Benim Fikrim + Senin Fikrin = Benim Fikrim

Birlikte olmak zordur. Zor değil de bize zor gelir. Çünkü biz ben nesliyiz. Bu bizi öyle farklı bir platforma çıkarıyor ki çelişki içerisinde bin bir çelişki. Şöyle. Hem herkesin düşüncesi, 21. yüzyılın amele felsefesine göre, aynı değerdedir hem de biz herkesten farklıyızdır. Görünürde pek de çelişkili durmuyor, ama aslında işin babası bu. Biraz eğileyim. Herkesin düşüncesinin aynı değerde görülmesi meselesi. Düşüncelerin en saçması olan bu yaklaşıma göre siyaha beyaz diyene de “saygı” göstermeli. Niçin? Çünkü onun fikridir, elbette vardır bir bildiği. Peki doğruluk? Doğruluk görecelidir. Görece nedir? Değişkenlik. O peki? İnsan. İşte, aslında, birlikte olmayı zor kılan durumun tersten okunuşu.

Bugün, savunduğu fikri sağlam temellendirilmemiş birisiyle münakaşaya girdiğinizde hemen sıyrılmak için “Benim görüşüm bu”,”Ben böyle düşünüyorum” diye kıyıya çıkılabiliyor. Başka türlü okursak, diğerlerinin dillendirdiklerinin değeri sıfır oluyor. Zamanın ruhu ona bu özgürlüğü bahşediyor. Böylece kibrini muhafaza etmiş ve geri adım atmamış oluyor. Herkesin farklı olmasına gelince, yok böyle bir dümen. İnsanların yüzde doksanı aynıdır. Aynı şeyleri hisseder, düşünür, yapar. Değişken olan sadece icra ediş metotları. Neden böyleyiz peki?

İnsan kendisini ne kadar farklı düşünürse o derecede pazara müsait olur. O kadar sisteme uygun hareket eder. O minvalde yaşar. Özgürlük, demokrasi, hak-hukuk hep başkalarının bize müsaade ettiği kadarı. Kandırılmış büyük bir güruh olarak biz, insancıklar, aslında birçok şeyin farkında değiliz. Etrafımızda bunca yalan fink atarken, nasıl birlikte hareket edelim peki? Kolay mı?

Not: Biliyorum, hepimizin her zaman başka önemli işleri var ve bunun öznesi yalnız kendimiziz. Dünya biziz çünkü, biz yoksak o da yok.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.