ALELACELE

Yine koşar adımlarla eve gidiyordu. Neyse ki genç ve hızlı idi, yetişmişti tuvalete.

Çamaşır makinesini fark etti. Sabahtan attığı çamaşırları asmak için kapağı açtığında etrafa hoş bir koku yayıldı. Koku hiçbir çağrışım yapmadı. Daha önce yıkasa bu yumuşatıcı ile belki çağrıştırırdı. Bundan sonraki kokularda bu ânı hatırlayacaktı. Ömer’in eşyalarını bir yere toplayıp yavaşça kendininkileri astı. 

Mutfaktan gelen kaynama sesiyle oraya koştu. Makarna suyu uzun uzadıya kaynamaktan bir avuçtan biraz daha fazla kalmıştı. Biraz su ekledikten sonra bir avuç kadar fusulli makarnayı tencereye bıraktı. Biraz tuz ve bir çay kaşığı zeytinyağı ile kaynatıp hazırlarken aklına dolaptaki peynirler geldi.

İyi bir sos çıkarabilirdi. Ne zaman makarna yapsa eldeki malzemelerden bir sürü şeyi karıştırır neye benzediği belli olmayan ama hoş tadı olan bir makarna yerdi. Kaşar peynirini gördü ama karar veremedi. Az yağlı peynir bir gün daha kalsa yenmezdi. Onu epey ufaladı, kenara bıraktı. Makarnayı süzgeçe koydu, az daha yanıyordu. Sos için boşalan tencereye el ayarı göz kararı zeytinyağı , ketçap, bir tutam çeşni ve ufaladığı peyniri koydu. Nedenini bilmeden bir tahta kaşığı kadar da su ekledi, musluktan. Hepsini birlikte.

O da merak ediyordu neye benzeyeceğini. Her şey birbirine girip kaynayınca soğumuş makarnayı tencereye atıp karıştırdı. Fena görünmüyordu ama bir şeyler eksik gibiydi. Altını kıstı ocağın ve odasına koşturdu. Bilgisayarını açıp Müslüm Gürses’in son albümünü çalma listesine ekledi. Telefonunu da şarja takıp daha sonra açmak üzere yatağının üzerine bıraktı.

Makarna yanmadan yetişmişti. Eksik olan şeyin kaşar olduğunu düşünüp son derece asimetrik kesilmiş iki dilim kaşarı makarnanın üzerine bırakıp eriyişini izledi kısa bir süre. Görüntüsü tuhaftı. Tabağa koyup odasına geçti, masasının üstü bir sürü ıvır zıvır ile doluydu. Odanın içinde biraz sağa sola bakınıp yatağına oturdu. Tabak kucağında. Üfledi ve ürkerek ilk kaşığını aldı. Tadı çok güzeldi, hayret etti. Karmaşıklığın/karışıklığın/kaosun dengesini nasıl bulabildiğini yine anlamlandıramadı. Yedikten sonra her şeyi lavabonun önüne koydu ve küçük termosu ile su içti. Bardak alıp sonra yıkmadan oraya bırakmaya çok üşendi, ilk defa.

Yatağına oturdu ve arkadaşlarını epeydir yalnız bıraktığı bir platform için deneme kaleme almayı denedi.

Denedi.

Denedi.

Aniden maç saatine çok az bir zaman kaldığını fark etti, evden çıktı. Yıkanmamış tozluklarıyla. Alelacele.

 

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.