BATI İKİ YÜZLÜ MÜ?

Ulan oğlum bu rezil Batıyı görüyon di mi? Yine şerefsizler faşistliklerini nasıl ortaya koyuyolar. İkiyüzlü herifler. Akşama kadar çocuk hakkı, kadın hakkı, mülteci hakkı, dünya vatandaşlığı, hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokrasi bilmem ne… hep zırvalık. Kendi köpekleri ölse dünyayı ayağa kaldıracak olan bu küstahlar itlerine gösterdikleri ilginin onda birini bile kana buladıkları güzelim coğrafyalara, oranın insanına çok görüyorlar. Aralarında vicdanlı insanlar elbette ki var, her yerde olur, ama genel olarak baktığımızda zihniyetleri çamur içinde. Yöneten de yönetilen de lağıma batmış.

masks-300x300           Bak dostum, ben Batının savunduğu değerlerin göreceli olduğunu ve işlerine nasıl geliyorsa o şekilde hareket ettiklerini düşünüyorum çünkü böyle düşünmeme sebep “n” tane örnek okudum, dinledim veya şahit oldum. Bu meseleyi aslında onların ikilemi gibi görerek eleştireceksek ben yokum. Çünkü bu adamlar, bunların medeniyeti, kültürü ve toplumu ikiyüzlü veya çifte standartlı değil. Adamların “n” tane yüzü, “n” tane standartı var. O söyledikleri veya savundukları tüm değerleri sabitledikleri bir merkez yok. Aslında var da o merkez kaygan bir zemin üzerinde, yani çıkar/menfaat/kâr. Artık ne dersen. Oysa senin de içinde bulunduğun toplumda uyulması gereken merkezi bir zemin var: İlahi emirler. Uyanı da vardır uymayanı da bilemem ama hiç uyulmadı ki zaten dersem ağzım kayar. Hele hele bugünki Batıya bakacak olursak güçlendikçe zalimleşmeleri (en sekülerine de en solcusuna da) geçmişteki ne bileyim Osmanlıyı sevdirebilir.

Adamlar merkezini bu kaygan zemine oturttuğu için vicdani bir yük hissetmiyor. Alıyor başka bir coğrafyanın toprağını, bin bir bahane ile kana da buluyor, fakirliğe de. Vicdani rahatsızlığı hiç yok çünkü  merkezinde kendi çıkarı var. Bu sebeple bu amaca ulaşırken izlediği yol ve yöntem de çok önemli değil. Önemli olan, menfaatin elde edilip edilmediği. Sadettin Ökten kibarca der ki: Batının referansı “konjonktürdür.” Bugün işine gelen yarın gelmez, sürekli değiştirir standartlarını.

Bunlar yeni şeyler değil. Adamlar Rönesans’tan Sanayi Devrimi’ne, oradan Birinci Dünya Savaşı’na giden yolda bu yaklaşımları nedeniyle gittikleri her yere ölüm taşıdılar, her yeri yerle bir ettiler. Moğolloar’ı aratır oldular. Savaşlar, atom bombaları, daha yakın zamanlarda virüsler, biyolojik silahlar vs… Neden? Güç elde etmek ve hükmetmek için.

Neyse, sürekli bu tartışmalara giriyoruz. Söylemekten dilimde tüy bitti. Adamların sonsuz sayıda standartı var ve bu bir gerçeklik. O sebeple diyorum size, Batı bu, yüzsüzlük diyeceksen tamam öyle olsun. Adamların gerçek yüzü bu, yüzsüzlük. Böyleler. Ne abartalım ne yerin dibine sokalım. Ne eksik ne fazla. Bak iki tane örnek vereyim sonrası sana kalsın. İster düşün ister küfret istersen de sus. Ben bilmem.

1913 yılında Osmanlı, Girit’i kaybetti. Elbette süreç öyle pat diye olup bitmedi. Adada epey çatışmalar olmuş. Tahmisci-zâde Mehmed Macid hatıralarında diyor ki Giritli müslümanların başından geçen korkunç felaketlerin Girit’i kan ve ateşe boğduğu uzun senelerde Batı müteessir olmuyordu. “Halbuki hıristiyanlardan tek bir fert şöyle böyle, hatta nefis müdafaası sebebiyle canı yanmış bir Türk tarafından yok edilince mübâlaâğasız bütün hıristiyan dünyasının parlementoları, bütün Avrupa basını sütunları büyük bir galeyân ile coşuyor….”  Diğer örnek de Filistin-İsrail çatışmasından aklımda kalmış. 30 Kasım 2002’de İsrail askerleri “şüphe” duydukları için, Ramazan Bayramı evvelinde Birleşmiş Milletler bayrağının dalgalandığı Dünya Gıda Programı’na ait Gazze şehrinde tonlarca un, pirinç ve sebze yağı bulunduran binayı dinamit ile havaya uçurdular. Gıkı çıkmadı kimsenin gıkı. Zaten bugünki mülteci, sığınmacı, göçmen ya da kaçak işçi dedikleri yerlere hiç girmiyorum bile…

Aha bak Osman Baba arıyor yine. Sizin yüzünüzden bir gün olsun adamcağız aramadan eve girmiyorum. Hadi kaçtım ben, yarın tekrar konuşuruz.

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.