Ölüm Üzerine 1 – Ölümün Olumsuzluğu

“Ölüm”e atfettiğimiz olumsuz mana aslında hayat görüşümüzün bir yansıması. Onu o kadar ötelemek istiyoruz ki, olumsuzlayarak akla getirmemek niyetindeyiz. “Hayata son vermek”ten tutun “canlılığın yitirilmesi, kaybetmek, azalmak, aşırı yorulmak” manalarına değin hep olumsuz anlamları vermemiz boşuna değil. Peki ama neden?

Ölüm ve peşine taktığı birçok çapulcu sıfatı hep olumsuz. Örneğin, “ölümsüz:  kalıcı olan” sözcüğündeki –sız olumsuzluk ekini getirdiğimizde ortaya olumlu bir mana çıkıyor. Neden yaşa-maz olumsuz da öl-mez olumlu?

Atalarımız veya onların atalarından her kim verdiyse ölüme bu manayı böyle düşünüyorlarmış, zırt diye ortaya çıkmamış neticede. Yaşam endeksli bir hayat. Halbuki hayat dediğimiz vakalar bütünü, yaşam ve ölümün (sonrasının tabi ki) yekvücut olduğu bir duraklar silsilesidir. Gel gör ki “ölüm” gibi kafir bir kelime insanı ister istemez bu dünyanın bir adamı yapıp sonrasından uzaklaştırıyor. Bu, oturup tefekkür edilip de davranışa yansıyan bir hal değil elbette fakat kanıksanmış. Bir dine inanmayanlara lafım yok, onların tek bir yaşamı var zaten fakat inananlara ne oluyor? Ne oluyor lan bize? Emrihak olarak görülen bir olayı layemut bir şekilde mi sürdüreceğiz sanki? Yaşama bu kadar bağlanmak neden? En son neye üzüldük? En son üzüldüğümüz şeyin geçiciliğinin derecesi ne? Neden üzüldük? Yaşamın mı hayatın mı bir parçasıydı o?

Biz “yaşam” dediğimiz şeyi başı belli, sonu belli bir doğru parçası olarak görüyoruz. Halbuki o, “Her iki yönden sonsuza kadar giden aynı doğrultudaki noktalar kümesi” olan doğrudur. Doğumdan öncesi de vardır, sonrası da. Bu sebeple onu bir ışın olarak da kabul edemeyiz çünkü sonrasındaki bir sonsuzluğu kabul etsek bile belirlenen o başlangıç noktası, doğum-öncesi iradeye ihanettir. Gâlû belâ’nın –istemeden de olsa- örtülmesidir. Hayat, ölüm ve yaşamı içinde eritmiş bir Doğru’dur.

Bugün “ölüm” dünden daha da çok “ölüm”. Tam manasını bulmuş, bağdaş kurup oturmuş. Ne bizim anlamını düzeltmeye niyetimiz var, ne onun tahtından ayrılmaya. Üstüne üstlük onun zıt anlamlısı olarak “yaşam”ı görüyoruz. Zıt. Tezat. Karşıt. Akla kara gibi ayırmışız. Yaşam, olumlu olmalı çünkü. İyi ama o neden? Onu da varın kendi benliklerinizde, bencilliklerinizde, şehrinizde, sokağınızda, odanızda; siz olan her yerde arayın. O zaman “ölüm”ü neden olumsuzladığımızı zaten kendiniz bulacaksınız.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.