Kayıp

  Ne zor şey konuşmak insana dair… Sanmaktan değil, gerçekten konuşmaktan bahsediyorum. Bilmiyorum duygularımı belli edebilen biri miyim. Elbette bu da muhataplarına sorulmalı. Kim bilir kaç seni seviyorum, yeterince taşıyamaz diye duygularımı, kalbimde kaldı? Öldükten sonra dirilmeye iman etmişim. Kaybettiklerim için bende zeminRead More

Münferit Vakalar Tefrikası 3

— … Sigara paketine baktım: “Genç yaşta ölürsünüz.” gibi bir uyarı vardı üzerinde. “Bir taneden ölmem herhalde.” dedim. Yaktım. Üşümüştüm. Belli ki benden kurtulmanın yoluydu bu. Aklımı okumuştu. Sigara içmediğimi biliyordu. Onu dinlemek için isteğini kabul edeceğimi, ona sigara almak üzere oradan ayrılacağımı daRead More

Münferit Vakalar Tefrikası 2

Sanki tüm hayatımı, boş çabalarımı, gereksiz uğraşlarımı küçümsermişçesine. Babamın ben toyluk yaptığımda dediği gibi: hıhh. “Akıl okumak, kitap okumaya benzemez.” dedi, yüzünü yine denize döndü. Sonra aklına büyük bir fikir gelmişçesine: “Bir sigara verirsen öğretirim.” dedi. “İçmiyorum ki,” dedim “ama biraz beklerseniz getiririm.”Read More

Kul

Ahrasım sana beni konuştur İçimi dök sana Dilimi çöz kendine Kilidimi kereminle Fitilimi ateşinle Yak. Delindim karanlığa beni hatırlat Etimi bük sana Aklımı eğ bana Ardımı çerağınla Önümü ferahınla Yak. Delirdim hiçliğe beni uyuştur Gölgemi uzat sana Hicabını arala bana Kurgumu kaleminle UykumuRead More

Münferit Vakalar Tefrikası 1

“Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma. ‘Ne zaman’ demişti, ‘birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!’”. İnsanın bu tip baba öğütlerini anlaması ancak bazı olaylarla karşılaştıktan sonra oluyor. Tecrübe etmek sözün idrak edilmesinin ön-şartıydı belli ki.Read More

MV Ortak Yazı

MV olarak bu ay, Fitzgerald’ın ünlü eseri Muhteşem Gatsby’nin giriş paragrafından başlayarak 13 yazarın devam ettireceği -orijinalinden tamamen farklı- bir metin kaleme alacağız. Metin aşağıda. Yazarlarımız, bundan yola ortak metni kendi kalemlerine göre evirecekler. “Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma.Read More

A’mâk-ı Hayâl

Gönlü, uzun yıllar önce aşk ve şehvet savaşının ortasında kalıp yara almıştı. Bu sebeple onu göğüs kafesinden hiç çıkarmazdı. Gün geldi, gönül teninin yarası gönül ruhuna sıçradı. O vakit sahip, hekim hekim gezip derdine derman aramağa koyuldu. Birinci hekim cahildi. “Asla!” diyordu. “BirRead More

Yurttan Sesler

Odada sekiz kişi kalıyorlar. Biri üç gecedir yok. Kaldı yedi. Geceleri biri  horlar, biri sayıklar, biri dişlerini gıcırdatır, biri hiç uyumaz, biri bilgisayar oyunu oynar, biri uyur, biri düşünür. Düşünür de neyi düşünür? Kızı düşünür, ailesini, bu ayki bursunu, taksitleri, borçları, hiç uyumayan arkadaşından sigara otlanıpRead More

A’raf yahut Koridor

  “O zamanlar büyük kentlerin varoşlarında Hayatın dengesini tartan öğrenciler vardı Taşralı yüreklerinin tedirgin terazileriyle” Okumak. Öğrendikçe ne kadar çok bilmediğini fark edip daha çok okumak. Tekrar aynı fark ediş ve tekrar bir yığın kitap. Alim Allah, ilk emir olarak “Oku!” deyip insanıRead More

AFRAZE

Afraze Güneşin doğuşuna inandır beni Senden sonra batan Namlunun ağzında inancımın çöküşü Tandıra düşmüş çocuk gibi alevler içinde Baştan ayağa yanan Alevkeş halime susamışsan Yed-i beyzâ ellerinle Afraze Her halimle Beni kendine kuşan. Afraze Yıkılır mı bu duvarlar inandır beni Seninle birlikte uzayanRead More

Hayat

                Kırdılar yine, Olmazı gösterdiler her daim. Oysa olur diye hep bir çıkış kapısı vardı. Verdiklerini, vaadettiklerini ardında bırakarak, Kırdılar yine. Sanki başka bir ömrüm varmış gibi, Bunu bizim için yaşa dediler. Erdemli olan ne varsaRead More

Kısır Döngü

Bizi anne şefkatiyle kandıran, Hep o kör memeden emziren, Kökü insan kadar eski, Öyle acımasız, öyle halden anlayan, Amasız, amansız bir ‘intikam’ var. Oysa bizim yaralarımız aynı. Biraz üstünü eşelesen, Rengi, cismi farklı gözüken Her kuytu köşede benzer inilti. Allah’ı kalabalıklarda kaybetmiş, KalabalıklardanRead More

Düşünmeyen Adam

Le Penseur, üniversitelerden kalkıp tımarhanelere oturduğundan beri Adam düşünmüyordu. Delilik, akıl oyunundan, kimyasal dengesizlikten, sosyal baskının yarattığı bunalımdan çıkıp kişisel bir suça, bir yalnızlığa, bir itilmişliğe dönüştüğünden beri Adam düşünmüyordu. O sanırdı ki delilik öyle bir akıl uçuşudur ki insan kendini tümden unuturRead More

Ta-tak

Kocaman bir fincan, zift tadında bir kahve ile, sırtımı o en sevdiğim kafedeki rahat koltuklara dayamış bir halde iken, diyorum ki o son kurşunu atarken acele etmeyecektim. Son kertesindeydim istifranın,  hadi gayret. Yok hayır, hiçbir şey olmadı. Üzülmedim benim neden yok kanatlarım diye.Read More

Kahrolsun Batı -1-

            Öküz Baş Alyon’dan beri Bizans ile aramda alaycı bir ilişki tesis etmiştim. Nasıl etmeyeyim. Savaş alanlarında askerlerimizin eğlence kaynağıydılar. Ne kılıç kullanmayı biliyorlardı ne de ok atmayı. Kahramanımız üçünün beşinin değil, otuz, kırkının kıçına tekmeyi tek başınaRead More

BATI İKİ YÜZLÜ MÜ?

Ulan oğlum bu rezil Batıyı görüyon di mi? Yine şerefsizler faşistliklerini nasıl ortaya koyuyolar. İkiyüzlü herifler. Akşama kadar çocuk hakkı, kadın hakkı, mülteci hakkı, dünya vatandaşlığı, hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokrasi bilmem ne… hep zırvalık. Kendi köpekleri ölse dünyayı ayağa kaldıracak olan buRead More