Geyik Operası

… Akşam ezanına yaklaşık bir saat kalmıştı ve Adam ikinci ikindisini yaşıyordu içine düştüğü dipsiz kuyusunda. Çalışma masasına doğru yöneldi ve cam biblosunu her nereye koyduysa da penceresinden giren ışığı herhangi bir objeye bükemedi. Birçok kez denedi ışığa hükmetmeyi fakat nafile. Pes etti sonunda, yoruldu. Zihnini dinlendirmesi gerekiyordu Adam’ın. Çello sesi her zaman sakinleştirmiştiRead More

İradenin serüveni ve Adem

Ben sürekli evrilirim. Kılık kıyafetimden tutun da hayallerime kadar. Fikir dünyam hep uzayarak zamanın ötesine geçmeye çalışır. Sonra irademin tahakkümü altında ezilirim. Bu eziklik oldukça kutsal bir eziklik. Yaratılan bir zamanın dışına çıkmaya çalışan bir insan aklının kusurlu ezikliği. Kemter olmak, mutlak kusursuzluk karşısında hürriyet katar aklıma. İnsan iradesinin sonu yoktur ve Akıl, sınırRead More

Bir İnanç Sistemi Olarak Bilim

Aslında bilimin de bir inanç (ya da din) olduğu pek tartışma götürür bir membadan beslenmiyor. Fakat hala modernizmin dayattığı tek-doğruculuk ruhuyla bir mutlak-lık iddiası söz konusu. Halbuki bu “doğru”nun bir çokluk olduğu postmodernizm denen dalgayla bugün neredeyse hakim görüş konumuna yerleşti. Peki bilimi bunun neresine konumlandıracağız? Hani şu ünlü Mustafa Kemal özdeyişi var ya,Read More