Hayvanseverden “Hayvana” Dönüşüm

Aslında başlıkta “hayvana dönüşüm” derken insana hakaret unsuru gibi kullandım ama sebebini ben de bilmiyorum. Keşke dönüşebilseydik. Çünkü burada bahsedeceğim şeyi hayvanlar asla yapmazlar. Onlar özgür, rahat, barışçıl ve doğayla uyumlu canlılardır. Bu yazıyı geçenlerde gördüğüm çok güzel irili ufaklı ama anlam dolu yapılardan etkilenerek yazmaya karar verdim. Kuş yuvaları. Osmanlı mimarisinin en güzelRead More

Düş-sesler/1

“Şu iki kitapçığın arkalı önlü fotokopisini rica edebilir miyim?” Tabi. Neydi o arkeoloji çevirisi dersinin defterine yazıdığım şiir? Ha Sezai ha ping-pong masası. Evet. Tak tak ta-tak tak. Ha ben ha fotokopi makinası. Kısa dönem planlarım arasında, arkalı önlü fotokopi çekmeyi becerebilmek var. Masa tenisi öğrenmek sonra. Neyse ki makinalar benden akıllı. Şakaklarıma doğruRead More

Postmodern Pandemi: Düzenimiz Bozulmasın

İnsan, düzeninin bozulmasından korktuğu için harekete geçmez. O anki durumunu muhafaza etme güdüsü ve içten içe daha iyiye kavuşma isteği –yani bencilliğin babası- onu haklı olduğu davada haksız kılar. Pısırıklık, ruhuna öyle bir sirayet etmiştir ki vücuduna dahi tesir eder. Gözlerinin ışığı değişir. Ellerinin duruşu değişir. Yüzünün rengi cephe değiştirir. Oysaki anlattıkları veya yarımRead More

Bana Biraz Zaman

Bana biraz zaman, Başlayamam unutmadan. Yine yalnızlığa sığınırım Süzülür, dökülür, durulurum. Bana biraz zaman, Belki iyileşirim bile; kimse anlamadan, Güneş batmadan, geceye kalmadan. Bana biraz zaman, Neden bu haldesiniz diye sormadan, Düşünün bir kez, Hangi kopma, tamamlanır hiç acıtmadan? Bana biraz zaman, Normalleşemem, ağlayıp sızlamadan, Dolaşıp isyanın kıyısında, Yaratan ile arama, kimseyi sokmadan. BanaRead More

Seçimler Nasıl Olsun?

  Bence, insanları hiç böyle büyük yüklerle (oy verme) yormamalı. Ne gerek var, çoğu zaten ne yaptığını bilmiyor değil mi? Her şeye dair fikri olanlar bir koltuğa oturanlar ise diğerlerini yormaya gerek olmasın. O sebeple benim önerim şu yönde, gene bir seçim söz konusu ama baş ağrıtıcı değil. Her 3.5 yılda bir yapılacak olan buRead More

HERR MANNELIG ne yaptın sen

Efendim, öncelikle linki verilmiş olan şarkıyı çok severim çünkü şarkı daha doğrusu halk türküsü alt zemin olarak çok yoğun ve sosyo-tarihsel olarak bize birçok veri sağlamaktadır. Dahası halk türküsünde troll kadının Hristiyan bakış açısıyla anlatılmış hikayesi bana çok acıklı gelir. Doğru düzgün bir edebi eleştirisi olmayan bu sevdiğim halk türküsünü ne zaman dinlesem yüreğimRead More

Jardin du Luxembourg ve sancılar

Yalnız mısın peki? Evet. Nicole’ün hazan bakışları düşüyor üzerime. Bitti. Başka konuya atlıyoruz hemen. Haydi. Yalnızım Nicole, gerçekten, hayır belki de abartmıyorum, belki de yüzünüze dokunduğu kadar acı, “Yanımda bir oyun var, istersen onu oynayalım” dediğiniz kadar yalnızım. Konuşun benimle Nicole. Siz de yalnızsınız. Size teyze diyebilir miyim? Kaç yaşındasın? Yirmi beş. Acınacak yaştayımRead More

KARARSIZCA

Uzunca bir süredir düşünüyorum şu anda içerisinde bulunduğumuz uyuşamama halinin sebebi ne ola ki diye. Peşinen söyleyeyim yazacaklarım belki yalnızca beni sadece beni bağlar. Çok uzun zaman önce yaşadığım ruhsal krizler sonucu bu sorgulama sürecine itilmiş buldum kendimi. Sanırım hemen hemen herkesin başından geçen ya da geçmesi muhtemel bir seviyle başladı çatışmalarım. O zamanlar,Read More

YERELDEN

Eski evimizin hemen karşısındaki kıraathanede abilerimiz, amcalarımız okey oynar, batak atar, karbonatlı çay içerek zaman geçirirlerdi. Yazın en sıcak günleriydi, ayrıca kurak geçmiş bir bahar mevsimi dolayısıyla sık sık su kesintileri yaşanıyordu Sivas’ta. Yine böyle bir gün, karşımızdaki kıraathaneyle evimizi bölen tozlu yolun üzerinde seyyar  karpuz satıcısı “kaaarpuğğz! kesmece bunlar, gel ağbi gell!” diyeRead More

Dilenciler Şerefsiz Midir?

Bu yazıdaki hedef kitlem büyükşehirlerdeki insancıklar. Konumuz da dilenciler. Hiç ummadığınız bir yerde karşınıza çıkan insanlardan bahsediyorum. Okula giderken akbil bastığınız yerin hemen gerisinde, liseden arkadaşlarınızla senede bir toplandığınız gün kafenin çıkışında, yürüdüğünüz yol kenarında… Her yerde. Zaten görünce tanıyacaksınız. Kucağında bebeğiyle el açan kadın: Bu tip, genellikle sahtekardır. Hatta geçenlerde o çocukların uyumasının sebebininRead More

Baûda’nın Vızıltısı

   ” Benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.” demişti Hz. Peygamber.     Biz yalnızca işitmiş ve itaat etmiştik. “Sadaka Resulullah!” demiştik hep bir ağızdan. Allah’ın elçisi şüphesiz doğruyu söylemişti. Halbuki bu bir çağrıydı. Belki de tam anlaşılamamıştı, hiçbir zaman.  Davetti bilgiye. İnsan en çok bilmediğinden korkmaz mıydı?Çünkü bilmek; tanımak, sahip olmaktı. Bilinmezsen  yoktun,Read More

Tarihçi Entelektüel Olmalı Mıdır?

                      Tarihçi, geçmişte insanın bulunduğu, temas ettiği ve etkileştiği her şeyle ilgilenen, araştıran ve bulgularını sunan, aktaran kişidir. Yani, geçmişin felsefesi, toplumsal olayları, ekonomisi, bilimi ve teknolojisine dair her şey tarihçinin alanına girer. Tarihi bütün bilimlerin ve disiplinlerin şemsiyesi olarak tanımlasam abartmış olmam, çünküRead More

Şeyin Üç Beşi

Adına bakmaya üşendiğim… Bir kitapta ne olduğunu öğrenmenin, anlamaktan çok anlatmaya yaracağı için, bende garip bir his hasıl oluyor. Belki bu bencilliğin, belki de içindeki bir parça mahremiyetin bana vereceği lezzeti elimden alıyor.Uykularımı kaçırıp kaçırıp beni bir köşeye atacağını düşündüğüm his. Kökü neredeydi? Bu heyula nerede ivme kazanmıştı? Bölüp parçalamak mümkün müydü? Yoksa kolayaRead More

Adam Olma Prosedürleri

Başbakan olmak için çobanlık yapmış olma önşartı aranmalı. Burnu yerde gezmeyi ve mikroyu öğrenir. Belediye Başkanı olmak için adayda şehrin otobüslerini, tramvayını, trenini, vapurunu en az 1 yıl boyunca kullanmış olma şartı aranmalı. Ayrıca trafiğin en yoğun olduğu saatlerde trafikte bulunmuş olmalı. Böylece çile nedir, nasıl iyileştirilir öğrenmiş olur. Milletvekili olmak için yıllık hizmetRead More

Benim Fikrim + Senin Fikrin = Benim Fikrim

Birlikte olmak zordur. Zor değil de bize zor gelir. Çünkü biz ben nesliyiz. Bu bizi öyle farklı bir platforma çıkarıyor ki çelişki içerisinde bin bir çelişki. Şöyle. Hem herkesin düşüncesi, 21. yüzyılın amele felsefesine göre, aynı değerdedir hem de biz herkesten farklıyızdır. Görünürde pek de çelişkili durmuyor, ama aslında işin babası bu. Biraz eğileyim.Read More

perdeler ve saire

Perdeler var, çok kalın. Zarifoğlu demişti. Bizi duvarla kendi arasına sıkıştıran deri perdeler; nefesimiz kesen, sonra huzura doğru bir adım daha bahşeden. Perdeler. Koyu kırmızı. Perdelerin ardından yükselen sesler. Kalbi şerha şerha yaran, aklı zerrelere ayıran, bedeni ruhtan ayrı düşüren yakarışlar, gözyaşları, haykırışlar, iniltiler. Baş dönmesine eşlik eden mide bulantısı. Şoför, “Uyumak istiyorsanız, aracınRead More

AMCAMIZIN OĞLULAŞAN

Derin derin nefes aldı, hafifçe başını ileriye doğru uzattı. Gövdesinin başını takip ettiğini farketmeden: -Seni seviyorum, dedi. -… Olmayacaktı, pat diye söyleyecekti: -Kendimi yoketmek istiyorum. -Na-nasıl yani? -İşte öldürmek. Ölümü ilk defa yokolmakla aynı kefeye koymuştu. Son zamanlarda zihnine fazlaca tecavüz eden “görünür” onu böyle konuşmaya itmişti. Sigarasını dudaklarına götürüp gözlerini diktiği güzel ellerinRead More

CEKETİM KOKARKEN YAĞMUR

Ben kızlara “selam!” diyorum, böyle seküler onlar da başkalarına –ayakları paradoksal bir cinin sabah oluyor oluyor akşamı, “ya bizim bir Petrus var; ama nasıl, işte, şey… bak diyor: bu çocuk gül gerecek sak layacak; gâh bak gâh buraya yazıyorum. bitmiyor çatışmalar, gülüyorum insanın kendi kardeşini günülemesi gibi(-dir) İsa kayıyor elimden, elimden kayan İsa önündeRead More

Muhafazakarlar neden pısırıktır?

Bir fikri savunmak, bir “doğru”ya inanmak ile onu göstermek arasında Hicaz’dan Yemen’e kadar fark var. Türkiye’de muhafazakar camiada bu akide-temsiliyet çatışması daha bir görünür halde. Belki son yıllarda azıcık kırılsa da aynı tas aynı hamam devam. Sözgelimi ben solcu veya marksist kardeşçiklerimizin bu konuda daha cesur olduklarını biliyorum. Milliyetçiler de aslında aynı kategoride. FakatRead More

Borç verme zarafeti ve dost

Borç alıp-vermek başlıbaşına incelenmesi gereken uzun bir mesele. Bu konuda dinlerin kuralları, insan kaynaklı yasalar ve illegal oluşumların raconları var. Yahudi tefecilerden Bakara 282’ye uzanan geniş bir spektrum söz konusu. Girmek istemiyorum, girersem toplayamam endişesi taşıyorum. Bu sebeple bunu spesifik bir konuda yoğunlaştırıp arkadaştan borç alma meselesine indirgiyorum. Bir arkadaşınızın gerçekten samimi olup olmadığınıRead More

Ah Muhsin Ünlü’nün “At”ları

Emre’ye atfen, Atlı kültürden gelen bir milletin insanı olarak atların bizim zihnimizde komik çağrışımlar da yapmaya başlaması “Leyla ile Mecnun”un getirdiği bir durumdur. Her ne kadar Burak Aksak, “at”ın –muhtemelen- Susam Sokağı’ndan kaynaklanan bir simge olduğunu söylese de ben, Onur Ünlü’nün şiirlerinde yoğun bir şekilde ele alınan “at”lar ile de alakalı olduğunu düşünüyorum. Yönetmen-SenaristRead More

Aşık olmanın incelikleri üzerine, ve bok

Birisiyle tanıştığınızda, hatta tanışmayıp sadece gördüğünüzde, ilk intibanız onun “iyi” olduğu yönündeyse o sizin potansiyel maşukanızdır. Bu kişilerin niceliği-niteliği fark etmez, nerede tanıştığınız da aynı şekilde. İşte etrafta yürüyen onca tanıdık arasından bir “iyi” zamanla sıyrılıp “çok iyi”ye doğru evrilirse o zaman abayı yakma yolunda ilerlersiniz. Acı ve uzun bir süreç. Ve zamanın göreceliRead More

Ustalar ve Çıraklar

Kendimizi bildik bileli ustalar var. Ustaları doğuran çıraklar da. Bunlar aslında birbirini hem tamamlar hem baltalar. Şimdi, gelin biraz ustalık ve çıraklıkta; sanat ve sanatçılıkta gezinelim de neymiş dertleri bi’ öğrenelim. Tabii,  benim ilgilendiğim kısım daha çok bugünkü durum. Evvela, hani bugün bir algı vardır ya, sanatı olsun bir kenarda, diye; işte o hikaye.Read More