perdeler ve saire

Perdeler var, çok kalın. Zarifoğlu demişti. Bizi duvarla kendi arasına sıkıştıran deri perdeler; nefesimiz kesen, sonra huzura doğru bir adım daha bahşeden. Perdeler. Koyu kırmızı. Perdelerin ardından yükselen sesler. Kalbi şerha şerha yaran, aklı zerrelere ayıran, bedeni ruhtan ayrı düşüren yakarışlar, gözyaşları, haykırışlar,Read More

AMCAMIZIN OĞLULAŞAN

Derin derin nefes aldı, hafifçe başını ileriye doğru uzattı. Gövdesinin başını takip ettiğini farketmeden: -Seni seviyorum, dedi. -… Olmayacaktı, pat diye söyleyecekti: -Kendimi yoketmek istiyorum. -Na-nasıl yani? -İşte öldürmek. Ölümü ilk defa yokolmakla aynı kefeye koymuştu. Son zamanlarda zihnine fazlaca tecavüz eden “görünür”Read More

CEKETİM KOKARKEN YAĞMUR

Ben kızlara “selam!” diyorum, böyle seküler onlar da başkalarına –ayakları paradoksal bir cinin sabah oluyor oluyor akşamı, “ya bizim bir Petrus var; ama nasıl, işte, şey… bak diyor: bu çocuk gül gerecek sak layacak; gâh bak gâh buraya yazıyorum. bitmiyor çatışmalar, gülüyorum insanınRead More

Aşık olmanın incelikleri üzerine, ve bok

Birisiyle tanıştığınızda, hatta tanışmayıp sadece gördüğünüzde, ilk intibanız onun “iyi” olduğu yönündeyse o sizin potansiyel maşukanızdır. Bu kişilerin niceliği-niteliği fark etmez, nerede tanıştığınız da aynı şekilde. İşte etrafta yürüyen onca tanıdık arasından bir “iyi” zamanla sıyrılıp “çok iyi”ye doğru evrilirse o zaman abayıRead More

Ustalar ve Çıraklar

Kendimizi bildik bileli ustalar var. Ustaları doğuran çıraklar da. Bunlar aslında birbirini hem tamamlar hem baltalar. Şimdi, gelin biraz ustalık ve çıraklıkta; sanat ve sanatçılıkta gezinelim de neymiş dertleri bi’ öğrenelim. Tabii,  benim ilgilendiğim kısım daha çok bugünkü durum. Evvela, hani bugün birRead More