Hayvanseverden “Hayvana” Dönüşüm

Aslında başlıkta “hayvana dönüşüm” derken insana hakaret unsuru gibi kullandım ama sebebini ben de bilmiyorum. Keşke dönüşebilseydik. Çünkü burada bahsedeceğim şeyi hayvanlar asla yapmazlar. Onlar özgür, rahat, barışçıl ve doğayla uyumlu canlılardır.
Bu yazıyı geçenlerde gördüğüm çok güzel irili ufaklı ama anlam dolu yapılardan etkilenerek yazmaya karar verdim. Kuş yuvaları. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri diyebilirim, sadece süsleme amacı yok. 1Yaratandan ötürü yaratılana duyulan hürmet, sevgi ve şefkat gibi duyguların yansıması olarak yeryüzündeki en önemli yapıların-ibadethaneler- üzerine, kenarına veya köşesine yerleştirilmişler. Tesadüf olmadıkları kesin. Geçen hafta ilk kez ziyaret etme şansı bulduğum Üsküdar Ayazma Camiinin üzerindeki kuş evleri çok ilginçlerdi. Bazısı büyük bazısı küçük, caminin farklıfarklı köşelerine kondurulmuşlar. Tabii birçok başka örneğine İstanbul’da rastlamak mümkün. Örneğin; Süleymaniye Cami, Nuru Osmaniye Cami, Fatih Cami, Laleli Cami gibi daha çok yapıda kuş evlerine rastlayabiliriz. Kuş yuvalarının boyutları serçe, güvercin veya sanıyorum kırlangıçlara göre yapılmış ki her kuş kendini güvende hissedebileceği bir yaşam sürsün. Yuvaların oldukça yüksek yerlerde olmaları da kuşları korumaya yönelik bir fikrin ürünü oldukları yönünde yorumlanabilir. Bu güzellikleri çoğu zaman fark etmeden yolumuza devam edebiliyor, ilgi çekici bulmuyor, ilişki kurmuyor veya ardındaki manayı düşünmüyoruz. Peki ya bakanlar? Ya da bakıp da göremeyenler? Otorite sahibi kişileri bu tarz yapılardan (estetik sanat ve mahlûkata saygının- merhametin bir arada olduğu) feyz almaya davet etsek icabet ederler mi? Komşularımız camımıza konan kuşlar için ne derler?

Hayvanseverden bir şeylere dönüştüğümüz kesin, “keşke hayvan kadar olabilsek.” Artık camımıza koyduğumuz yemi yesin diye beklediğimiz kumru, serçe ve güvercin insanları rahatsız eder olmuş. 2Komşumuzdan büyük bir olasılıkla şunu duyarız: “Yiyecek bir şey koymasanıza ya, camı kirletiyorlar.” Tabii, zihin ve duygu dünyamızdaki bir asrı geçmeyen bu dönüşümde nelerin payı olduğu bambaşka bir tartışma konusu.
Peki, koltuk sahibi olan insanımız ne yapıyor? Bunun da içler acısı haline Eminönü’ndeki Yeni Cami’de görebiliriz. Kuşların konabileceği, etrafı seyredebileceği ya da bir süre güvende kalabileceği yüksekçe demirlerin olduğu yerlere DİKEN kaynağı yapmışlar, böylece kuşlar oraya konamayacak, büyük ihtimalle civarı ve insanları temiz tutmuş olacaklar. Gerçekten dâhiyane! (alttaki resimde net gözükmüyor maalesef, ancak yakınlaştırma ile fark etmek mümkün) Gerçi sadaka taşlarını betonla dolduran, tarihi eserlerdeki bazı yuvaları ve minik pencereleri betonla kapatan, basit ve bayağı zihniyetin iyi bir şeyler yapmasını beklemek yerine bizler harekete geçip etkin rol almalıyız sanırım.

Bir diğer örneği mimari bir yapıdan değil küçük bir meydandaki bir ağaçtan. Yaklaşık dört beş yıl 3Mecidiyeköy’den Boğaziçi Üniversitesi’ne giderken Mecidiyeköy metro girişinde bir ağaç vardı, hatta oradan geçerken birkaç kez de kuşlar üstümü pisledi. Geçen yıl alt geçit düzenlemeleri ve o meydan düzenlenirken o ağacı soyup soğana çevirmişler, kuruyup gitti sanırım, tabii kuşlara konacak yer de kalmamış. Artık güvercinleri görmüyorum zaten, yapılan banklarda insanlar rahatça oturuyor, gölge yok ama olsun, kuş da yok. Şehrin tüm akışında, hızında ve kalabalığında Mecidiyeköy gibi bir yerde belki de en çok doğadan bir şey görmeye ihtiyaç varken, hayvanların yaşadığı alanı bencilce şekillendirmiş, betonlaştırmışız. Vay canına mükemmel olmuş! (yandaki fotoğraf son hali değil, düzenleme öncesi ve sonrasına dair bir kare)
Yazımı sizleri güzel bir örnek ile baş başa bırakarak noktalıyorum.
Kanûnî Sultan Süleyman merhum, Topkapı Sarayı’nın bahçesindeki ağaçlarda mebzûl miktarda karınca görülmesi üzerine kurtulmak için çare araştırır ve ağaçların gövdelerine ve diplerine kireç tatbik edilirse meselenin çözüleceğini öğrenir. Bunun üzerine mübarek şeyhülislam Zembilli Hocasına bu durumu şöyle sorar:
Hocam!
Dırahtı (ağacı) ger (eğer) sarmış olsa karınca
Zarar var mı karıncayı kırınca?
Cevap benzer şekilde gelir Zembilli’den:
Yarın Hakk’ın divanına varınca
Süleyman’dan hakkın alır karınca

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.