CİNGEY -Bir Kelimenin Ölümü

  “Bir kuş nevi düşün ki, kanatlarını telletip, pullatıp torbaya sokuyor ve toprak üstünde sümüklü böceklerle sürünme yarışına çıkıyor.”   Cingey yok. Bu yüzden yalnızca yokluğuyla var. Kimseciklerin ondan haberi yok. O herkesi tanıyor. İnsanları tanımak zordur oysa ki.  Cingey’in boyu küçücük. Bu yürüyüşte ezilmemek için kendini kollamalı. Fakat o öylesine kendinden ibaret kiRead More

Bu Şehir Arkandan Gelecektir

Göçleri sevmem, belki de hiç göç edemeyeceğimi bildiğimden. Göç eden kuşlar, ertesi güne hazırlanan bir bavul, kız evinin önünde çalan davul, paketlenip kamyona yüklenmiş eşyalar… Göçleri severim, belki de tüm göçmen kuşların ayaklarına bağladığım, yerine ulaşıp ulaşmayacağını bilmediğim mektuplardan. Kuşlarla antlaşmam var. Beni yiyemiyorlar. Bu hikaye ayrı, başka bir gün anlatırım. “Pazardan yeni aldım,Read More

havadan sudan

Bazen okuyorum okuyorum anlamıyorum. Bir-iki-beş. Olmuyor. Vazgeçiyorum sonra. İçimdeki ukdelere bir kaş-göz, yer açın arkadaşınıza. Allah kurtarsın kardeş. Bu köşe senin. Var mı bir isteğin? “Ne güzel. Lütfen bana da anlatır mısınız uçaklar nasıl uçar?” Anlatırsın değil mi? İçimde sen’ler uçuşuyor, kusura bakma. Bak şu motoru. Şu kanatları. Motorun gücü bilmem ne kadar olmalı.Read More