Ey Sareban!

” Bu son çağrıdır: Toplayın pılınızıpırtınızı. Kapıdışarı. Nasıl mı: Korkum yok kaybetmekten yana, gözüm kara, kalbim kara, günden güne büyüyen süveyda, ben de süt annesi. Geldi geçti gitti, bu kadar kolay. ….. Hatır’alar bir güzel mide bulandırıyor, aklım boz bir dere,Read More

binüçyüzdokuz

Otobüste sallana sallana gidiyorum: Alnım camla halvette. (Bir çığlık: Karışmayın içimize!) Alnımın ateşini alıyor soğuksaydam. Aklım varsa bir fiske, onun da her zerresini dün geceki rüya kuşatıyor. Gerçeğin başka bir tekyumurtaikizi rüya. Nefesim kesiliyor. Bu evladımızın astım-bronşiti varmış. İnmiyor ciğerlerime nefes.Read More

Güz Bahçesi

Bülbül’e hem kızıyorum, hem de onu çok seviyorum. Kızıyorum, aşkını bencilce gizlediği için; seviyorum, çünkü ömrümde böyle aşk görmedim. Sabahın ayazında öyle bir çiliyor ki Neyzen’in avlusunda, keşke kulaklarınız olsa da işitseniz. Güllerin güzelliği Bülbül’ün şarkısı yanında hiç kalıyor. Bu şarkıRead More

Bu Şehir Arkandan Gelecektir

Göçleri sevmem, belki de hiç göç edemeyeceğimi bildiğimden. Göç eden kuşlar, ertesi güne hazırlanan bir bavul, kız evinin önünde çalan davul, paketlenip kamyona yüklenmiş eşyalar… Göçleri severim, belki de tüm göçmen kuşların ayaklarına bağladığım, yerine ulaşıp ulaşmayacağını bilmediğim mektuplardan. Kuşlarla antlaşmamRead More

İlham Kurdu

Eskiden yazmak kolaydı. Kuyruğumu daldırırdım mürekkebe, bembeyaz kağıt üzerinde pıtır pıtır yazardım. Şimdi klavyenin üzerinde bir o harften bir bu harfe zıplıyorum. Yorucu, ama eğlenceli. Dokunmatiğin üzerinde rahat rahat geziyorum, tuşlara takılma derdi yok. Dokunmatik en çok benim işime yaradı. AyrılmakRead More