İnkılap

Mısır Çarşısı nefesini boğaza doğru soluduğunda baharat kokusuyla mesaisi başlardı İstanbul’un kuyumcu kuyumcu gezerdim tarihin sokaklarında altın kaplama saatleri satmak için günlüğüm tek seferlik iki katına çıkarıldığında kovulduğumu anladım daha şiir yazmaya başlamamıştım. Küreği çok sıkarsan ellerin su toplar yumuşak dokularım ayalarımı sularken öğrendim dişlerimi sıkar gibi sıktıkça küreği, bileklerime yağan yağmur ne kadarRead More

Telkari

Toprağın kutsallığını kutsadık ve zeytin ağacının altında sabahladık seninle o akşam. Döl gibi birşeydi yaşamak, Lut Gölü üzerinden Ürdün e peyda olur gibi. Münevver bir levhadan( Mezopotamya) Sürüngen bir levhaya (Garp) Tarancı lisanıyla, “alıştığımız birşeydi yaşamak” Alışamayanların haddiyle yazdık zeytin ağacının altında seninle o akşam. Tilavetinden sıyrılarak okumanın Zıpkın fikir ataklarımızla uzatarak aklımızı ötelerinRead More

dekadans

Bu ayin midir gömleğinden sökülmüş sıra dağlara açılan ? Ne kadar aşağılara inmek gerek yukarı çıkmak için? Peşime düşürülen mağaraların, bereketli karanlığında, yangınlara açılan. Yandım. Sonsuza dek sönmek için. Akıl, tenakuz kıyısında bir kız çocuğu şimdi Memesi anneler ve babalar büyütecek, çıldırmış Binalar sokakların göğsüne bebeksiz süt kusuyor Delirmenin arefesi delilikten beter bir bilseniz.Read More

Telve

     Selülozik değirmenlerin öğüttüğü insan dimağlarının Öptükleri yerden vukuu bulan tazelik, koruklarından bellidir İçersel akışların, fikriyatı kökünden sorgulayışlarından Kalp kapakçıklarının –cık olma ötesine uzanan serüvenine Bir bahçe açmaktır çölün göğsüne dönüm dönüm Aç susuz uğraşımız, yeniden doğum tümcesine.   Biriktirdiğimiz dertleri hasbihale ayna arayan gizem Aynaları kum ve camdan öte sayan hissiyatımızdan bellidirRead More