Kahve-rengi

“Kargonuz var!” diyen bir ses ofis telefonun ucunda. “Bana mı?” diye sormalar sonra. Uyudun mu, geldin mi gibilerinden saçma sapan bir soru işte. Vazgeçilmez de tabi. Bana kimse bir şey göndermez arkadaş. Bir başkasının paketini alırım her zaman girişteki güvenlikten. Orkideler gelir, kutuRead More

Ey Sareban!

” Bu son çağrıdır: Toplayın pılınızıpırtınızı. Kapıdışarı. Nasıl mı: Korkum yok kaybetmekten yana, gözüm kara, kalbim kara, günden güne büyüyen süveyda, ben de süt annesi. Geldi geçti gitti, bu kadar kolay. ….. Hatır’alar bir güzel mide bulandırıyor, aklım boz bir dere, köyün tümRead More

binüçyüzdokuz

Otobüste sallana sallana gidiyorum: Alnım camla halvette. (Bir çığlık: Karışmayın içimize!) Alnımın ateşini alıyor soğuksaydam. Aklım varsa bir fiske, onun da her zerresini dün geceki rüya kuşatıyor. Gerçeğin başka bir tekyumurtaikizi rüya. Nefesim kesiliyor. Bu evladımızın astım-bronşiti varmış. İnmiyor ciğerlerime nefes. Rüyadandır evladım,Read More

Düş-sesler/1

“Şu iki kitapçığın arkalı önlü fotokopisini rica edebilir miyim?” Tabi. Neydi o arkeoloji çevirisi dersinin defterine yazıdığım şiir? Ha Sezai ha ping-pong masası. Evet. Tak tak ta-tak tak. Ha ben ha fotokopi makinası. Kısa dönem planlarım arasında, arkalı önlü fotokopi çekmeyi becerebilmek var.Read More