Atilla ile Maide

Hikayeye nereden başlasam bilemiyorum. Belki de en çok bildiğim taraftan Atilla’dan başlamalıyım. Atilla gündüzleri uyuyan, geceleri sarhoş olan bi adam. Hiç ayık görmedim onu şu son üç beş sene içinde. Maide gitti gideli Atilla böyledir, zaten ayık kafayla da çekilmez, yani o ayıkRead More

ürpertiler

penceremden soğuk yeller esiyor içime korkuyorum ve tir tir titriyorum oysa ben daha ufacıkken her gece sımsıkı kapatırdı annem cereyan yapmasın diye   bilmezdi ki en çetin fırtınalar hep bu küçücük odada kopardı sessizce ve ben yalnız ve yıkılmış ağlardım bir köşede  Read More

MÜNFERİT VAKALAR TEFRİKASI 4

Gece-gündüz, yaz-kış ya da ölüm-kalım demeden sürekli gezmeyi severdim çünkü. Beni bu hale getiren şey senin başkası veya başkaları olmaya çalışmanın yanı sıra hangi hâl üzere olacağını sürekli bulunduğun mekana göre ayarlamaya çalışman. Bukalemun musun mübarek? Ne saçmaladı iki dakikada değil mi? SenaryoRead More

Kayıp

  Ne zor şey konuşmak insana dair… Sanmaktan değil, gerçekten konuşmaktan bahsediyorum. Bilmiyorum duygularımı belli edebilen biri miyim. Elbette bu da muhataplarına sorulmalı. Kim bilir kaç seni seviyorum, yeterince taşıyamaz diye duygularımı, kalbimde kaldı? Öldükten sonra dirilmeye iman etmişim. Kaybettiklerim için bende zeminRead More

Münferit Vakalar Tefrikası 3

— … Sigara paketine baktım: “Genç yaşta ölürsünüz.” gibi bir uyarı vardı üzerinde. “Bir taneden ölmem herhalde.” dedim. Yaktım. Üşümüştüm. Belli ki benden kurtulmanın yoluydu bu. Aklımı okumuştu. Sigara içmediğimi biliyordu. Onu dinlemek için isteğini kabul edeceğimi, ona sigara almak üzere oradan ayrılacağımı daRead More

Münferit Vakalar Tefrikası 2

Sanki tüm hayatımı, boş çabalarımı, gereksiz uğraşlarımı küçümsermişçesine. Babamın ben toyluk yaptığımda dediği gibi: hıhh. “Akıl okumak, kitap okumaya benzemez.” dedi, yüzünü yine denize döndü. Sonra aklına büyük bir fikir gelmişçesine: “Bir sigara verirsen öğretirim.” dedi. “İçmiyorum ki,” dedim “ama biraz beklerseniz getiririm.”Read More

Kul

Ahrasım sana beni konuştur İçimi dök sana Dilimi çöz kendine Kilidimi kereminle Fitilimi ateşinle Yak. Delindim karanlığa beni hatırlat Etimi bük sana Aklımı eğ bana Ardımı çerağınla Önümü ferahınla Yak. Delirdim hiçliğe beni uyuştur Gölgemi uzat sana Hicabını arala bana Kurgumu kaleminle UykumuRead More

Münferit Vakalar Tefrikası 1

“Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma. ‘Ne zaman’ demişti, ‘birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!’”. İnsanın bu tip baba öğütlerini anlaması ancak bazı olaylarla karşılaştıktan sonra oluyor. Tecrübe etmek sözün idrak edilmesinin ön-şartıydı belli ki.Read More

MV Ortak Yazı

MV olarak bu ay, Fitzgerald’ın ünlü eseri Muhteşem Gatsby’nin giriş paragrafından başlayarak 13 yazarın devam ettireceği -orijinalinden tamamen farklı- bir metin kaleme alacağız. Metin aşağıda. Yazarlarımız, bundan yola ortak metni kendi kalemlerine göre evirecekler. “Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma.Read More

A’mâk-ı Hayâl

Gönlü, uzun yıllar önce aşk ve şehvet savaşının ortasında kalıp yara almıştı. Bu sebeple onu göğüs kafesinden hiç çıkarmazdı. Gün geldi, gönül teninin yarası gönül ruhuna sıçradı. O vakit sahip, hekim hekim gezip derdine derman aramağa koyuldu. Birinci hekim cahildi. “Asla!” diyordu. “BirRead More

Yurttan Sesler

Odada sekiz kişi kalıyorlar. Biri üç gecedir yok. Kaldı yedi. Geceleri biri  horlar, biri sayıklar, biri dişlerini gıcırdatır, biri hiç uyumaz, biri bilgisayar oyunu oynar, biri uyur, biri düşünür. Düşünür de neyi düşünür? Kızı düşünür, ailesini, bu ayki bursunu, taksitleri, borçları, hiç uyumayan arkadaşından sigara otlanıpRead More

A’raf yahut Koridor

  “O zamanlar büyük kentlerin varoşlarında Hayatın dengesini tartan öğrenciler vardı Taşralı yüreklerinin tedirgin terazileriyle” Okumak. Öğrendikçe ne kadar çok bilmediğini fark edip daha çok okumak. Tekrar aynı fark ediş ve tekrar bir yığın kitap. Alim Allah, ilk emir olarak “Oku!” deyip insanıRead More

AFRAZE

Afraze Güneşin doğuşuna inandır beni Senden sonra batan Namlunun ağzında inancımın çöküşü Tandıra düşmüş çocuk gibi alevler içinde Baştan ayağa yanan Alevkeş halime susamışsan Yed-i beyzâ ellerinle Afraze Her halimle Beni kendine kuşan. Afraze Yıkılır mı bu duvarlar inandır beni Seninle birlikte uzayanRead More

Hayat

                Kırdılar yine, Olmazı gösterdiler her daim. Oysa olur diye hep bir çıkış kapısı vardı. Verdiklerini, vaadettiklerini ardında bırakarak, Kırdılar yine. Sanki başka bir ömrüm varmış gibi, Bunu bizim için yaşa dediler. Erdemli olan ne varsaRead More

Kısır Döngü

Bizi anne şefkatiyle kandıran, Hep o kör memeden emziren, Kökü insan kadar eski, Öyle acımasız, öyle halden anlayan, Amasız, amansız bir ‘intikam’ var. Oysa bizim yaralarımız aynı. Biraz üstünü eşelesen, Rengi, cismi farklı gözüken Her kuytu köşede benzer inilti. Allah’ı kalabalıklarda kaybetmiş, KalabalıklardanRead More

Düşünmeyen Adam

Le Penseur, üniversitelerden kalkıp tımarhanelere oturduğundan beri Adam düşünmüyordu. Delilik, akıl oyunundan, kimyasal dengesizlikten, sosyal baskının yarattığı bunalımdan çıkıp kişisel bir suça, bir yalnızlığa, bir itilmişliğe dönüştüğünden beri Adam düşünmüyordu. O sanırdı ki delilik öyle bir akıl uçuşudur ki insan kendini tümden unuturRead More