Ta-tak

Kocaman bir fincan, zift tadında bir kahve ile, sırtımı o en sevdiğim kafedeki rahat koltuklara dayamış bir halde iken, diyorum ki o son kurşunu atarken acele etmeyecektim. Son kertesindeydim istifranın,  hadi gayret. Yok hayır, hiçbir şey olmadı. Üzülmedim benim neden yok kanatlarım diye.Read More

zamaniçre

“Ben yola aşığım, çünkü üzerinde tanıştık.” Bi’ kahve daha. Double espresso olsun lütfen. İlk yudumun huzuru. Birkaç satıra sığınmış okunaksız harfler: beynim bir şehrin geridönüştürülemez çöplüğü. Gittikçe yükselen sesler. Mırıldaşan çiftler, ders çalışan saçıbaşıdağınık öğrenciler, gözlüklüvemesafeli memurlar. Arkadaşlar, biraz sessiz olabilir miyiz, bakınRead More

Sayıklamalar-II

Sesler biriktikçe huzursuzlanıyorum. Bulamaç bir muhayyile ile. Sadece bir yuşufçuk ötsün istiyorum. Yusuuuufçuuk. Yuusuuuufçuuuk. Mısır için, davullu defli eylem yapan Kuzey Afrikalılar, Trocadero’da çığlık atan, kucaklaşan, sevişen gençler. Ankara’yı aratmayan, gece dünyanın gürültüsünü toplayıp kapının önüne bırakan çöp kamyonu. Beyaz panjurlar kapalı. SokaktanRead More