Atilla ile Maide 3

Sevgili Atilla, Mailin beni çok mutlu etti. Ben maalesef Hollanda’ya taşındım. Şubat ayında İstanbul’da değilim yani. Kendimi biraz toparlamak için Hollanda’ya geldim. Sosyal medya hesaplarını kapattığım için kimseyi görmüyorum. Gerçi sen hiç kullanmıyordun, değil mi? 😉 Numaram değiştiği için ulaşamadın muhtemelen. Muhtemelen kelimesini ilk defa cümle içinde kullanıyorum. Türkçeye tam alışmıştım, döndüm. Seninse TürkçeyleRead More

Atilla ile Maide 2

“… sevgililere artık hiç tavsiye vermiyorum. Sadece, birbirinize iyi bakın, diyorum. Sen de kendinin sevgilisi ol ve ona iyi bak.” Başka ne öğütlenebilir ki uzak bir sevdicek için? İliklerine kadar ıslanmışsan, lime lime olmuşsan, mazgallardan süzüldüysen, yaprak yaprak döküldüysen ve biliyorsan bir daha aynı yapraklarının gövdene dönmeyeceğini, ne söylersin? Belki başka bir şey, amaRead More

Ey Büyük İntihal

Kurdüş, içinde böylesi bilmeceler, acılıklarla aşıyordu deniz’i. Ama Mutlu Adalardan, dostlarından dört yıllık bir arayla uzaklaştığında, yenmişti bütün acılarını: utkulu, sağlam basan ayaklarla duruyordu yazgısının üzerinde. Sonra, sevinen törel bilincine şunları dedi Kurdüş: Bir başınayım yine, bir başına olmak istiyorum, berrak gökle yalnız, açık denizle: kuşluk vaktidir çevremde. Dostlarımı bir kuşluk vakti bulmuştum ilkRead More

Zor Bir Memlekette Büyümek

” Hikmet Çaybükü zor bir çevrede büyümemiş bir insan. Büyüyemedi çünkü Lamarkçı evrimin hakim olduğu bir çevrede kurtuluş çok da geniş olmayan bir ihtimaller kümesi teşkil ediyordu. Yani yalnızca boynu uzayanlar hayatta kaldı ve onlar zürefa oldu ve geri kalan herkes öldü. Öldüler ama nefes almaya devam ettiler. Bakın Hikmet’e nasıl da can çekişiyorRead More

Sağa Sola Sataşmalardan Arınmış, Okunduğunda Keyif Veren, Bir Öykü Fikrinden Ziyade Bu Gerçek Bir Öykü, Okumayan Pişman Olur, Tıkla Oku, Hemen Oku!

Bu ilk cümledir. Bazı kitapların ithaf sayfasından sonra “Bu sayfa kasten boş bırakılmıştır.” yazan bir sayfa vardır. O sayfa kasten boş bırakılmamış gibi geliyor bazen bana. Çünkü bir ibare ile bize o sayfanın kasten boş bırakıldığını söylüyorlar. Mesela bir sonraki sayfa kasten boş bırakılmıştır lafı da bir sonraki sayfanın boş olmasına halel getiriyor kanımca.Read More

What we’re gonna do when the baby comes?

“Bugün güneşli bir gün. Hafif bir rüzgar ensemi gıdıklıyor. Ağaçların altında, çimenlerin üstünde yürüyorum. Cins cins köpekler çiftleşiyor her yerde. Çok şıkım, yanları cepli emekli şortu ve bana iki beden büyük gömlek beni oldukça iyi hissettiriyor. Buradaki yazılarımdan sonra herkes beni tanıyor. Sanki herkes biraz mutlu. Bir bebek agucuk gugucuk bir şeyler mırıldanıyor. AnnesiRead More

MİLLETVEKİLİ

“Meclisteki görevime başladığımda acaba ne zaman benim buraya ait olmadığımı fark edecekler diye düşündüm ilk olarak. Oraya giderken giydiğim ütüsüz takım elbisemle daha ziyade bir atama işini hallettirmeye uzun yoldan gelmiş, araya hafta sonu girmiş de işi pazartesiye kalmış, eşiyle bu yüzden arası bozulmuş gariban bir memur gibiyim. Kalmadı artık öyle memurlar demeyin. HerRead More

İnfial

Yol yürüdük, yokuşlar aştık, tükenen bedendir Gözler çürüttük sayfalarda, eskiyen defterdir Hangi sevdayı geride bıraktıysa bıraktı gönül Ne pişmanlık ne bir nedamet, bilseler nedendir Yarın gelecek, dün geçecek, kaybolan mekandır Sadırda çile, sırtta ağır yük, hayli yamandır Tahir seladır işitilen, yokuş yukarı yollarda Yitecek dost, kaybolan yaren, elbet imtihandır Zaman zehir, zaman panzehir, zamanRead More

Bedelin Esareti

Yıllar henüz beni akıllandırmamış ki birşeylerin daha iyi olabileceğine dair kuvvetli inançlarım var o sıralar. Aşağı yukarı 2011. İstanbul’un en güzel amfisinde, bir hoca ders anlatıyor, ben ise bir ensede kaybolmuşum. Günlerden Paraskevi, ben namaza gitmemişim Kıbrıs meselesinin iç yüzünü dinlemek için. Çantasından bir dal parçası çıkarttı ve dedi bu dal parçası Magosa’dan. GözüRead More

Ses

Çığlık atacak bakışlar nezaretinde geçtim köprülerinden Her sesi gördüm İnce ve narin Canlı ve parlak İlahi bir duadan amin demeden geçerken Yırlandım Sessiz çığlıkların ezgizinden. O köprü ki Çinvat gibi ince Sesler! Can çekişen kuduz köpeklerin Ve bir yortu gibi geyik yavrularının katli Yırtıcı kuşların kemani çığlıkları ile ahengi Duydum Azap ve al alRead More

Merhaba

“Yaşıyorlar, fakat, görmek istemiyorum. Dört gözlüğüm var. İkisini kullanıyorum. Biri yedek, birisi nerede biliyorum. Soğuk soğuk esiyor ense kökümde ölüm korkusu. Ayaklarımın altından damla damla sızıyor zaman. Tüm taşlar ıslak! Yüküm ağır, ben bir dağım. Sokağa çıkmıyorum acımasın diye güzel sandığım insanlar.”

Gece Hayatı

“Hayatımdan ve kendimden başka bir şeylerden bahsetmediğim izlenimine kapıldım. Benimle bu izlenimi paylaşan birileri var mı, yok mu bilmiyorum. Çünkü kimin neden okuyacağını bir türlü kestiremediğim yazıların arasında yaşıyor Hikmet Çaybükü. Bir süre daha, belki, yaşamaya devam edecek, bilmiyorum. Ben geceleri uyuyamamanın ne kadar kötü bir tecrübe olduğunu biliyorum. Geceleri uyumamanın bir tercih meselesiRead More

Fatma Abla, Güzelim…

O zamanlar bodrum katında yaşıyorduk. Arzum Evler… İki ayrı bloktan oluşuyordu bu arzu. Biz B blokta oturuyorduk ve nedendir bilmem A ve B harfleri arasındaki öncelik sonralık ilişkisi o küçücük benliğimdeki gururu rahat bırakmıyordu. Her ne kadar B harfi A’dan sonra gelse de bizim bloğun çok daha güzel olduğuna inanıyor, kendime bunu sık sıkRead More

Beklemeliyim

Perdeleri oldu olası sevmemişimdir. İzlenmek çoğunluğun hoşuna gitmez biliyorum ama saklanmakta benim hoşuma gitmiyor. Sabahları yatağından kalkar kalkmaz perdeyi açıp güneşi selamlayan insanlardan değilim. Öyle olmak gibi bir düşüncemde yok zaten Tam tersi güneşin beni yatağımda yakalamasını seviyorum. Günün ilk ışıklarının beni rahatsız etmesini ardından ise alarmın çalmasına son beş dakika kala uyandırmış olmasıRead More

Üçüncü Çoğul Şahıs

“Ben artık orta yaşlarına gelmiş bir insanım. Etrafa bakınca gördüklerim eskiden gördüklerime göre çok değişti. Burada ağırlıklı olarak kastettiğim benden gayrısının değişimi değil. Benim -bakınca- gördüklerimin değişmesi -bazen bakmadan da görmeye başladım çünkü- . İnsan yaşı ilerledikçe iyimserliğin gençliğe dair bir durum olduğunu daha da iyi anlıyor. Ve insan yaşlandıkça kendi hislerini ifade ettiğiRead More

İnkılap

Mısır Çarşısı nefesini boğaza doğru soluduğunda baharat kokusuyla mesaisi başlardı İstanbul’un kuyumcu kuyumcu gezerdim tarihin sokaklarında altın kaplama saatleri satmak için günlüğüm tek seferlik iki katına çıkarıldığında kovulduğumu anladım daha şiir yazmaya başlamamıştım. Küreği çok sıkarsan ellerin su toplar yumuşak dokularım ayalarımı sularken öğrendim dişlerimi sıkar gibi sıktıkça küreği, bileklerime yağan yağmur ne kadarRead More

Güvercinlerin ağzına zeytin dalı sokuşturan hiç aç kalmamış olmalı

Hanım balkondaki masama kurutmak için tarhana sermiş. Hani şu ucuz bir lamba ya da abajur almak için gidilip de masa sandalye alınıp durduk yere adamı masrafa sokan büyük dükkan var ya! Ha işte oradan aldığım iki kişilik ahşap mavi masanın üzerine serivermiş tarhanaları. Ben bu masanın ortasına adaşım olan parlak mustafayı taşıdım arabamın bagajında;Read More

Devam

Ne çok ihtiyacım var zamana Ömür sıktıkça avuçlarımdan Tutulmaz bir su gibi akıyor Öyle döngüsel bir ızdırap ki kendisi Dur burada dediğim her mutlu anı Bir sebep bulup geri alıyor. Eş, dost, akraba Olur, böyle ‘hayat bu’ diyor. Aynı insan olmuyorsun ama Kalkınca düştüğün yerden; Sen bir umutla yine sakla umutlarını En derinine kiRead More

Suudi Arabistan’ın Sokak Lezzetleri

Beni bilenler yemek yemeyi ne kadar sevdiğimi de bilirler. Sabah uyanınca ”Bugün ne yesem.” diye güne başlayanlardanım ben. “Başlayanlardanım” dedim ama, böyle bir grup insan var değil mi? Yiyeceğim şeyleri düşünmek bile beni mutlu eder. Olayın vehametini daha iyi açıklayacak bir anımı da paylaşayım hemen. Kız kardeşim bir süre Londra ‘da yaşamıştı. O zamanlar yeğenimRead More

Beyaz Çarşaf ve Döngüde Kaybolan Semboller

Doğumumdan bu yana on sekiz ay geçmişti. Bedenim hastane odasında bir sedyenin ortasında öylece duruyordu. Üzerime atıverdikleri alelade beyaz bir çarşaf, annemin zihninde ölüm ve yaşam arasında sarkaçlanan varlığımın son bulduğunun bildirisiydi. Schrödinger’in kedisini duymuşsunuzdur. Hani kutu açılana kadar ölümü diri mi olduğu muallakta olan meşhur kedi. Ben de onun için o kedi gibiydim.Read More

Melali Anlamak

Bambaşka diyarların çocuklarını ağırlıyoruz soframızda. “Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı…  Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok!”. Aralarında yaşı küçük olanlar var. Kendi ülkelerinin haritadaki yerini gösterirken minik parmakları tedirgin oluyor. Bizim oyunlarımızdan hemen sıkılıyor, evdeki diğer çocuklarla kardeş kardeş oynamaya koşuyorlar.  Biraz daha büyümüş olanları ise hemen seçebiliyorum aralarından. Daha buğulu bakıyor gözleri. BurayıRead More

Ne muazzez bir çatışmaydı seninle sevişmek

Bu mağara tek kişilik Galerisine fikir dünyamı açtım ben okunamaz dille yazdım duvarlarına sesimi Nişlerini tırnaklarımı kanatarak açtım Aklımın yağıyla yaktım kandillerini Oysa şimdi Adımları zihnimin antrelerinde dolaşıyor Şehre çektiğim perdeyi aralıyor gözleri Ve öldürmeye yaklaşmışken Havva’yı Tekrar diriltiyor bakışları Adem’i. Ki Adem çocuklarıyla paylaştı senin bereketli memeni. Ondan iç içe geçmişti günah veRead More

Mutlak karanlık

Görebilmek için karanlığa ihtiyacı var, gözlerimin. Çok daha fazla siyaha. Mutlak karanlığına, mağaraların. Ve duyabilmek için seni, sedasına durgun suların. O su ki güzel annemin rahmine atıldığında dünyaya atılan akışın da hicranıydı. Adem, suların hicran ile ruha raptı insanın mükemmel acılarıydı. Ya adandım mı ben hangi oğlumu kesmek için Hangi ağaç kovuğunda sandınız kutsalRead More

Hoşça Kal

Hoşça kal elimde tuttuğum kelebekler Hoşça kal dilimde tuttuğum cümleler Hoşça kal güzel mahallem Hoşça kal üst kattan bakkala inen kova Amma illa pencereye çarpan kova Hoşça kal sadece dondurma alıyoruz diye bize bozulan Ahmet, gizli tabirimizle Haydar ki kavgaya sopasıyla en önde gider Hoşça kal trafikte sıkışan itfaiye Hoşça kal yemek kokuları iştahımıRead More

Benlikler Yok Ediyoruz

İnsanları ne kadar benliğimin içinde hissetsem, benim yakınlarıma bile uğramak istemiyorlar. Bütünlükten bahsetmek istiyorum. Bir olmak demiyorum. Sadece bütün olmak. Bir bütünlük oluşturalım. O kadar farklı karakteri, benliği nasıl bir araya getirip bir düzen oluşturacağız diye düşünüyorsunuz değil mi? Biz düzen sevmiyor muyuz? Kural sevmiyor muyuz? Bizde şuan bütünlüğü sürü olmamız gerektiği söylendiği içinRead More