bir gün, karşımızdaki kıraathaneyle evimizi bölen tozlu yolun üzerinde seyyar  karpuz satıcısı “kaaarpuğğz! kesmece bunlar, gel ağbi gell!” diye bağırıyordu. Ben 5. kattaki evimizin balkonundan aşağıyı seyrediyordum çünkü asansörü olmayan evimizde sabah katmer almaya gitmekten mütevellit bacaklarım ağrıyordu ve aşağı inip yukarı çıkabilecek kadar gözüm kesmiyordu açıkcası. Ben seyre dalmışken birden kıraathaneden gelen kahkaha seslerini duydum. Hiç şüphesiz bu tuhaf bir şeydi ve bir kıraathane dolusu “koca herifi” güldürebilen şey  muhakkak çok komik olmalıydı. Merakım giderek artıyordu, illa birine sormalıydım. Kıraathaneden çıkanları takip etmeye karar verdim bu yüzden ve daha 20 dakika geçmişti ki servis şoförlüğü yapan Osman abiyi, yani arkadaşımabisini gördüm. O da gülüyordu. Gizemli komik hadisenin etkisini atlatamamıştı belli ki. Bu iyiydi, çünkü Osman abiye sorup işin aslını astarını öğrenecektim.

Artık öğrenmenin zamanı geldi diyerek 5 katı birden inip çıkmayı da umursamayıp aşağıya inmeye karar verdim, çünkü Osman abi minibüsünün camını siliyordu ve bu Osman abinin meşgul olmadığı anlamına geliyordu. Soru sormanın tam vaktiydi.

Sandaletlerimi giydim, koşa koşa aşağı indim. Önce Osman abiye selam verdim halini hatrını sordum. Osman abiye hemen soramazdım sonuçta, büyüğümdü o ve ben terbiyesiz bir çocuk değildim. Neyse biraz daha laf dolaştırmaktan sonra ağzımdaki baklayı çıkardım:

-Osman abi, dedim. Az önce herkes kahkaha attı ta ben duydum evden neydi güldüğünüz?

Osman abi tekrardan gülmeye başladı, sonra:

-Ha, o mu şey canım, dedi. Veli’ye sağlam laf koydu Muharrem abi, dedi ve anlatmaya koyuldu.

Meğer, bizim saflığı ve patavatsızlığıyla meşhur Veli abi karısının  yeni doğum yaptığını söyleyen Muharrem amcaya benim niye haberim yok diye sormuş. Muharrem amca da ” Haberin olsa gelip karının avuzunu mu içeceğn p..evenk herif?” demiş. Hiç bir şey anlamamıştım ama Osman abi yine gülüyordu hikayenin sonunda.

Anlamamanın verdiği hayal kırıklığıyla eve döndüm ve babamın eve akşam gelişini dört gözle bekledim. Babam gelince hemen sordum avuz ne diye. Babamı da gülme aldı, o da duymuş birinden olanları. Sonra anlattı, eskiden köylerde birisinin ineği doğum yapınca komşulara haber salınır ve ineğin ilk sütünden ki çok değerli bir şeydir içmeleri için insanlar davet edilirmiş. İşte o ilk süte de avuz denilirmiş. Tabi, köy hayatını bilmeyen ben bunu en sonunda babamın açıklamasıyla anlamıştım.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.