Ta-tak

Kocaman bir fincan, zift tadında bir kahve ile, sırtımı o en sevdiğim kafedeki rahat koltuklara dayamış bir halde iken, diyorum ki o son kurşunu atarken acele etmeyecektim. Son kertesindeydim istifranın,  hadi gayret. Yok hayır, hiçbir şey olmadı. Üzülmedim benim neden yok kanatlarım diye.Read More

Eski

Her şeyden önce, dosta gelmiş geçmiş zamanlar dolusu selam ile.. Bir mektup daha yazmak geçti aklımdan bir vakit evvel, “yazacağım zamanı geldiğinde” dedikten bir müddet sonra. Sonra, ben severim ama,sen geldin aklıma, yükün daha çok artmasın dedim, belki başı eğlencedir amma, sonu burukluk,Read More

binüçyüzdokuz

Otobüste sallana sallana gidiyorum: Alnım camla halvette. (Bir çığlık: Karışmayın içimize!) Alnımın ateşini alıyor soğuksaydam. Aklım varsa bir fiske, onun da her zerresini dün geceki rüya kuşatıyor. Gerçeğin başka bir tekyumurtaikizi rüya. Nefesim kesiliyor. Bu evladımızın astım-bronşiti varmış. İnmiyor ciğerlerime nefes. Rüyadandır evladım,Read More

Düş-sesler/1

“Şu iki kitapçığın arkalı önlü fotokopisini rica edebilir miyim?” Tabi. Neydi o arkeoloji çevirisi dersinin defterine yazıdığım şiir? Ha Sezai ha ping-pong masası. Evet. Tak tak ta-tak tak. Ha ben ha fotokopi makinası. Kısa dönem planlarım arasında, arkalı önlü fotokopi çekmeyi becerebilmek var.Read More