Düşünmeyen Adam

Le Penseur, üniversitelerden kalkıp tımarhanelere oturduğundan beri Adam düşünmüyordu. Delilik, akıl oyunundan, kimyasal dengesizlikten, sosyal baskının yarattığı bunalımdan çıkıp kişisel bir suça, bir yalnızlığa, bir itilmişliğe dönüştüğünden beri Adam düşünmüyordu. O sanırdı ki delilik öyle bir akıl uçuşudur ki insan kendini tümden unuturRead More

Ta-tak

Kocaman bir fincan, zift tadında bir kahve ile, sırtımı o en sevdiğim kafedeki rahat koltuklara dayamış bir halde iken, diyorum ki o son kurşunu atarken acele etmeyecektim. Son kertesindeydim istifranın,  hadi gayret. Yok hayır, hiçbir şey olmadı. Üzülmedim benim neden yok kanatlarım diye.Read More

Kahrolsun Batı -1-

            Öküz Baş Alyon’dan beri Bizans ile aramda alaycı bir ilişki tesis etmiştim. Nasıl etmeyeyim. Savaş alanlarında askerlerimizin eğlence kaynağıydılar. Ne kılıç kullanmayı biliyorlardı ne de ok atmayı. Kahramanımız üçünün beşinin değil, otuz, kırkının kıçına tekmeyi tek başınaRead More

BATI İKİ YÜZLÜ MÜ?

Ulan oğlum bu rezil Batıyı görüyon di mi? Yine şerefsizler faşistliklerini nasıl ortaya koyuyolar. İkiyüzlü herifler. Akşama kadar çocuk hakkı, kadın hakkı, mülteci hakkı, dünya vatandaşlığı, hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokrasi bilmem ne… hep zırvalık. Kendi köpekleri ölse dünyayı ayağa kaldıracak olan buRead More

Konuşurken Düşündüren

O biçim düşünürdü, sen konuşurken mesela. Senin cümlelerin hep ona çıkardı. Cümleni bitirmeni de beklemez, yarısından kendine bağlardı. Hazır sazı eline almışken, ben, onlar, bizler, elliler, yüzler hep onun için var gibiydik derdim içimden.     Öyle böyle düşünmezdi, senden, kelimelerinden, çıkarımlarından beslenirdi.Read More

Tuhaf, Değil Mi ?

Ne güzel kelime tuhaf. Anlayamadığım, algılayamadığım, görmezden geldiğim, belki bilmediğim, asla öğrenemeyeceğim ya da sadece sevmediğim her şey için sığındığım yüce bir kapı gibi. Asla arkasındakileri merak etmediğim, her şeyi üstünkörü ardına gizlediğim: bir daha görmek istemediklerimi, unutacaklarımı zamanı geldiğinde, ve umutlarımı enRead More

Ben Bana Seni Sende Senden

Virgüllerinden gözyaşı, noktalarından derin bir sessizlik akan şiirler de yazabilirdim sana. Ama sen buna değmezsin. Biliyorum biraz ağır oldu bu. Oysa ne çok hoşuna giderdi değil mi? Her ünlemde bir pişmanlık, birbiri ardına boğazıma dizilen her cümlede bin kahır. Kafiyelerle ördüğümü görmek isterdin sanırımRead More

Mani

Sonra birtakım parçalarımı bir yerlere bırakıyorum. -A! Bu ayna sizin mi? Pek de güzelmiş. -Dışı bizim, içi sizindir. -Dışı bizi yakar, içi sizi desenize. -Ah! İlahi yine güldürdünüz bizi. İyi sıhhatte oldunuz maşallah. -Amacım sizi korkutmak değil. Bir buse alıp zamandan gideceğim. -KuzumRead More

Eski-III

Bu aralar, ihtiyaç duyduğum şey, sıcak süt. Bir de bal almışlar geçen gün eve, bana iki sene öncesini hatırlatıyor: her gece uyumadan önce içilen, çam ballı süt. Sıcak sütün dostluğu bir ayrı; bir kere bembeyaz. Lekesiz. Yalansız. Ne ise o. Sonra, sıcak. İnsanlarRead More

ABDULHELÂK 7: BUMERANG

  Aynanın karşısında durmuş kaybolan sesimi arıyordum. Bakıyordum. Bakmak, iniltisi olmuştu gözlerimin, ama ben yine de arıyordum sesimi. Uçup gitmişti sanki ağzımın karanlık kuşu. Yazgımın tel’in kurşunu sıkılmıştı sanki dönülmez boşluklara. Beyaz bir kelebeği yutmuştu sanki dünya. Yoktu ağzımda, dilimde, bedenimde, tinimde, Tanrı’yaRead More

ketcap mayonez

urfa. ağustos ayı. ısıcak. öyle ki, güneş sanki ışık yollamıyor da alevden sapsarı okları yağdırıyor, oklar başınızdan girip beyninize, omzunuzdan bedeninize süzülerek yakıyor adeta. “iliğine kadar üşümek” deyiminin zıt kutubu burda iliğine kadar hissediliyor. ateş gibi ısıcak arnavut kaldırımı, altınızda fırın varımıcasına yakıyorRead More

Eski-II

Günlerimi düştüğü yerden kaldırmaya korkar oldum Dostum. Her dokunuşumda kum doluyor avuçlarıma. Sonra her kafadan binbir ses yükseliyor. Bu betondan şehrin manasızlığına düzdüğüm hicivlerin hiçbiri ayrılığın acısını azaltmıyor. Gökdelenlere, AVM’lere çirkef attığımla kalıyorum anlayacağın. Ama başka türlü de katlanılmıyor uzaklığın ıstırabına. Düşlerde görmekleRead More

Eski

Her şeyden önce, dosta gelmiş geçmiş zamanlar dolusu selam ile.. Bir mektup daha yazmak geçti aklımdan bir vakit evvel, “yazacağım zamanı geldiğinde” dedikten bir müddet sonra. Sonra, ben severim ama,sen geldin aklıma, yükün daha çok artmasın dedim, belki başı eğlencedir amma, sonu burukluk,Read More

Bindallı Siyaset

Abi biliyor musun ben ne zaman sövsem konu siyasete kayıyor. Acaip bir özellik gelişti bende, kaldırımdaki aksaklıktan da başlasam, geç gelen otobusten de konuyu önce siyasete sonra sonra tek bir kişiye indirgeyebiliyorum. Bundan çıkarımlarım da oluyor, bu ülke Tek Adamın kaldıramayacağı kadar çok küfür ettiriyor. Büyük Meclisler kurulmalı abii bize, binlerce adamı binlerce odası, herkes elini taşın altına koymalı ve bu küfür bana galiba demeli sahiplenmeli. Bence bu tarz harcamalar göze çok batmamalı.